23 Aralık 2008 Salı
depresyondayım ve çıkmak için yolu kaybettim:(
Evet tam anlamıyla uçdum bulunduğum yerden hızla uşaklaşmak tek isteğim olmuş durumda paranoyaklaştım iyice ne yapıyım kendimi iyi hissetmiyorum aslında şükretmek için okadar sebebim varken takıldım sanırım bunda bu yaz hiç biryere gitmememin etkisi büyük bunaldım ve doldu son aylardaki stres ve hastalıklarda eklenince büyüdü içimde ,aslında tatili deniz ve güneş sayan biri değilimdir yeni yerler görsem 3,5 bişeyler alsam evime ,huzurlu bizi tanımayanların ve tanımadıklarımın içinde gezinsem sessiz sakin eşimle oğlumla ,camilerini gezebilsem yeter benim tatilim budur 5 yıldızlı denizli ,çok lüks otel hayalim yok ama nefes almak içinde bazı gezmeler şart sanırım ve bunu yapmadığımdan kış tam anlamıyla üzerime çöktü imdaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaat hayatımın koştur koştura gitmesini oturduğum yerden izlemekten yoruldum ara sıra arkasına dönüp bana bakıyor bunun dışında elimden birşey gelmiyor oysa onunla beraber gitmeliyiz yanyan bana yaptığı haksızlık:) çok güzel ve kesinlikle buradan uzak bir ev ve yaşam hayal ediyorum ama öyle bir kurdumki ütopyalrımın arsında number one (bir numara ) oldu neyse girdiğim ve uzun süredir kaybolduğum depresyondan sevgilerle aslında biryerde okumuştum gerçek mümin asla depresyona girmezmiş sanırım en çokda manevi yönümün zayıflamış olması beni kederlendiriyor .
22 Aralık 2008 Pazartesi
Siz Hangi 'Şehir'siniz?gülerim ben buna bu günlerdeki hasretimi ancak bu kadar isabetli anlatır bir test:
Bazı şehirlerin adı bile başka gelir kulağa, bazen bir kelime sadece tek bir kelime o şehri anlatmaya yeter, hiç görmemiş bile olsanız "benim şehrim o" dersiniz. Çünkü her şehrin kendine has bir kişiliği vardır, tıpkı insanlar gibi. Peki siz hangi şehirsiniz?
İstanbul
Siz tam anlamıyla bir “İstanbul”sunuz. Eğer İstanbul’da doğduysanız bu sizin için adeta bir şans demek, çünkü zaten başka bir şehirde mutlu olmazmışsınız gibi bir duruşunuz var. İstanbul hiç bir zaman öngörülemeyen karakterdedir, gizemli, cazibeli, büyüleyicidir, tıpkı sizin gibi. Hem geçmişinin izlerini taşır hem bugünü tüm realitesiyle yaşatır. Kim neyi görmek istiyorsa İstanbul’da onu görür. Tanımak, tanımlamak zaman alır. Tüm bunlar da size has özellikler değil mi? Siz nereye giderseniz gidin denizinin kokusuyla, sokaklarının sesiyle, mavi rengiyle İstanbul sizi geri çağırır ve siz bu çağrıyı kulak ardı edemezsiniz. Çünkü siz zaten "İstanbul"sunuz.nette gezerken bir test dikkatimi çekti siz hangi şehirisniz diye yaptım yukarıdaki sonuç çıktı şaka gibi :)özledim seni güzel istanbul!
İstanbul
Siz tam anlamıyla bir “İstanbul”sunuz. Eğer İstanbul’da doğduysanız bu sizin için adeta bir şans demek, çünkü zaten başka bir şehirde mutlu olmazmışsınız gibi bir duruşunuz var. İstanbul hiç bir zaman öngörülemeyen karakterdedir, gizemli, cazibeli, büyüleyicidir, tıpkı sizin gibi. Hem geçmişinin izlerini taşır hem bugünü tüm realitesiyle yaşatır. Kim neyi görmek istiyorsa İstanbul’da onu görür. Tanımak, tanımlamak zaman alır. Tüm bunlar da size has özellikler değil mi? Siz nereye giderseniz gidin denizinin kokusuyla, sokaklarının sesiyle, mavi rengiyle İstanbul sizi geri çağırır ve siz bu çağrıyı kulak ardı edemezsiniz. Çünkü siz zaten "İstanbul"sunuz.nette gezerken bir test dikkatimi çekti siz hangi şehirisniz diye yaptım yukarıdaki sonuç çıktı şaka gibi :)özledim seni güzel istanbul!
AH PAZAR AHHH..
Klasik bir pazar dı gayet sıkıcıydı öğlen anneme gittik yasinle birlikte bunun dışında kaydedilecek birşey yapmadık oğlumla dersaneden aldım gittik 2saat oturduk anneannem gelmişti onuda görmüş olduk bu sayede rahatsızlanmış tontonum bende çok emeği vardır 1 senemi köyde onun yanında geçirdim dedemle teyzemle çok güzel 1 sene ha birde kedimiz mercan vardı:)tabii anneme duyduğum hasretliğin dışında güzeldi ama haketmiştim okadar ısrar etmesine rağmen sırf beni işe giderken bakıcıya bırakıyor diye almanyaya gitmeyi reddettim ve hasreteine katlanmak zorundaydım yani ozamanlar baya inatçıymışım:)yazık anneannem çok nazımı çekmiştir küçük teyzemle kavgalarımızda hep ben haklı bulunup dedem tarafından hep kollanıp gözetilmişimdir teyzecikten helallik almak lazım valla ne gıcıkmışım:)nerden geldim buraya birden hatırlayınca kaptırmışım neyse yarın için yapılacak işler ders çalış diyorum başka bişey demiyorum oğluma mahcup olmamak adına he birde iki arkadaşım kız bebek bekliyor onalrın adına çok mutluyum sınıf arkadaşlarım 2.bebekleri inşallah sağlıklı sıhhatli olurlar arkadaşlarıma ve ailelerine mutluluk getirirler darısı bana inşallah amiiiiiiiiiin:)
19 Aralık 2008 Cuma
SİZİN KAÇ GÜNÜNÜZ VAR NE KADARI SAMİMİ:)
Nedendir bilmem çevremi küçültmeye gittiğim günden beridir baya yol kat ettim samimiyetine güvenmediklerimi birbir çıkardım araya mesafeler koydum arkadaş dediğim dost bildiklerimle ,çok arkadaş canlısı samimi biri olmama rağmen kötü yanım çok da iyi tanımamdı insanoğlunu ,100 kişi olana kadar kaliteli zaman geçirebildiğim sevdiklerimle zaman geçirmeliydim .Çok doğru bir karar vermişim etrafımda sahte yüzlerden samimiyetsiz davranışlardan arındığım için mutluyum ama zaman zaman da düşünmüyor değilim peki bunun sonu yalnızlığa doğru gidiyor diye olsun varsın sahtelikle bir ömür avunup sonunda boş kalmaktansa rabbimden umarım dostluğu peki bu yaşamı birbirine sahtekarca gülümseyerek ama sırtlarını döndüklerinde hançerleriyle bekleyenler nasıl ,zaman geçirip nasıl mutlu olabilirler aklım almıyor hep aynılaşan hayatlarına nasıl tahammül ediyorlar yarın ayşe hanımdayız ,ertesi gün fatma hanımda, bakalım ne pişirmiş, sen ne giydin , öbürü ne giymiş ,senin çocuğun dersleride kötüymüş bizimki çok güzel ,sizin bey bizim bey bune kardeşim yokmu bu arkadaşlığın başka yolu benim kıyafetimden sanane, senin evinden banane böylemiydi arkadaşlık ,benmi yanlış öğrendim ,gittikçe nefes almak zorlaşınca uzaklaşırım bulunduğum ortamdan anlamı olmalı anlam katmasıda amaçla öğrenmekle olur eksilten ama birşey vermeyen toplantılar görüşmeler lütfen benden uzak olun sanırım içini boşaltığınız yada pek algılayamadığınız bir durumda sosyal olmak bu sizin nekadar çok gününüz yada oturmanızın olduğuyla alakalı bir konu değil her gittiğiniz yerde ne giydiğiniz ,ne takıp takıştırıp ,sürdüğünüz buda dedğil ,kendinize ,ailenize ne kattığınız ,kişisel mutluluğunuz ve aileniz için çevreniz için ne yapabildiğinizdir, evet koca bir hiç ,boş zaman, boş kafa ,içi boş bir hayat aslında hiç sevmediğim siyasetin bana en büyük kazancı bu ayrımları yapmamda çok büyük katkı sağlaması ve haklı olduğumu eşime göstermesi oldu evet haklıyım ama şimdide sizin aranızda olmaktan nefes alamamaktan boğulmak üzereyim sizden gelen kötü kokular etrafı sarmışken bunun aksi mümkün değil bu hayatın aspiratörü çalışsın sizin gibiler ve kokularınız gitsin .inancım bu durumun değişmesi görünüşü ve içi aynı bir millete yeniden dönmemiz yoksa ahirette bu durumun karşılığı çok ağır gelir bu dünyadaki elit hayatın sonucunda size pahalıya patlar .üstünlük çoğunluk = azınlık eziklik.
18 Aralık 2008 Perşembe
CANIMIN İÇİ OĞLUM VE GÜZEL YEĞENİM SENANUR
İSTANBUL
çocukluğumun istanbul'u özledim seni ,bir nefeste gidip geri dönsem öyle günlerce kalmak değil niyetim özlemim .Sadece baksam nefeslensem geri dönsem sevdiklerime ,burada nefesim kesiliyor belki sen derman olursun ne bileyim öylesine bir his bir özlem kimseler görmesin kimseleri görmesin gözlerim rahatça dolaşsam rabbime yakınlaşsam camilerinde,eşimle ,oğlumla gezsem sokaklarında anne olsam, eş olsam sadece, sırtımdaki kamburlarımı 1 ,2 günlüğüne atsam hiç kimsenin başka hiç birşeyi olmasam sadece kul olsam tazelenip ,tazeleyip eskiyenlerimizi muhabbetle dolup ,arınsam ve dönsem yada dönmesem :)neyse öylesine bir duygu yoğunluğu yaşayaıp aklıma buz gibi hava gelince vazgeçtim baharda yada yazda inşallah istanbul görüşmek nasip olsun bize tüm istanbul'a sevgiler.
EN ÖNCE VE İLLA Kİ SAĞLIK OLSUN!....
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama.
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin...
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart.
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine...
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis.
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, Ohhh şöyle bir hafifle...
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de.
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık.
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak.
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al...
Sonra, şöyle bir düşün. Kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken?...
Kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?..
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?...
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara!...
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor!...
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun...
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun...
Saklama tabakları, bardakları misafire. Sizden ala misafir mi var bu dünyada?..
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil.
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi.
Tadına var akşamının...
Gece evinde, dostların olsun.
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun...
Arkadaşım, hayat bu. Daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin...
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart.
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine...
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis.
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, Ohhh şöyle bir hafifle...
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de.
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık.
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak.
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al...
Sonra, şöyle bir düşün. Kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken?...
Kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?..
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?...
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara!...
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor!...
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun...
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun...
Saklama tabakları, bardakları misafire. Sizden ala misafir mi var bu dünyada?..
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil.
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi.
Tadına var akşamının...
Gece evinde, dostların olsun.
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun...
Arkadaşım, hayat bu. Daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
