10 Temmuz 2008 Perşembe

şeytanın toplantısı


ŞEYTAN VE DOSTLARI
Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış. Açılış konuşmasında demiş ki:
Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz. Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor.
Dostları demiş ki:
Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım?
Şeytan demiş ki:
Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece Allah ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar.. Sizden isteğim budur.
Şeytan devam etmiş:
Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar.
Dostları şaşırmış:
Bunu nasıl başaracağız?
Şeytan:
Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda:
Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..'
Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat
çalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!
Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis
muhasebesi) dinleyemesinler!
Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır.
Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:
Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını,
junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur!
Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar
ve hanımlarından hoşlanmasınlar!
Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla!
Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse,erkekler bu sevgiyi başka yerlerde
arayacaklardır!
Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!
Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına, kavga çıkarıp
birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara,konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti dostluklarını ve dedikoduları teşvik et!
İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet
saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler.

Sence bu plan başarılı mı?
Eğer MEŞGUL değilsen bu yazıyı başkalarınada gönderirmisin?

Bülbül ile bağban

Bahçıvan bir sabah bağında güzel bir gül açtığını gördü. Baktı, seyretti, hoşlandı, gönlü ısındı ve onu, sanki âşık olmuşçasına korudu. Gözünden kıskanıyor, esen yelden sakınıyordu.
Bir sabah ne görsün!.. Bülbülün biri gülün dalına konmuş, yapraklarını bir bir koparıyor, zedeleyip yaralıyor. Önce bülbülü kovaladı. Ama gülü boynunu bükmüş, mahzunlaşmıştı. Ertesi sabah gül ile bülbül arasında aynı hadisenin yaşandığını, gülün daha kötü hırpalandığını gördü. Bu sefer bülbüle kastetmek istedi. Ama bülbül uçup gitmişti. Bahçıvan güle bakıp bakıp ağladı. Üçüncü gün bülbül yine gelecekti. Ona bir tuzak kurdu, bülbülü yakaladı. Ne çare bülbül tuzağa düşesiye kadar gülün bütün yapraklarını yok etmişti, sevgiliye kıymıştı. Üstelik de girdiği kafesten bahçıvana şöyle diyordu:
- A insafsız adam!.. Sana ne yaptım ki beni kafese kapattın? Eğer sesimi beğendiğin için beni hapsettiysen ben zaten senin bağının bülbülü değil miyim?!.. Eğer başka bir suç işlediysem bunu bilmek elbette benim hakkımdır, söyle, neden bu kafesi bana reva gördün?

Bahçıvan olup biteni anlattı, gülünü kopardığı için kendisini cezalandırdığını söyledi. Bu sefer bülbül sesini daha da yükseltti:

- Yani şimdi sen, yalnızca bir iki gün içinde solacak bir gülü telef ettim diye mi bunu bana reva gördün?.. Bunun için mi hürriyetimi kısıtladın?!.. Bu seninki adalet midir?!..

Bağcı merhamete geldi, bülbülü bıraktı. Özgürlüğüne kavuşan bülbül bahçıvana şöyle dedi:

- Ey iyi kalpli âşık, mademki sen bana hürriyetimi verdin, ben de sana hazine vereyim. Bahçenin falanca yerini kaz.

Bahçıvan orada bir küp altın buldu. Sevindi, yeni gül bahçeleri yapmaya ahd etti. Bu arada bülbülü affetti, her seher şakıyışlarını lezzetle dinlemeye başladı. Ve bir sabah merakını yenemeyip ona sordu:

- Bahçemdeki hazineyi toprak altındayken biliyorsun da gül dalının yanına kurduğum kapanı gözünün önündeyken nasıl bilmedin?

- Senin kapanın kaza ve kaderin gereğiydi, diye başladı söze bülbül. Kadere karşı hikmet gözü kapanır. Kişi ne kadar açıkgöz olursa olsun kazaya karşı kördür.

İSKENDER PALA

8 Temmuz 2008 Salı

VEDA ZAMANIDIR BUGÜN:(

Bu gün kardeşlerimiz ve onların biricik kuzuları nafi paşayı yolcu ettik nasıl geçti uzun yaz günleri doyamadan karakuzumuza anlamadık .En yakın zaman da tekrarını yaşamaktır dileğimiz yolunuz açık olsun canlarım.onları evlerinde gurbet olmasına rağmen anne baba sıcaklığında karşılayacak ev sahipleri hanife teyze ve ali amcaya selam olsun ve tabiki dünya yakışıklısı oğulları zülfikar iyiki varsınız.

5 Temmuz 2008 Cumartesi

DİNLEYİN BENİ DAĞLAR

23 TEMMUZ 1979 Evet ben babamı kaybedeli çok yıllar oldu .Anneme nasıl olduğunu defalarca anlattırdım nasıl olduda 2 evlat ve eşinin acısına bir anda dayanabildin diye rabbim öyle büyükki verdiği sabırda öyle oluyor der ama yüreğininin acısı gözlerinden okunur ve hep şükreder sen vardın bana armağan diye .Ben onu üzdüğüm zamanları hemen unutur siler ama ben hatırlayınca bile üzülürüm okadar çok kalbini kırdımki .Ama o hiç vazgeçmedi annem olmaktan beni korumaktan şimdi bende evladıma karşı böylyim sanırım ne görürsen onu yapıyorsun o duygularla anne yada bab oluyorsun bu yüzdende çocuklarımızı iyi olan bütün duygularla sevmeli ve korumalıyızki rengarenk olsun huzur bulsun huzur versin .
Sizin hiç babanız oldumu varlığı dağ gibi arkanızda duran
Siz kendinizi dünyanın en güvenilir limanında hisettinizmi varlığından dolayı
Siz her düşündüğünüzde boğazınızda bir düğümle başladınızmı? Hayata ve söze
Siz en kıymetlisi olacağınızı düşündünüzmü hayaller kurararak bir adamın
Ben bunların çoğunu ve daha fazlasını yüreğimde hissttim yada yaşayamadım ve dolayısıylada yaşatamadım ben hep bir yanımın boş ve yarım olduğunu hissettim sanki hiç dolmayacak .....

3 Temmuz 2008 Perşembe

SİZ HİÇ BÖYLE NAMAZ KILDINIZMI?




Şüphesiz ‘NAMAZ’ dinimizin direği ve Rabbimizin huzurunda olduğumuz ‘an’, Peki Namazımızı Rabbimize layık bir şekilde mi eda ediyoruz? Yani huşû ile namazımızı kılabiliyormuyuz? Eğer bu soruların cevabı hayır ise yada Rabbimize layık daha da güzel bir NAMAZ kılmak için lütfen bu yazımızdaki maddeleri o ‘an’da uygulayın ve bundan önceki kıldığınız namazlar ile bu son namazınızı bir kıyaslayın.



Ama önce huşû kavramını ve ayetler ile nasıl Rabbimize layık bir namaz kılabiliriz onları dile getirelim. Huşû kelimesi; tevazu, alçak gönüllülük, Hakk’a boyun eğmek, korku ve sevgiden meydana gelen edebli bir hal anlamlarına gelmektedir.



ALLAH’ın (c.c) sonsuz güç ve kudret sahibi olduğunu bilen bir insan, O’nun her şeyden haberdar olduğunu bilir. Her nerede olursa olsun Rabbına karşı derinden saygı duyar. İşte huşu, bu derin anlayışın bir sonucudur.



Yüce Rabbimiz ALLAH, Kuran-ı Kerim’de namazın sadece şekilden ibaret olmadığı ve onun ruhunun kavranması gerektiği belirtilirken:

‘Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.’ (Mü’minûn Sûresi, 2) demiştir.



Yine Yüce ve Aziz olan Rabbimiz, bizlere namazın manevi boyutuna inmeyerek, yani O’nu görmüyormuş gibi namaz kılanlar, gösteriş ve desinler diye namaz kılanlar ile kıldığı namazı O’na layık olarak kılmaya çalışmayanlar için ‘Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.’ (Maûn Sûresi, 4-5) buyurmuşlardır.



Peki kıldığımız namazlarda nasıl huşû ile kılabiliriz? Bu sorunun cevabı tıpkı 5 vakit namaz gibi aşağıdaki 5 maddede saklı! Tabi bu 5 maddeyi uygulamadan hem maddi hemde manevi namazın tüm şartlarını yerine getirdiğinizi varsayıyorum.



Kuşkusuz kıldığımız namazlarda şeytan bize her türlü vesveseyi vermek için çalışır ve kıldığımız namazlarda hiç bir şekilde sevap kazanmadan ibadetimizi engellemeye çalışır. Bu nedenden dolayı namazdan önce:


Bu engeli kaldırmak için ihlas-felak-nas sürelerini anlamlarını düşünerek okumalıyız, hatta ayetel kürsi’yide okumakta fayda vardır. Çünkü bu 3 sure bizleri şeytandan koruyan surelerdir. Kişinin ihtiyacına göre 2 veya 3 defa okunmalıdır.





ALLAH’ın verdiği nimetler karşısında, kendi hata, kusur ve günahlarımızı hatırlamak. Bugüne kadar yapmış olduğumuz günahları düşünürsek hesap günü geldiğinde göreceğimiz muameleyi anlarız.




ve en önemlisi Namaza başlamadan önce (yani tekbir almadan önce) ölümü hatırlayıp, son namazımız gibi kılmalıyız. Yani artık ölüm meleği Azrail(a.s) gelmiş arkamızda bizim son namazımızı kılmamızı beklediğini düşünün!!!




ALLAH’a onu gözlerin ile görüyormuşsun gibi ibadet et! Eğer bunu yapamıyorsan en azından şunu bilki O, seni görmektedir!


5. Elimizden geldiğince okuduğumuz surelerin anlamlarını bilerek kalpten okumak. En önemliside Fatiha Suresi’ni anlamını bilerek kalpten okumak!



Çünkü denilir ki:’Kalpten çıkan söz, kalbe girer ama dilden çıkan söz kulağı aşmaz.’





Şimdi gelin hadi bu 5 maddeyi uygulayarak namazımızı eda edin ve hiç böyle namaz kılmadığınızı görün...



Herşeyin en doğrusunu şüphesiz ALLAH bilir, Rabbim yar ve yardımcımız olsun!



Yayına Hazırlayan

www.1hafta1ayet.com




İBADET



Nasıl ibadet?

- Cenab-ı Allah’a kulluk ve ibadet devamlı olur. Allah’a itaat ve kullukta kulun yapamayacağı bir emir yoktur. Yapıp da faydasını göremeyip, zarar göreceği bir emir de yoktur. Allah ibadetler için her türlü kolaylığı göstermiştir.

Ayrıca Allah, kulun iyi davranışlarını ibadet saymıştır. Meselâ susmak ve güzel ahlâk sahibi olmak en kolay ve en hafif ibadet sayılmıştır. Yolda başkalarına zarar veren ufak bir şeyin kaldırılması ibadettir. İbadet sevabı vardır.

İbadete Allah’ın değil, kulun ihtiyacı vardır. Kulun huzuru ve kurtuluşu söz konusudur. İnsanın korunması ve arınması için emredilmiştir. İbadete devam edenler maddi ve manevi faydalar elde ederler.

Belçikalı Prof. Dr. De Muynck şöyle diyor: “Dindarlık ömrü uzatıyor. Dindar müslüman uzun yaşıyor. Allah’a olan inanç ve ibadet ruh hastalıklarını azaltıyor...” (09.08.2000- Yenişafak)

ABD’de öğrencilere suç işlememeleri için üzerinde dini tavsiyeler bulunan kitap, defter kılıfı dağıtılmıştır. (18.08.2000- Zaman)

Müslüman her zaman, her yerde müslümandır. Her zaman Allah’ın kuludur. İbadette devamlılık esastır. İbadetin her çeşidini devamlı yapmakla sorumluyuz.

Şeytan peygamberimize şöyle der: “Son anda kelime-i şahadeti getir, ben de kurtulanlardan olurum.” Peygamberimiz üzülür. Allah şöyle vahyeder: “Biz son anda ona şahadet getirmesini unuttururuz.”

İbadetleri geciktirmek günahtır, tevbe istiğfar gerektirir. Terk ise isyandır. “Daha var, ilerde yaparsın” telkini şeytanın telkinidir.

Nahl sûresinin 92.ayetine göre; ibadet, yapılıp yapılıp da bırakılıverilmeyecektir.

Hıcır sûresinin 99.ayetinde: “Ölüm gelinceye kadar ibadet et!” emri vardır.

Al-i İmran sûresinin 102.ayetinde:”Allah’tan korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.” buyrulmuştur.

Nasıl müslüman olarak ölünür? Müslüman olarak yaşanırsa, ancak müslüman olarak ölünür. Bir hadislerinde peygamberimiz: “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle haşrolunursu-nuz.”buyurmuş, müslüman olarak ölebilmenin yolunu göstermiştir.

Hz. Peygamber birine şöyle diyor:

“Falan kimse gibi olma; geceleri ibadet ederken bırakıverdi.” (Riyaz-üs.Salihin: 192/154)

iman, ibadet, mutluluğun kaynağıdır. Duke Üniversitesinden Dr. Koenig, uyguladıkları tedaviden en fazla istifade edenlerin, dini kitap okuyan, ibadet eden ve inancını yaşayanlar olduğunu belirtmiştir.

İbadet edenlerin, dua edenlerin, dini hizmetlere katılanların daha çabuk iyileştiklerini, dindar gençlerin uyuşturucu, alkol kullanmalarının zor olduğunu, cinsi suçlar işlemediklerini bildirmiştir.

Ayrıca dindar insanların hayat tarzları daha sağlıklıdır. İbadet ve dualar pozitif hislere sebep olur, demiştir. (27.08.2003 Yeni Asya)



- İbadeti terk yanlıştır. Rabbimizin ikramı, ihsanı devamlı iken bizim O’na kulluğumuz devamlı olmazsa, yediğimiz, içtiğimiz nimet olmaktan çıkar. O zaman Allah kahrından vermeye başlar.

- Bir kutsi hadiste Cenab-ı Allah:

“Bana ibadet et ki, seni ihtiyaçtan kurtarayım, vücuduna rahatlık vereyim. Bana ibadet etmezsen, seni ihtiyaç içinde bırakırım. Vücuduna zahmet veririm, kalbine sıkıntı bırakırım.”buyuruyor. (40 Kutsi Hadis: 20- H.H. Erdem)

İslâm’da ibadetler insan yararınadır. İnsan fıtratını zorlayan bir emir de yoktur, yasak da yoktur. Ayrıca ibadetler için her türlü kolaylık sağlanmıştır. Bütün bunlara rağmen hayatını Allah’a kullukla şekillendirmeyen, Allah’ın korumasından çıkar, boş ve manasız şeylerle uğraşmaya başlar.

Kur’an-da şöyle buyrulur:

“Bana dua edin kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar, aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min sûresi: 60)

“Bana kulluk et” diyor Allah. (Taha: 14)

İbadet, terk edilmediği gibi gecikmez. İbadetin gecikmesi bile suçtur, tevbe istiğfar gerekir.

Biri arkadaşına demiş ki:

- Hayat kırkından sonra başlar. O da cevap vermiş:

- Tabi ki otuz beşinde “ölmezsen.”

Delice, sorumsuzca hayat yaşanmaz. Şeytan insanı “daha var, daha gençsin” diye aldatır.

İnsan her yaşta ölebilir. Öyle bir an gelir ki, insanda ibadet edecek hal kalmaz, yıllarca şeytanın hakimiyetinde yaşanırsa, şeytan onu bırakıvermez ki, ibadet etsin.

Ben şunu şunu yapıyorum diye insan hem yaptığını yeterli görmemeli hem de kendini aldatmamalıdır. Öğrencinin başarılı olup, kurtulması için bütün derslerden başarılı olması lâzımdır. Bir dersten bile başarılı olamazsa mezun olamaz, diploma alamaz. İbadetlerde, kulluk görevleri de böyledir.

Peygamberimize soruyorlar:

- Allah yanında hangi ibadet sevimli ve makbuldur?

- “Az da olsa devamlı olanı” buyuruyorlar. (Buhar İman: 32)

Cenab-ı Allah Kur’an-da:

- “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (Hıcr: 99) buyuruyor.

Sevgili Peygamberimiz: “Namaz gözümün nurudur.”demiştir.

Yeni müslüman olan Sakif Kabilesi, şart koşmuş, “Bizden öşür alınmasın. Biz cihada çağrılmayalım. Namaz bize farz olmasın.”demişlerdi. peygamberimiz şöyle dedi: “Sizden öşür alınmasın, siz cihada çağrılmayın. Ama namazsız dinde hayır yoktur.” (Ebu Davut Haraç: 25)

Ebu Derda peygamber bana şöyle dedi der:

“Paramparca edilsen, ateşte yakılsan da namazı terk etme, bile bile namazı terk eden Allah’ın korumasından mahrum kalır.” (İbn-i mace Fiten: 23)

Peygamber Efendimiz biraz daralırsa Bilâl’e şöyle dermiş:

- Bilâl kalk ezan oku, namaz kılalım da rahatlayalım.

Bir sahabe gazaya gidecekti. Peygamberimizden tavsiye istedi. Allah Rasülü ona: “Sen az seçde edilen yere gidiyorsun, secde ve namazları çoğalt.”buyurdular.

Hz. Ömer: “Namazı terk edenin İslam’da nasibi yoktur” demiştir.

Kur’an-da: “Secde et Allah’a yaklaş.”(Alak: 19) “Namaz Allah’tan korkandan başkasına ağır gelir.” (Bakara: 45) “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.” (Maûn: 4-5)

Peygamberimiz şöyle buyurur.

* “Sabah namazını kılanın ölümü kolay olur. Öğle namazını kılanın mizanı ağır olur. İkindi namazını kılan sıratı kolay geçer. Akşam namazını kalanın kabri geniş olur. Yatsı namazını kılanın suali kolay olur.”

* “Namazda gevşeklik gösteren, ölürken kelime-i şahadeti zor getirir.”

* “Sabah namazını terk edene melek: “Ey Fâcir!(büyük günah işleyen)” der.”

Öğle namazını terk edene ey haşir! (Hüsrana uğrayan) der.

İkindi namazını terk edene ey Âsi!(isyan eden) der.

Akşam namazını terk edene ey nankör! (Nimetin kıymetini bilmeyen) der.

Yatsı namazını terk edene ey kaybeden! der.

* “Namazda yedi şey şeytandandır:

- Burun kanaması,

- Uyuklama,

- Vesvese,

- Esneme,

- Kaşınma,

- Sağa sola bakma,

- Bir şeylerle meşgul olma.”



Dikkat edilirse namaz işlenilen günahlara keffaret olur. Kur’an-da: “İyilikler günahları giderir.” (Hud: 114), “Allah kötülükleri iyiliklere çevirir.” (Furkan: 70) buyrul-muştur.

Bütün bunlar ibadetin, itaatin önemini gösteriyor.



Kur’an-da Allah şöyle emrediyor:

- “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et!” (Taha: 132)

Hayatının sonuna doğru bir adam İbrahim Ethem Hazretlerine gelir “Senden beni aydınlatacak öğüt istiyorum” der.

1. İçinden Allah’a karşı gelmek fikri geçtikçe, Allah’ın nimetlerini yiyip içmemeye başla. Adam irkilir ve:

- Peki nasıl yaşarım?

- O halde seni yaşatın, rızıklandıran Allah’a isyan etmen doğru mu?

Adam:

- 2. öğüdün nedir?

- Allah’a isyan edeceksen onun mülkünde oturma.

- Bu da mümkün değil, nereye giderim?

- Öyleyse hem mülkünde oturacaksın hem de rızkını yiyeceksin, sonra da Allah’a isyan edeceksin, bu olur mu? Adam:

- 3. öğüdün nedir?

- Allah’a isyan edeceksen dikkat et seni görmesin. Görmeyeceği yerde isyan et!

- Bu olur mu? Allah her şeyi görür, bilir. Bunu nasıl yaparım? İbrahim Ethem der ki:

- O halde rızkını yediğin yurdunda barındığın Allah’ın gözünün önünde O’na isyan etme! Adam:

- Dördüncü öğüdünü de söyle, der. İbrahim Ethem:

- Son nefesini vereceğin anda Azraili kov. Hazır değilim de. Adam:

- Kovamam, deyince İbrahim Ethem:

- Bunları bildiğin halde bunca isyan niye? Bunca günah neden? der.

Hepimiz bu öğütlere ibret nazarıyla bakmalı, gereken dersi çıkarmalıyız ve Allah’a hiçbir şekilde isyan etmemeliyiz. İçimizden isyan etmek geldiği zaman bizi teşvik eden şeytandan uzaklaşmalıyız. “Defol kör şeytan” deyip kovmalıyız.

- Nasıl ibadet etmeliyiz?

Yapacağımız ibadete nefis, şeytan engel olmamalıdır. Vesvesesiz ibadet etmeliyiz. İbadete riya karıştırmamalıyız. Zevkine, hazzına varabileceğimiz bir ibadet etmeliyiz. Samimi, içten, sırf Allah rızası için ibadet etmeliyiz. Yani faydasını görebileceğimiz ibadet etmeliyiz.

İnsan vücudu ibadete muhtaç bir şekilde yaratılmıştır. Beden ve zihnin zindeliği ibadetle sağlanır. İbadet olmazsa erken bunama, hafıza kaybı, bedenin erken yıpranıp çökmesi gibi sonuçlar çabuk görülür.

- Dinin direği namazdır:

İnsan hayatında maddi ve manevi yönden en etkili ibadet namazdır. Namaz, insanın ölü hayatını diriltir. İnsanın hayatına hayat katar, insanı hayata bağlar.

Peygamberimiz: “Namaz mü’minin miracıdır.” bu-yurarak, müslümanın namazla Allah’a yaklaşabileceği ve derecesinin namazla yükseleceğini bildirmiştir.

Kur’an-da: “Namaz hayasızlıklardan ve kötülüklerden alıkor.” (Ankebut: 45)

* “Huşu ile namaz kılanların kurtulacağı bildirilmiştir. (Mü’minun: 1-2)”

* “Cennettekiler cehennemdekilere sorarlar:”

- Sizi cehenneme sokan nedir? derler. Onlar da:

- Biz namaz kılanlardan değildik, diye cevap verirler. (Müddesir: 40-43) Böyle diyenlerden olmamak için kıble adamı olmamak lâzım.

Hz. Peygamber şöyle bildirmiştir:

“Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği namazdır. Namaz tamamsa, “Tamam” diye yazılır. Tamam değilse, Allah meleklere şöyle der:

- Bakın bakalım kulumun farz eksikliğini tamamlayacak nafileleri var mı? (Ramuz el-Ehadis: 158/6) Böylece namaz müslümanın nuru olacaktır. Bir hadiste de: “Namaz sebebiyle Allah hataları affeder” buyrulmuştur. (Age: 219/4)

Namazı kılmamak büyük hatadır. İhmal nedeniyle namaz borcu olanlar, bir an önce ödemeye başlamalıdır.

Hz. Ali’nin naklettiğine göre Peygamberimizin son sözü: “Namaza, namaza dikkat edin. İdareniz altında bulunanlar için Allah’tan korkun.” (Age: 562/10) olmuştur.

Namazın insan ile şirk ve küfür arasında bir perde olduğu, namazı terk edenin bu perdeyi kaldırmış olacağı bildirilmiştir. Hatta namazı terk edenin kâfirlere benzeyeceği haber verilmiştir. (Riyaz üs’Salihin 2/1082-1083)

Bir Allah dostuna “Namaz kılmayan kâfir olur mu?” diye sormuşlar. O da: “Olmaz ama, kâfir de namaz kılmaz” demiş.

Cenab-ı Allah bir kutsi hadiste: “Beş vakit namazı farz kıldım. Kim vaktinde kılarsa onu cennete koyarım. Kim de terk ederse, onunla bir anlaşmam yoktur” buyurur. (Kutsi Hadisler, Terc. A. Varol: 1/235)

Namazın maddi manevi ve dünya ahirette faydaları çoktur. Namaz kılan abdestsiz gezmez. Abdest, mü’minin silahıdır. Musa Peygambere “Abdestsiz olduğun halde başına bir belâ gelirse, kendinden bil” denmiştir. Peygamberimizin bildirdiğine göre “Abdestli yatanı melekler sabaha kadar korur.”

Hz. Peygambere biri:

- Bana öğüt ver Ey Allah’ın Rasülü! demiş. O da:

- Namazın, hayata veda eder gibi kıl. Yani son namazmış gibi kıl” cevabını vermiştir.

Beş vakit ezan her müslümanı namaza ve kurtuluşa çağırır. Sabah “Namaz uykudan hayırlıdır” denilerek müslümanın kalkması ve Allah’ın huzuruna çıkması istenir.

Oruç ibadetine gelince; Oruç, kıyamet günü ve sıratta şefaatçi olacak olan ibadetlerdendir. Peygamberimiz: “Her şeyin zekâtı vardır, bedenin zekatı da oruçtur.” demiştir. (1.Canan Hadis Ars: 17/551)

Orucu bütün organlarla tutmak lâzım. Bunun için de günahlardan uzak oruç tutulmalıdır. Oruca niyetlenip de aç kalanlardan olunmamalıdır.



Zekat da malla yapılan bir ibadettir. Zekatı verilmemiş mal, yılan olup sahibinin boynuna dolanacak ve onu sokacaktır. Mal da Allah’ın ve kulun hakkı vardır. Verilmediği zaman telef olur. Vermeyen de salebe örneğinde olduğu gibi kendine yazık etmiş olur.

Peygamber(SAV):”Malının zekatını verdiğinde, onun şerrini kendinden gidermiş olursun” demiştir. (Ramuz el-Ehadis: 26/4) “Zekatı vermeyen rahmetten mahrum olur.” (Age: 351/10) Bir de malların zekatla korunabileceği bildirilmiştir. (Age: 374/2)



Hac ibadeti de önemlidir:

Hz. Peygamber: “Hac yapmak isteyen acele davransın” diyor. (Ebu Davut: Menâ’sik: 6)

Hac, yerine başka ibadet olmayan İslâm’ın temel şartlarından biridir.

“Ya orada ölürsem, daha gencim, gelince günah eşlersem” gibi gerekçeler şeytandan gelen vesveselerdir.

Hz. Peygamber: “Hac murad eden acele etsin. Zira hastalanabilir. Bir sapık onu saptırabilir. Bir hacet onu yolundan alıkoyabilir.” der. (Ramuz el Ehadis: 400/13) demiştir.

Hac Allah’ın bir hakkıdır. (Al-i İmran: 97) Hacca herkes hazırlanmalı, hac nasip etmesi için Allah’a dua etmelidir. Faiz parasıyla ve hak hukukla gidilirse, bir turistik seyahat yapılmış olur. Hac defterine değil de seyyah defterine yazılır.

- Her günahtan sonra tevbe edilmelidir.

Tevbe, günahları terk ederek, Allah’a hicrettir. Tevbe etmemek, tevbe ederim diye günah işlemek ve tevbeyi geciktirmek insanı mahveder.

“Günahsız kul olmaz”, “Düşmez kalkmaz bir Allah” derler. Tevbe her kula vaciptir. Şeytanı ümit kestirinceye kadar tevbe edilmelidir.

Kur’an: “Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter.”buyurarak müslümanları tevbe etmeye davet eder. (Tahrim: 8)

* “Ey mü’minler! Hepiniz Allah’a tevbe edin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nur: 31) Ayeti ile de müslümanlar kurtuluşa davet edilmektedir.

Peygamberimiz de * “Her günahın ardından mutlaka tevbe edin.”demiştir. (Ramuz el Ehadis: 25/11)

* “Kul günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta meydana gelir. Eğer tevbe ederse o leke kaybolur. Günah işlemeye devam ederse tevbe etmezse, o siyahlık büyür ve kalbi karartır.” (Age:26/9)

* “Günahların küçüklerinden sakınınız.” (Age: 173/9)

* “Kim günahtan sonra pişman olur, iki rekât namaz kılar ve Allah’a tevbe ederse, Allah da onu affeder.” (Age: 384/6) Böylece peygamberimiz bizi günahlarda ısrar etmeyip tevbe ederek kurtulmaya davet etmiştir.



- Duayı da elden bırakmamak gerek:

Duanın kabul olması için helâlden yiyip içmek ve bilerek günah işlememek gerekir.

Allah Rasülünün bildirdiğine göre; Dua ibadettir. Dua belâ ateşini söndürür. Dua mü’minin silahıdır. (Hadis Ans: 11/136) Dua edenin günahı affolur, sevap kazanır ve hayrı çoğalır. (Ramuz el Ehadis: 104/8)

Kur’an-da: “Yalvarmanız olmasa Rabbin size ne diye değer versin?” (Furkan: 77) buyrularak dua etmenin önemi belirtilmiştir.

İsm-i Azam ile Esmâ’ul Hüsnâ ile dua edilmelidir. Kul her bir ismi andığında Allah: “Buyur kulum!”der, duasını kabul eder.

Peygamberimizin ve büyüklerin hürmetine, onların yüzü suyu hürmetine diye yalvarılmalıdır.

Bir de bedduadan kaçınılmalıdır. Beddua edilmediği gibi beddua almaktan da kaçınılmalıdır. Haksız yapılan beddualardan da Allah’a sığınılmalıdır.



Müslüman sık sık Kur’an okumalı ve Kur’an-a her zaman uymalıdır.

- Kur’an, okuyanlar ve kendisine uyanlar için şefaatçidir.

Kur’an, okunması ve amel edilmesi için inmiştir. O, Allah’tan gelen mesajdır. Kur’an okuyan Allah’la konuşur, Kur’an okuyan Allah’la olur.

Kur’an şefaatçidir. Evler, Kur’an okuyarak nurlandırılmalıdır. Kur’an-dan yüz çevirenlerin sıkıntılı bir hayatı olur. Peygamberimizin bildirdiğine göre “Kur’an-a uyanları Allah yüceltir, uymayanları da alçaltır.” (Müslim: 2/817)

“Kalbinde Kur’an-dan bir şey bulunmayan kişi, harap bir ev gibidir.” (Tirmiz: 5/3079) “Kur’an okunmayan evde hayır az, şer çok olur. O ev sahibini sıkar.” (Ramuz: 80/10) “Kur’an okunan evde melekler hazır olur, şeytanlar çekip gider. Kur’an okunmayan evde şeytanlar hazır olur, melekler bulunmaz ve evde darlık olur.” (Age: 196/2) “En hayırlınız, Kur’an-ı öğrenen ve öğreteninizdir.” (R. Salihiniz: 997) “Kur’an okuyan meleklerle olur. Kur’an-ı kekeleyip zorlukla okuyana iki kat ecir vardır.” (Age: 2/998) Yanlışınızı melekler düzeltir.

“Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (A’raf: 204)

“Kur’an şifadır. Müslümanlar için hidayet ve rahmettir.” (Yunus: 57)

Kur’an nasıl okunacak? Hz. Peygamber Salih Merri’ye:

- “Kur’an oku” der. O da:

- “Kur’an sana indi Ya Rasülellah” diyor. Peygamber:

- “Sen oku oku” diyor ve gözleri yaşarıyor. Salih Merri’ye bakıp: “Hani gözyaşın?”diyor. Kur’an okunurken ağlayın. Ağlayamazsanız ağlar gibi yapınız.”buyuruyor. (R. Salihin: 2/1188-1189)

Evimizin su ve elektrik ücretini yatırmayınca nasıl evimiz kuru ve karanlık kalıyorsa, ibadetler yapılmayınca da ev ve ev halkı rahmetten mahrum olur.

İnsan niçin ibadet eder?

- İman zayıflığından, bilmemekten dolayı ibadet edemez.

- İsyankârlıktan ve şeytanın hakimiyetinden,

- Haram yemek ve günah işlemekten,

- Hidayet nasip olmadığı, kulluk defterinden silinip cezalandırıldığı için ibadet edemez.

Bir insan, hem şeytanı hem de Allah’ı memnun edemez

KANDİLİNİZ MÜBAREK ,DUALARINIZ KABUL OLSUN .


Regaib; rağbet etme manasını taşır. Allah'a daha çok rağbet etmemiz, O'nun da bize etmesi dualarımla; geceniz mübarek, hayırlı dualarınız kabul olsun. Evleriniz nurla dolsun.

25 Haziran 2008 Çarşamba

AİLE OLMAK OLABİLMEK:)


Nedir aile olmak? Bugün elif şafak `yazılarında bir bölüm vardı .Ben kendimle alakalı cümleler buldum içinde aslında tamda anlatmak istediklerimdi bir çatı altında bir ailede büyümeyen kızlar yada erkekler annelik babalık yaparken ,daha şaşkınlar benim gibi sürekli bişeyler yanlışmı diye düşünürler eksikler vardır daima hayatta,ama biz hep eksik büyütülmüş olamanın verdiği eziklikle yaşarız bazı zamanları.klişe bir laftır ama para herşey demek değilidir anneler babalar bunu bilmeli ona göre yaşamalı eksiklik doldurulamaz ama en azından sürekli acitasyon yapmamalı çocuğa kendine acıması öğretilmemeli kimse acımazken kendine acımak garip oluyo çünkü:)varlık yokluk hiç önemli değil öğrenmeyi sevdirmek önemli olan çocukken özgür olmak dünyaya biraz olsun güvenmeyi öğretir tabi en önemlisi kendine de.
Resim MAHMUT YİĞİTOĞLU