"Enerjinizi kullanmayı öğrenin"Prof. Yıldız BatırbaygilBeyin öyle bir güçtür ki..Kafadan geçen her düşüncenin Allah katında bir talep olduğuna inanıyorum.İyi şey ister, güzel şeyler düşünürseniz cevabı aynen öyle gelir. Ama hepkorku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız.Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuylayola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa negatif enerjiyayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama arabayı siz kullanıyorsanızve böyle korkularınız varsa eğer sakın araba kullanmayın...Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir şeyler oluryani biri bir taş atsa bile gelir sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zamansiz şunu düşünürsünüz -onu kollayıp korumasam hep başına olumsuz şeylergeliyor - Neden acaba ? Bu tıpkı (yumurtamı tavuktan çıkar, yoksa tavukmu)'yu andırmıyor mu?Öyle mutsuz bir toplum olduk ki birbirimize günaydın diyemiyoruz, bir arayageldiğimizde hep olumsuz olaylar konuşuyoruz, biri bize nasılsın dese iyiyimdemeye korkar olduk, işler nasıl deseler, derhal şikayet etmeye ve her şeyinkötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyoruz, hastalıklarımızdan veölümlerden bahsediyoruz yni dostlarla da sohbetin güzelliği , keyfikalmadı.Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden paraisteyecekmiş gibi. Aynen devam edin, neyi YOK diyorsanız, onu YOK etmeyedevam edin, sürekli şikayet edip etrafa olumsuz ve zavallı görünerek herşeyin bereketini kaçırın, ayrıcada bu kadar mızırdanma sonunda dostlarınızıda kaçırdığınızı fark edeceksiniz.Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olurlar beyin şartlanmaya görsünhangi hastalıktan korkup çağırıyorsanız size onu getirir.Sürekli param yok diyen insanlar paralarının bereketini öyle kaçırırlar kibir gün gelir bir de bakarlar gerçekten paraları bitmiş ama bu bitiş aniçıkan, hesapta olmayan mecburi harcamalarda olabilir, sağlığa harcanmasıgereken miktarlarda olabilir.Gelin bundan sonra Nasılsın diyenlere ÇOK İYİYİM ÇOK ŞÜKÜR demekle işebaşlayın.......Öyle bir toplum olduk ki karşımızdakini yargılamaktan sevmeye zamanbulamıyoruz.Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var. Sevgi sunulmazsa sevgi değildir.Neyi severseniz sevin ama içinizde yoğun sevgi duyguları olsun. Birisinesevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzelbir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size g! eridönüşünden aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.Yeni bebeği olmuş bir anne eğer sıkıntıları varsa veya olumsuz bir kişiliğesahipse lütfen en olumlu olduğunda bebeğini kucağına alıp onu çıplak teninedeğdirsin. Eğer bebeklerinizin huzurlu ve sağlıklı bir bebek olmasınıistiyorsanız onu sakin kavgasız gürültüsüz ve pozitif bir ortamda büyütmeyeçalışın.Kızgınken, sinirliyken kucağınıza almamaya çalışın ve ona sınırsız sevginizigösterin. Öpün koklayın ve bilin ki bu günler çok çabuk geçecek ve bilin kiçok çabuk büyüyorlar. Bazı anne ve babalar çocuklarını çok sevdikleri haldebunu ifade edemez ve gösteremezler. Neden ? Ne zaman göstereceksiniz?Tanrı'nın verdiği bu armağana sevgiyi en güzel şekilde göstermemiz bir şükürve teşekkür değil mi ?Beyin öyle bir güçtür ki , in! san beyin gücünü kullanarak isterse kendinifelç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir. Yeter ki beyninişartlandırabilsin. Beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresivardır. Her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır.Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir hücrelerinin aynıanda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk birenerji açığa çıkar ki bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacınıkarşılayacak güce sahiptir.Size tıp kitaplarına girmiş bir olayı anlatmak istiyorum:Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyondaduruyor. İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonutemizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor.Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere biristasyonda duruyor. Kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinindonarak öldüğü görülüyor. Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normalısıda yani dondurucuya geçirilmemiş. Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği,donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak,donmanın tüm belirtilerek göstererek vücudunu buna uyduruyor.Yani beyninizi olumlu şeylere kanalize edin .Bazı insanlar ! vardır, hepkonuşurken daha yaşasam 1-2 sene daha yaşarım diye konuşup sık sık bunutekrar ederler ve kendilerine adeta bir ölüm zamanı belirlerler. Ben bulaftan çok korkarım ,eğer bunu inanarak söylerlerse beyinlerini öyle birşartlarlar ki , öyle bir kurgularlar ki gerçekten dedikleri zamanda ölürler.Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsunki uzun yaşayabilesiniz. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Ne doğru birlaf değil mi?Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynı rüyalar gibi.Yarın, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de .Ama şu anımı biliyorum,ayağım kırık bu yazıyı yazıyorum ama eşim yanımdaçocuklarım sağ ve ben bu yüzden dünyanın en mutlu insanıyım ve yarınımı dabilmediğim için bu anımı en iyi, en keyifli ve en pozitif şekildedeğerlendiririm.Bilmediğim bir geleceği düşünerek de bu anımı zehir edemem.Siz de böyle yapın ve hayatınızı birbirine karıştırmamak kaydıyla 3'e bölün.Dün, bugün,yarın diye...Biz ani stresleri çok severiz.Çünki ani streste vücutta Adrenokortikotrop hormon (ACTH) artar ve hafıza,algılama, enerji süper olur.Yani bu hormon strese karşı vücudun bir sigortasıdır. Ama siz bu stresikısır döngüye çevirirseniz yani sürekli beyninizde kurarsanız, hep bunudüşünürseniz, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsakşikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörler, tansiyon iniş-çıkışları, vücudunmuhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon ,kalple ilgilişikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz.Bunları kendinize niye reva göreceksiniz ki ?Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterli.Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızıdağıtın.Başka işlere kanalize olun ki stres yaratan faktörün etkisi azalsın veyasevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın.Bunları da yapamıyorsanız dua edin, duaların insanlarda yarattıkları mistiketki onların pozitiflenmesini sağlar.Ben evde sokakta bile hep iyilik diler ve hayır için dua ederim.
Mücahide kava
13 Nisan 2009 Pazartesi
"Enerjinizi kullanmayı öğrenin"
Beyin öyle bir güçtür ki..Kafadan geçen her düşüncenin Allah katında bir talep olduğuna inanıyorum.İyi şey ister, güzel şeyler düşünürseniz cevabı aynen öyle gelir. Ama hepkorku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız.Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuylayola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa negatif enerjiyayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama arabayı siz kullanıyorsanızve böyle korkularınız varsa eğer sakın araba kullanmayın...Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir şeyler oluryani biri bir taş atsa bile gelir sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zamansiz şunu düşünürsünüz -onu kollayıp korumasam hep başına olumsuz şeylergeliyor - Neden acaba ? Bu tıpkı (yumurtamı tavuktan çıkar, yoksa tavukmu)'yu andırmıyor mu?Öyle mutsuz bir toplum olduk ki birbirimize günaydın diyemiyoruz, bir arayageldiğimizde hep olumsuz olaylar konuşuyoruz, biri bize nasılsın dese iyiyimdemeye korkar olduk, işler nasıl deseler, derhal şikayet etmeye ve her şeyinkötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyoruz, hastalıklarımızdan veölümlerden bahsediyoruz yni dostlarla da sohbetin güzelliği , keyfikalmadı.Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden paraisteyecekmiş gibi. Aynen devam edin, neyi YOK diyorsanız, onu YOK etmeyedevam edin, sürekli şikayet edip etrafa olumsuz ve zavallı görünerek herşeyin bereketini kaçırın, ayrıcada bu kadar mızırdanma sonunda dostlarınızıda kaçırdığınızı fark edeceksiniz.Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olurlar beyin şartlanmaya görsünhangi hastalıktan korkup çağırıyorsanız size onu getirir.Sürekli param yok diyen insanlar paralarının bereketini öyle kaçırırlar kibir gün gelir bir de bakarlar gerçekten paraları bitmiş ama bu bitiş aniçıkan, hesapta olmayan mecburi harcamalarda olabilir, sağlığa harcanmasıgereken miktarlarda olabilir.Gelin bundan sonra Nasılsın diyenlere ÇOK İYİYİM ÇOK ŞÜKÜR demekle işebaşlayın.......Öyle bir toplum olduk ki karşımızdakini yargılamaktan sevmeye zamanbulamıyoruz.Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var. Sevgi sunulmazsa sevgi değildir.Neyi severseniz sevin ama içinizde yoğun sevgi duyguları olsun. Birisinesevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzelbir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size g! eridönüşünden aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.Yeni bebeği olmuş bir anne eğer sıkıntıları varsa veya olumsuz bir kişiliğesahipse lütfen en olumlu olduğunda bebeğini kucağına alıp onu çıplak teninedeğdirsin. Eğer bebeklerinizin huzurlu ve sağlıklı bir bebek olmasınıistiyorsanız onu sakin kavgasız gürültüsüz ve pozitif bir ortamda büyütmeyeçalışın.Kızgınken, sinirliyken kucağınıza almamaya çalışın ve ona sınırsız sevginizigösterin. Öpün koklayın ve bilin ki bu günler çok çabuk geçecek ve bilin kiçok çabuk büyüyorlar. Bazı anne ve babalar çocuklarını çok sevdikleri haldebunu ifade edemez ve gösteremezler. Neden ? Ne zaman göstereceksiniz?Tanrı'nın verdiği bu armağana sevgiyi en güzel şekilde göstermemiz bir şükürve teşekkür değil mi ?Beyin öyle bir güçtür ki , in! san beyin gücünü kullanarak isterse kendinifelç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir. Yeter ki beyninişartlandırabilsin. Beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresivardır. Her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır.Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir hücrelerinin aynıanda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk birenerji açığa çıkar ki bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacınıkarşılayacak güce sahiptir.Size tıp kitaplarına girmiş bir olayı anlatmak istiyorum:Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyondaduruyor. İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonutemizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor.Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere biristasyonda duruyor. Kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinindonarak öldüğü görülüyor. Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normalısıda yani dondurucuya geçirilmemiş. Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği,donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak,donmanın tüm belirtilerek göstererek vücudunu buna uyduruyor.Yani beyninizi olumlu şeylere kanalize edin .Bazı insanlar ! vardır, hepkonuşurken daha yaşasam 1-2 sene daha yaşarım diye konuşup sık sık bunutekrar ederler ve kendilerine adeta bir ölüm zamanı belirlerler. Ben bulaftan çok korkarım ,eğer bunu inanarak söylerlerse beyinlerini öyle birşartlarlar ki , öyle bir kurgularlar ki gerçekten dedikleri zamanda ölürler.Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsunki uzun yaşayabilesiniz. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Ne doğru birlaf değil mi?Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynı rüyalar gibi.Yarın, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de .Ama şu anımı biliyorum,ayağım kırık bu yazıyı yazıyorum ama eşim yanımdaçocuklarım sağ ve ben bu yüzden dünyanın en mutlu insanıyım ve yarınımı dabilmediğim için bu anımı en iyi, en keyifli ve en pozitif şekildedeğerlendiririm.Bilmediğim bir geleceği düşünerek de bu anımı zehir edemem.Siz de böyle yapın ve hayatınızı birbirine karıştırmamak kaydıyla 3'e bölün.Dün, bugün,yarın diye...Biz ani stresleri çok severiz.Çünki ani streste vücutta Adrenokortikotrop hormon (ACTH) artar ve hafıza,algılama, enerji süper olur.Yani bu hormon strese karşı vücudun bir sigortasıdır. Ama siz bu stresikısır döngüye çevirirseniz yani sürekli beyninizde kurarsanız, hep bunudüşünürseniz, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsakşikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörler, tansiyon iniş-çıkışları, vücudunmuhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon ,kalple ilgilişikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz.Bunları kendinize niye reva göreceksiniz ki ?Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterli.Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızıdağıtın.Başka işlere kanalize olun ki stres yaratan faktörün etkisi azalsın veyasevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın.Bunları da yapamıyorsanız dua edin, duaların insanlarda yarattıkları mistiketki onların pozitiflenmesini sağlar.Ben evde sokakta bile hep iyilik diler ve hayır için dua ederim.
Prof. Yıldız Batırbaygil
Prof. Yıldız Batırbaygil
Öylesine :)
Herkse slm cumartesi günü hülya geldi umreden geldiğinden beri bir yere çıkamadı diye ben aldım geldim bir kahve molası verdik o giderken evde inşaat başlamamıştı çok beğendi pazar günü arkadaşım derya geldi kızı meryemin ısrarı üzerine neymiş küçük hanım teyzesinin evini merak etmiş :)derya diyorki -ben de görmek istiyorum diye beni çekiştire çekiştire getirdi bende -bunlar yeni nesil bizim anneler olsa gözleriyle yerlerdi ne mümkün böyle isteklerde bulunmak dedim -ay seninkide mi öyleydi dedi güldük :)-bak annecim bu mutfak çok güzel önceki çok kötüydü -bizim mutfak nasıl kzıım oda kötü yeni evinki böyle olsun :) hayır hem özgüvenli hem zevkleri var tercihleri var bu yeni nesil hani derlerya büyümüşte küçülmüşler:) bunu ayşene söylediğimde bana ruhların hepsi aynı anda yaratıldı dolayısıyle ruhları yaşlı çocukların dedi çok ilginç neler var bilmediğimiz .Deryayla mobilyalar üzerine sohbet ettik onun evide ağustosta bitiyormuş mobilya alması ve yaptırması gerekiyor aynı koltuk takımını beğenmişiz :)kesin al canım dedim çok şık bir takım arkadaşımda çok zevkli ve şık bir hanımdır .öğle sonuda eltikuşum ve fatih beni aldılar bağa gittik ah keşke 1 oda yaptırabilsekte bizde bağa birşeyler ekebilsek böyle herzaman ona yük olduğumu düşünüyorum öylede oluyor onun yerine ben bunalıyorum kendi düzenine göre yapar eder engel oluyomuşuz gibi geliyor .Sabah komşum geldi çoruma gimişti takı ısmarlamıştık onu getirdi alt komşumda samsuna gitti onada şalvar pantolon ısmarladım ikiside geldi sabah ayşe ablada buluştuk herkes aldıklarını gösterdi kudurduk resmen :)bide sanki alışverişe çıkmış gibi herkes birbirine alışveriş yapıyor :)isteklerini en güzel şekilde alıp getiriyorlar en yakın zamanda onları kahvaltıya almak istiyorum haklarını ödeyemem .
9 Nisan 2009 Perşembe
Medineyi ağlatan ezan
Allah Resûlü hasta yatağında soğuk terler döküyor. Hazreti Aişe'nin gözü yaşlı, Hazreti Ebu Bekir'in başı yerde, Kainatın Efendisi ebedi yolculuğun eşiğinde son nefeslerini sayıyor. Medine soluk almadan bekliyor. Buruk yürekler, endişeli bakışlar ve köşelerde sessiz sessiz akıtılan göz yaşları. Tek istenilen şey, bir haber. Habibin sıhhat haberi. Fakat Alemlerin Rabbi daha fazla uzatmayacaktır dünya gurbetini Habibinin. Ahmedi'nin yüreğini daha üzmeyecektir bu çöllerde. İşte son an son nefes ve Habibin dudaklarından dökülen son söz: ''Er'rafiku-l ar'la! Er'rafiku-l ar'la!'' ''Yüce dost! Yüce dost!'' Kainatın Sevgilisi ulaşıyor dostuna. Ezan vaktidir. Resûlullah'ın yokluğundaki ilk gecenin sabahı. Bilal elini kulağına götürmek için hazırlanıyor. Mukaddes daveti duyuracak. Lakin yüreği yanıyor. Yanık sesi, yanık yüreğiyle hepten hüzne bürünmüş başlıyor ezan-ı Muhammedi. Ve tam ''Eşhedü enne Muhammederrasûlullah'' derken bir hıçkırık kopuveriyor Bilal'in ciğerlerinden. Bilal ağlıyor, sahabeler ağlıyor. Dalga dalga hüznüyle yayılıyor gülbang-ı Ahmedî. Peygamber müezzini ezanı güçlükle bitirebiliyor. Medine Peygamber şehri. Hiç böyle görmemişti bu şehri Bilal. Her bir taşından göz yaşı damlıyordu sanki. İşte bu sokaklardan yürümüştü Allah Resûlü. Bu mescitte oturmuştu. Şu kütüktü yaslanıp da hutbe okuduğu. Mübarek ayaklarının değdiği toprak bu topraktı. O'nun gül kokusu sinmişti bu yerlere. Medine O'nu bulduğu gün can bulmuştu. Ama şimdi o yoktu bu şehirde. Her zerresine hasretini nakşedip göçüp gitmişti işte. Bilal Medine'de duramazdı artık. Baktığı her yönde O'nun hatırasının canlandığı, yüreğine hicran ateşleri yağdıran bu şehirde kalamazdı. Hasretini bağrına basıp Şamr17;a gitti. Aradan seneler geçti. Medine peygambersiz, ezanlar Bilalsiz seneler geçti. Halife defalarca Bilal'i Medine'ye çağırdı. Tüm ısrarlara rağmen peygamber müezzini kabul etmedi bu davetleri. Fakat bir gece Efendimiz (sav) rüyasına geldi Hazret-i Bilal'in. Allah Resûlü (sav) nurlar içinde ona bakıyor, sitemvâri bir tavırla: ''Ne zamandır beldemize uğramaz oldun Ya Bilal'' diyordu. Ertesi sabah Bilal, emri alan asker gibi fırladı. Derhal Medine yollarına koyuldu. Bilal'in ne sıcakta pişen vücudu ne uzayan yollara bakan gözleri vardı. Hissettiği tek şey kalbindeki tarifsiz sızıydı. Özleten, ağlatan, yandıran bir sızı. Günlerce süren yolculuğun ardından Bilal, sevgilisini gömdüğü hicran şehrine ayaklarını basıyordu işte. Ve o gün Medine bir zamanlar çok iyi tanıdığı bir sesle açıyordu gözlerini sabaha. Sesi duyan daha iyi işitebilmek için kapılara koşuyordu. Sokaklara dökülen insanlar heyecan içinde birbirlerine tek bir şeyi haber veriyordu. ''Bilal gelmiş! Seneler sonra Bilal Medine'ye dönmüş.'' Kalpler sanki yerinden çıkacaktı. Sokaklarda kadınlar, çocuklar Medine böyle bir şey görmemişti. Bütün şehir mescide akıyordu. Onlar bu sesi hep peygamber hayattayken duymuşlardı. Bu sesi işitip de gittiklerinde mescide Allah Resûlü'nün o mübarek yüzünü görmüşlerdi yıllarca. Peki ya şimdi? İşte bu ses Bilal'in sesiydi. Yoksa Muhammet Mustafa (sav) , kainatın biricik sevgilisi şimdi de mescitte miydi? Birisi deseydi ki: ''Evet, Peygamberimiz (sav) mescitte, müminleri namaza bekliyor.'' Şüphesiz buna inanmayan kalmayacaktı. Bir anda çağlayan hisler o koskoca hakikati unutturuvermişti. Allah Resûlü artık aralarında yoktu ve dönmesi de mümkün değildi. İşte o dem herkes koyuverdi kendini. Genç, ihtiyar, kadın, çocuk herkes herkes ağlıyordu. Her şey ortadaydı. Bu ses bu semalarda Aleyhisselamsızdı. Bilal de yüreğinin yangınlarına su serpiyordu gözyaşlarıyla. O da ağlıyordu. Hıçkırıklara karışan bu ezan bütün Medine'yi ağlatmıştı. Bu Hazret-i Bilal'in okuduğu son ezanı oldu. Şam'a döndükten bir süre sonra o da Hakk'ın rahmetine
ulaştı._________________şebnem ailesi
ulaştı._________________şebnem ailesi
8 Nisan 2009 Çarşamba
teşekür ederim

Mimlenmişimhttp://fatmazengn.blogspot.com/ mimlemem lazım :)teşekkür ederim canım arkadaşım bende
http://eyerhagu.blogspot.com/ ve diğer mimlenmemiş tüm arkadaşlarımın olsun sevgiler .
Ben :)?
Herkese slm hayata küsen ben geldim umreye gitmek lazım yenilenmek nefes almak lazım ruhunu dinlemek arınmak lazımmış bir melek öyle diyor bugün elti kuşuma gittim anlattı ama yaşanılması lazım bunlar zerresi diye gözyaşları döken verdiği seccadeyi kabul etmek istemeyen bana hatıra kalsın diyen meleğe ordanmı getirdin diyen ben hayır diye kırışarak gülen melek ve camdan bu orda namaz kıldığım seccade diyen ve bana atan melek işte gelde iyi olma gelde blog arkadaşalrını daha fazla üz hepiniz çok iyisiniz rabbim hepinizin dualarını versin .Bugüne eşimle tüle karar verdik ölçü almaya gelecekler işte buydu kaçgündür eşimin ilgilenmediği camların artık illallah diye çarşafını aldım tabi etrafla akşam sabah beraber yaşamaya başlayınca bana geliyolar heryer açık ben haliyle çoştum sabır taşımı çatlattı yanımda geldi beğendi fiyatı için anlaştı benimde içime sindi ben hayatı eşimle yaşamaktan zevk alıyorum o olmayınca yapayalnız kimsesiz hissediyorum sanki dünyada kimsem yokmuş gibi öyle bana çok düşkün olsun ıcık vıcık durum değil istediğim yaşamı paylaşmak omuzlamak belki çok yalnız kaldığım için yaşaldıkça tahammülüm kalmamış daha yeni yeni zaman ayırabiliyor ayırmalıya dönüyor artık :)işte böyle hatun milletim :)yarın gün arkadaşalarım eltime ziyarete gitmek istiyorlar inşallah oraya gideceğiz .Bu gün ayşe abladan müjde aldım sınıf arkadaşım nişanlanmış benden küçüktü ama artık zamanıdır demi rabbim iki dünya saadeti nasip etsin inşallah .
7 Nisan 2009 Salı
Keşke büyümesem dediğim günlerdeyim
Keşkelerin bol olduğu günlerdeyim ama bir şeyin dışında rabbimin en güzel hediyesi evladım belki küçük olmak bile değil istediğim sorumsuz ,sorunsuz yaşam ama olmaz demi bu yaştan sonra koruyp göztecek şefkat gösterecek sıcacık bir yaşam .Bu gün öğle sonu tül için çarşıya gittim kabaca bir ölçü aldım .Beyaz üzerine gümüş simli bir tül beğendim fiyat aldım gelecek hafta çarşamba misafirim var yetişirmi acaba belkide yaptırmam bilmiyorum nasıl olcak hayırlısı yeni evlenenlere sabır ve maddi olarak güç diliyorum daha bir mutfağın içinden çıkamadık ne vakit ne maddiyat olarak nede sabır artık böyle cıvıltıalara karşı küsmüşüm sanırım ufacık işlere bile mücadele etmekten yorgunum artık hayal bile kuramıyorum ve yaşlanmaktayım diye bolbol düşünüyorum oysa çok farklıydım cıvılcıvıl hayat doluydum ama yaşadığım basitlikler yüzünden çok değiştim belki önceki selda öldü artık faklı enerjisi tükenmiş bir hatun çıktı ortaya bana çok vaadi olamdı hayatın ve çevremdekilerin annem dışında onun yadigarıydım babamdan kalan ailesinden kalan tek kişiydim benim yüzümden çok acı çekti benim yüzümden yüzü hiç gülmedi başarısız beceriksiz bir kızı olmasıondan belki çok mağdur oldu bilmem belki kendim gibi onuda tükettim küçük olmak dedimya başta sanırım yok olmak daha uygun bu günler için evet hayatın bana hiç birşey vaat etmediği herzaman yükü ağır olanım ben gerçekten sevilmek isterdim gerçekten var olmak birisi için tükenmiş bir hayatın penceresinden bakmak yorgun ve hüzün dolu aldatarak kendimi avutarak gittiğim ilk duvara toslayarak haddimi bilmek hepiniz hoşçakalın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)