14 Eylül 2008 Pazar

Bir Miniğin Ramazan Günlüğü :)

Ramazan 1
Bu gün evde bir acaiplik var.
Herkes sessizce işine okuluna gidiyor.
Annem 'Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım' dedi.
Kimse yemek yemiyor, su içmiyor.
Ablam bile!

Ramazan 5
Önce diyet yaptıklarını sanmıştım.
İzledim hepsini.
Akşama doğru hepsi sessizleşiyor.
Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar.
Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki.
Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni.
Ama gülmeye cesaretim yok.

Ramazan 9
'Niye böyle yapıyorlar?' Ablama sordum, 'Büyüyünce anlarsın..' dedi.
Zaten başka ne der ki…
Anneme sordum, Ramazan dedi.
Babama sordum, Oruç dedi.

Ramazan 11
Bu Ramazan ve Oruç isimli iki kişi, bizimkilere yeme-içme yasağı koymuş demek.
Arkadaşım Fatıma'ya sordum.
Onun ailesine gündüzleri yemek yemiyor su içmiyormuş.

Ramazan 14
Kaşık çatal sesleri, konuşmalar duydum.
Uyandım.
Babama haber vermeye koştum, yatağında yok!
Çaresiz, huysuz ablamın odasına koştum.
O da yok!
Korkmadım, Ben bu hırsızların hakkından gelirim!' dedim.
Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını.
Sopamı havaya kaldırdım öylece kaldım oracıkta.
Bizimkiler yemek yiyorlar!
Vay uyanıklar.
Gündüz Oruç ile Ramazan'dan korkup gece yiyorlar.
Birde üstüme gülüyorlar…
Korkaklar.

Ramazan 17
Önceleri, Oruç ile Ramazan'ı bulup şikayet etmeyi düşündüm.
Fakat ablamın yemek yemedikçe pamuk gibi yumuşadığını fark ettim.
Babam ile Annem de artık tartışmıyorlar.
O zaman devam.
Belli ki Oruç ve Ramazan iyi kalpli iki amca.

Ramazan 19
Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor.
Oturup birlikte Kur'an okuyorlar.
Her zaman ki gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan, konuşmuyorlar.
Ellerini açıp herkese dua ediyorlar.
Sevim teyze de başını örtmüş.
Çok da yakışmış

Ramazan 22
Her şey aynen devam ediyor.
Televizyonlar bile uslu uslu konuşuyor.
Hepsi akşam ezan okuyor.
İftar iftar deyip bütün şehir birden yemeğe başlıyor.
Ne hoş.

Ramazan 24
Oruç'u merak ediyorum.
Geçen gün Ayşe teyzem Annemle konuşuyorlardı.
Şöyle şöyle yaparsam Oruç bozulur mu?
Yok böyle olursa Oruç kaçar mı?
Demek ki Oruç, çok duygulu birisi.
İnsanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor.
Kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor.
Oruc'u ve Ramazan'ı artık iyice merak ediyorum.
Onlarla tanışmaya can atıyorum.

Ramazan 25
Bu günlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor.
Şimdiye kadar gecesi olan bir adam göremedim.
Bu Kadir de kim?
Bin aydan hayırlı gecesi varmış.
O gece uyumamak, namaz kılmak, Kur'an okumak önemliymiş.

Ramazan 26
İftarı çok sevdim.
Akşam yemek yemeye İftar diyorlar.
Gece yemek yemenin adı da Sahur.
İftar sonrası eğlenceler oluyor.
Babam camilere götürüyor bizi.
Herkes sokaklarda, camide, neşe içinde.

Ramazan 28
Merak içinde beklerken uyuyakaldım.
Kadir, gecesiyle beraber gelmiş gitmiş.
Ben göremedim.
Anlayamıyorum.
Bu yüzden ağabeyimi çok özlüyorum.
Ablama soru sormaya kalksam, bana doya doya gülüyor.
Sonra da arkadaşlarına anlatıyor, birlikte gülüyorlar.
Sinir oluyorum.
Abim uzak bir şehirde üniversitede okuyor.
'Abim ne zaman geliyor?' diye aneme soruyorum.
'Bayram gelsin, o da gelecek' diyor.
Oruç, Ramazan, gece gelen Kadir'den sonra şimdide Bayram!..
Soramıyorum 'Bayram kim?' diye.
Neden o gelmeden abim gelemiyor?
Belki de abimin arkadaşıdır.
Çok özledim abimi.
Bayram'ı da alsın gelsin tanışalım.

Ramazan 29 / Arefe
Sonunda bir hanım ismi duydum.
Arife diyemiyorlar mı ne?
Arefe diyorlar.
Niye Arefe?
'Arife' olması gerekmiyor mu?
Yengemin adı gibi yani...
'Arefe geliyor, daha temizliği bitirmedik.' diyor Annem.
Demek ki Arife teyze çok titiz.
İyice telaşlandılar.
Bir Bayram diyorlar, bir Arefe, harıl harıl çalışıyorlar.
Temizlik yapılıyor.
Yemekler hazırlanıyor.
Anneme 'Bayram ne zaman gelecek?' dedim, 'Arefe'den sonra' dedi.
Demek ki Bayram ile Arefe evli değil.
Akraba da değil.
Kafam karma karışık.
Salih abim bi gelse de her şeyi bana anlatsa.

Ve Bayram geldi

Sabah kalktığımda, herkesi kahvaltıda yakaladım!.
Oruç öldü heralde diye düşündüm.
Gece Abim gece gelmiş.
Sevinçten haykırdım.
Çok özlemişiz birbirimizi.
Bütün olanı biteni bir güzel anlattım Abime.
Yüzüme bakarken, bana tebessüm ettiğini gördüm.
Ablama sormamakla ne iyi ettiğimi anladım.
Abimin tebessüm ettiği yerde, Ablam kahkaha atar.
Abime küser gibi yaptım, hemen gönlümü aldı.
Bana her şeyi baştan anlattı, bu sefer de ben gülmeye başladım.

***

Abimden söz aldım.
Kimseye anlatmayacak, konuştuklarımızı yazmak için izin istedi.
Ben de verdim..
Ramazan günlüğü işte böyle ortaya çıktı.
Abim buna bir de isim buldu: 5 Yaş Sendromu.
Sendromu anlamadım.
Ama olsun, Abime güveniyorum.
Gerçi Ablam'a göre 4 yaşındayım.
Annem 5 yaşında olduğumu söylüyor.
Babam daha 4 yaşından gün almadı diyor.
Abim bu konu beni aşar diyor.

Bayramı çok sevdim.
Ama Ablam tekrar o sinirli haline dönecek diye, Ramazanın gidişine çok üzüldüm.

Bizim için her gün Ramazan olsa!..
Ne iyi olur..gulizargroup

YAVUZ SULTAN SELİM

HERKES YEDİĞİNİ GÖNDERİR





Yavuz Sultan Selim zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor Sultan Selim’e.

Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor.
Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor.
Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor.
Yani Osmanlıya acayip bir hakaret!

Cihan padişahı emir veriyor,
“Herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermeliyiz”
Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor.

Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor.
İçine o zamanın Osmanlı İstanbul’unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor.

Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum.
Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor.
Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor:

“Herkes yediğinden ikram eder” !






Topal Koyun





İran'a açtığı seferde Sivas'a doğru yol almakta iken, yaşlı bir çoban koşarak Yavuz'un huzuruna geldi ve:
- Sulağımıza hoş geldin Sultanım! Görüyorum ki yorgunsun, açsın. Bu fakire misafir olursan gönül alırsın, dedi

Yavuz Sultan Selim Han:
- Ben tek başıma değilim çoban baba. Ardımda koca bir ordu var, buyurunca, çoban tevekkülle boynunu büktü ve:
-Allah Teâlâ kerimdir. Hele sen bir mola ver. Misafir kısmetiyle gelir, dedi.
Sultan Selim Han:
"Bunda bir hikmet olsa gerektir" diyerek ordusuna mola emri verdi. Çadırlar kuruldu. Çoban sürüden dört koyun seçerek yüzüp temizledi ve kazana koydu. Sonra Sultan Selim Han'a:
-Sultanım, askerler eti yerken kemikleri kırmasınlar, diyerek tenbihde bulundu.
Kazanlarda etler pişirildi ve gaziler davet edilerek kemiklerin kırılmaması bir daha tenbihlendi. Nöbet nöbet sofralara oturuldu. Bütün ordu doyuncaya kadar koyunlardan yemelerine rağmen bu dört koyunun etlerini bitiremediler. Sonra çoban, kemikleri bir araya getirerek dua etti. Askerler "Âmin" dediler. Koyunlar Allah Tela'nın izniyle dirildiler ve sürüye tekrar katıldılar. Sadece koyunlardan biri topallıyordu. Olanlara herkes şaşırmıştı. Yavuz Sultan Selim Han, çobana:
- Bu niçin topallıyor? diye sorunca çoban:
- Bir kemiği noksan olduğu için, dedi.
Bunun üzerine Sultan Selim Han, sakladığı aşık kemiğini çıkardı ve:
-Baba! Sizi denemek istemiştim. Kamil bir veli olduğunuz anlaşıldı. Kusurumuz afola. Bizi dualarınızdan eksik etme, diye rica etti.
Çoban da:
- Allah Teala'nın yardımı senin üzerindedir. Alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili ve şerefli Peygamber Efendimiz ve sahabeleri senin yanındadırlar. Merak etme, zafer senin olacak, muzaffer olarak döneceksin, dedi.

13 Eylül 2008 Cumartesi

ANA KUZUSU

Ana Kuzusu

Cuma namazındaydık. Sağ tarafımda yaşlı bir adam, onun sağında ise tek kişilik boş yer vardı. Yaşlı adam, farza kalkarken arkaya döndü ve boşluğun gerisinde duran 14-15 yaşlarındaki gence:
- Saf'ı doldur evlat, dedi. Gel yanıma.
Çocuk, mahcup bir ifâdeyle:
- Mümkünse burada kılmak istiyorum, diye kekeledi. Oraya başkası geçebilir.
Yaşlı adam, çocuğun üzerinde bulunduğu uzun tüylü yeşil halıyı göstererek:
- Ne o dedi. Yoksa orası daha yumuşak diye mi gelmiyorsun?
Ve öfkeyle devam etti:
- Anne kuzusu, ne olacak...
Namaz bittiğinde, yaşlı adamın Cuma'sını tebrik ettim. Arkadaki genç de gelerek onun elini öptü. Adam, söylediklerine çoktan pişman olmuştu. Delikanlının nurlu yanaklarını okşarken:
- Sana 'anne kuzusu' dediğim için kusura bakma yavrum, dedi. Bir anda ağzımdan kaçtı işte...
Çocuğun gözleri dolu doluydu. Başını yere eğerken:
- Bu söylediklerinizde haklısınız efendim, dedi. Üzerinde namaz kılmak için ısrar ettiğim halı, vefât ettiğinde annemin tabutuna örtülmüştü. Orada secdeye kapandığımda, sanki beni kucaklamış gibi oluyor da...


Cüneyd Suâvi (Hayatın İçinden)

10 Eylül 2008 Çarşamba

Bu Ramazan Unutulmaz olsun...

Bu Ramazan Unutulmaz olsun, olur ki SON Ramazanımızdır...



İşte "Nerde eski Ramazanlar "dememek ve bu mübarek günlerden maksimum istifade için: 6 zaman ayırma ipucu ve bu zamanı kullanmak için 9 yol!

Vakit geçirmeden okuyun, harekete geçin! 'Zaman'ı temizleyin! Zamana adres bırakın!

1- Telefon:

Telefondaki konuşmalarınızı en aza indirmeye gayret edein. Düzenli olarak konuşmanız gerekiyorsa, bunları kısa tutun. Karşınızdaki şahsa bu ayın ehemmiyetinden bahsedin ve fırsat kaçırmadan bu aydan istifade etmek istediğinizi söyleyin. Ve onunla bu ipuçlarını paylaşın!

2- Yemek:

Bu ay İbadet ve Kur'ân ayı. Yemek yeme ayı değil. Onun için basit yemekler pişirip, ibadetlere ve Kur'ân'a vakit ayırmaya çalışın. Hanımlarına çok ve çeşitli yemekler yaptırıp vakitlerini mutfaklarda harcattıran kocalar var.. Eğer gerçekten mutfakta vakit geçirmeniz gerekirse, bir Kur'ân kaseti takın veya dilinizde zikir olsun.. [Yemekleri hızlı hazırlamak için de ipuçları bulabilirsiniz!]

3- Alışveriş:

Bayram alışverişinizi ŞİMDİ yapmaya çalışın. Ramazan'ın son on günü ibadetlere vakit ayırmamız gerekiyorken, kendimize ve çoluk-çocuğumuza yapacağımız alışverişlere harcıyoruz.Bu son on günde performans attırmalı ve Kadir Gecesi'ne hazırlıklı girmeliyiz! Bu Ramazan'ı geçen Ramazanlardan çok daha farklı yapmalıyız!

4- İftar partileri(!):

Ramazandaki iftar partileri giderek yaygınlaşıyor. Yılın diğer aylarında sosyal olmak için yeteri kadar vakit var. Bu ay bizim ayımız! Tabii ki birilerinin iftar yapmasını sağlamak sevaptır. Ama ihtiyacı olan fakir fukârayı bulup onları doyurmak daha efdaldir! Efendimiz (sav)'in hadislerinde oruç olan kişilere iftar yaptırmakla alakalı Hadis-i Şerifler bulunmaktadır..

5- Uyku:

Bu ay uykuya mümkün oldukça az zaman ayırın. İbadet ve güzel ameller işleme ayındayız. Bu Ramazan'ın son Ramazanımız olmadığını kim bilebilir? Uyku zamanlarını azaltmaya çalışın. Bu sadece bir ay geçerli, sonra normal düzeninize dönebilirsiniz!

6- Bilgisayar ve İnternet:

Hamdolsun, güzel işler yapıyorsunuz bilgisayarda. . Ama yine de bu ay bilgisayar, e-posta, forum... işlerini azaltmalısınız..





Diyelim, işlerden kısarak zaman ayırdık.. Şimdi ibadetleri düzenleyelim!






1- Farzlar:Farz olan namazları VAKTİNDE huşû ile kılmaya çalışın. Namaz vakti geldiğinde hazır olmaya bakın. Cenab-ı Hakka huşû ile namaz kılabilmek için dua edin. Ve namazda aklınıza gelen fikirlerden ve vesveselerden kurtulmaya çalışın. Namazdayken âlemlerin Rabbinin huzurunda olduğunuzu hatırlayın!

2- Sünnetler: Namazlardaki sünnetlere dikkat etmenin yanında öğle namazından önce ve sonra 4 rekat sünnet namaz kılmaya da çalışın..

İkindiden önce 4 rekat: Efendimiz (asm) buyurdular ki: "kim ikindi namazından önce 4 rekat namaz kılarsa Allah ona merhamet etsin." [Tirmizi]


3- Kur'ân-ı Kerîm: Ramazan Kur'ân ayıdır. Mümkün olan bütün dakikalarınızda bunu yaymaya çalışın. Eğer çalışıyorsanız, bir cep Kur'ân'ı temin etmeye çalışın. Kahve, mola, çay zamanlarında okumaya çalışın. Hissederek okumaya çalışın. Yavaş ve güzel bir sesle okuyun. Ve meâl ve tefsirle okumayı da deneyin.

4- Teravih ve Kıyam ül-Leyl (Gece Namazı):Teravih namazı için güzel ve uzun sureler okuyan imamlar tercihiniz olsun!

5- Teheccüd: Sahurdan biraz önce kalkıp 2 rekat teheccüd namazı kılabilirsiniz. Dua edilecek ve kabul olunacak mükemmel bir zamandır!

6- Dua: Kendinize, çoluk-çocuğunuza, eşinize-dostunuza etmek istediğiniz duaları düşünün. Her gün dua üzerine düşünün. Ve aklınıza geldikçe dua edin, günün içerisindeki makbul vakitlere gelebilir. İhlas, huşû ve Kadir Gecesi'ne erişmek için dua edin. [Hususen son on günde sizin için çok önemli şeyler için dua edin.]

7- Zikir: Günlük bir zikir seçin ve onun üzerinde yoğunlaşın. Bir zikir kitabı temin edip hemen başlayabilirsiniz!

8- Sadaka: İmkânınız olduğu kadar fazla sadaka vermeye çalışın. Özellikle çevrenizdeki fakirleri ve ihtiyacı olanları doyurmaya çalışın.

9- Son 10 gün: Ramazan içindeki ibadetleri ikiye, üçe katlama zamanı! Az uyku, çok ibadet... kılabildiğiniz kadar namaz ve edebildiğiniz kadar dua!

Huzur ve mutluluğu dünyanın her yerinde ihtiyacımızın olduğu bu günlerde kendimizin ve ailemizin huzuru için fırsat olan günlerdeyiz! Bu Ramazan eski Ramazanlarımızdan farklı olsun!

Ve unutmayın "Bu da geçer ya Hû!

Hayırlı, eskimez Ramazanlar!

Siyahnur.com

9 Eylül 2008 Salı

Yeni şeyler öğrenmek lazım ders çalışmak lazım :)

Bu başlıktan anlaşılacağı gibi öğrenmek hayatın en vazgeçilmez tadlarından biri inşallah evladlarımızda yetişirken bunu önemini idrak ederler.Hayatın anlam kazanması değerli olması insanın kendine değer vermesi öğrenilecek bir bilgidir .Kazanılması gerken bir bilgi öğrendiği sürece yaşar var olur insan değişimi ,gelişmeyi başarması buna bağlıdır .Güzelliklere kapı açar mutlu bir hayata en önemlisi kuvvettir öğrenmek .Aslında maddi manevi tüm değerleri içinde barındıran enyüce duygudur işin özü kısa yazılımı budur bundan sonraki tüm cümleler sonsuz açılımıdr bilginin ,öğrenmenin.

8 Eylül 2008 Pazartesi

Aşk






Bir tek senin görebileceğin bir yerden
sana gülümsüyorum...
onların duydukları kahkahalarım değil
aşkı tarif gerekirse sana
anlatayım
aşk ne biliyor musun
benim sana yaşadığım,
senin durmadan üstüne bastığın...

Ceyhun Yılmaz

Eski Karım

Hala sen varmışsın gibi
İki yastıkla yatıyorum..

Kimseye söyleme gidişini, ben söylemedim.
Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve..
Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı
Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara..
Üst komşuya hava atarak, bi fiyaka bi görsen..
Ne garip bu insanlar!
Bütün mahalle, hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor...
Ne garip bu insanlar!
Hala her sabah bana selam veriliyor..
Sanki yaşıyormuşum gibi..

Ceyhun Yılmaz
Gidenin ardından bu kadar üzülen varmıdır üzüldüğünü bilmeden ve yaşarken kıymet bilen diğer yarım, karım ,canım diyen kaybedincemi anlar sevidğini kaybeden yada en kötüsü hiç anlamamasımı acaba:)kıymeti bilinen yaşarken kıyamadığı olanlardan olmak duasıyla