22 Ağustos 2008 Cuma

HAYIRLI CUMALAR


Buzdolabından önceki zamanlarda, çiçekleri ve bazı yiyecekleri korumak için,
dağlardan buz kesilir ve pazar yerlerinde satılırdı. Sıcak bir yaz gününde, bir şeyh,
talebeleriyle şehirde dolaşırken, böyle bir buz satıcısına rastladı. Satıcı:
“Sermayesi eriyip giden şu adama acıyın, merhamet edin..”
diye bağırıyordu. Satıcının bu sözlerini işiten şeyh aniden fenalaşarak bayıldı.
Yanındakiler, kendisini gölgelik bir yere taşıdılar ve saatler sonra
kendisine geldiğinde bayılma sebebini sordular. Şeyh satıcının eriyip giden buzlarında
kendi hayatını görmüştü. Küçük sermayesinin ziyan olmaması için çırpınıp duran satıcı,
milyarla ölçülmeyen ve sonsuz bir hayatta sınırsız bir mutluluğa vesile olabilecek ömür
sermayesinin eriyip gidişine nasıl kayıtsız kalındığını düşündürmüştü ona...

En kolay eriyen sermaye ömür. Akıp giden... Akışı unutulan...
'Sermayesi eriyen adama acıyın' demiş güneş altında buz satan bir
ALLAH dostu onun için... Ömrün nefes nefes eriyişini kastederek...
Sermayesi eriyen adam var mı? Bir kelimecik yazarken,
bir nefeslik ömür azalıyor...

Yaklaşan bir ecel, azalan bir ömür ve artan isyanımızın
habercisi değil midir geçen gün hafta ay yıl?



Dilediğin kadar yaşa; öleceksin,
istediğini sev; nihayet ondan ayrılacaksın,
istediğini yap; nihayet onun hesabını vereceksin.
(Ramuz el-Ehadis 2,31)

Sermayesini hayr yerlerde ve hayr şekilde eriten canlara selam ile;

Hayırlı Cumalar...

zeynep eren

1 yorum:

Arzu-hâl dedi ki...

Çevremzde o kadar ibret alınacak hadise var ki,görebilen için.