3 Temmuz 2008 Perşembe

SİZ HİÇ BÖYLE NAMAZ KILDINIZMI?




Şüphesiz ‘NAMAZ’ dinimizin direği ve Rabbimizin huzurunda olduğumuz ‘an’, Peki Namazımızı Rabbimize layık bir şekilde mi eda ediyoruz? Yani huşû ile namazımızı kılabiliyormuyuz? Eğer bu soruların cevabı hayır ise yada Rabbimize layık daha da güzel bir NAMAZ kılmak için lütfen bu yazımızdaki maddeleri o ‘an’da uygulayın ve bundan önceki kıldığınız namazlar ile bu son namazınızı bir kıyaslayın.



Ama önce huşû kavramını ve ayetler ile nasıl Rabbimize layık bir namaz kılabiliriz onları dile getirelim. Huşû kelimesi; tevazu, alçak gönüllülük, Hakk’a boyun eğmek, korku ve sevgiden meydana gelen edebli bir hal anlamlarına gelmektedir.



ALLAH’ın (c.c) sonsuz güç ve kudret sahibi olduğunu bilen bir insan, O’nun her şeyden haberdar olduğunu bilir. Her nerede olursa olsun Rabbına karşı derinden saygı duyar. İşte huşu, bu derin anlayışın bir sonucudur.



Yüce Rabbimiz ALLAH, Kuran-ı Kerim’de namazın sadece şekilden ibaret olmadığı ve onun ruhunun kavranması gerektiği belirtilirken:

‘Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.’ (Mü’minûn Sûresi, 2) demiştir.



Yine Yüce ve Aziz olan Rabbimiz, bizlere namazın manevi boyutuna inmeyerek, yani O’nu görmüyormuş gibi namaz kılanlar, gösteriş ve desinler diye namaz kılanlar ile kıldığı namazı O’na layık olarak kılmaya çalışmayanlar için ‘Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.’ (Maûn Sûresi, 4-5) buyurmuşlardır.



Peki kıldığımız namazlarda nasıl huşû ile kılabiliriz? Bu sorunun cevabı tıpkı 5 vakit namaz gibi aşağıdaki 5 maddede saklı! Tabi bu 5 maddeyi uygulamadan hem maddi hemde manevi namazın tüm şartlarını yerine getirdiğinizi varsayıyorum.



Kuşkusuz kıldığımız namazlarda şeytan bize her türlü vesveseyi vermek için çalışır ve kıldığımız namazlarda hiç bir şekilde sevap kazanmadan ibadetimizi engellemeye çalışır. Bu nedenden dolayı namazdan önce:


Bu engeli kaldırmak için ihlas-felak-nas sürelerini anlamlarını düşünerek okumalıyız, hatta ayetel kürsi’yide okumakta fayda vardır. Çünkü bu 3 sure bizleri şeytandan koruyan surelerdir. Kişinin ihtiyacına göre 2 veya 3 defa okunmalıdır.





ALLAH’ın verdiği nimetler karşısında, kendi hata, kusur ve günahlarımızı hatırlamak. Bugüne kadar yapmış olduğumuz günahları düşünürsek hesap günü geldiğinde göreceğimiz muameleyi anlarız.




ve en önemlisi Namaza başlamadan önce (yani tekbir almadan önce) ölümü hatırlayıp, son namazımız gibi kılmalıyız. Yani artık ölüm meleği Azrail(a.s) gelmiş arkamızda bizim son namazımızı kılmamızı beklediğini düşünün!!!




ALLAH’a onu gözlerin ile görüyormuşsun gibi ibadet et! Eğer bunu yapamıyorsan en azından şunu bilki O, seni görmektedir!


5. Elimizden geldiğince okuduğumuz surelerin anlamlarını bilerek kalpten okumak. En önemliside Fatiha Suresi’ni anlamını bilerek kalpten okumak!



Çünkü denilir ki:’Kalpten çıkan söz, kalbe girer ama dilden çıkan söz kulağı aşmaz.’





Şimdi gelin hadi bu 5 maddeyi uygulayarak namazımızı eda edin ve hiç böyle namaz kılmadığınızı görün...



Herşeyin en doğrusunu şüphesiz ALLAH bilir, Rabbim yar ve yardımcımız olsun!



Yayına Hazırlayan

www.1hafta1ayet.com




İBADET



Nasıl ibadet?

- Cenab-ı Allah’a kulluk ve ibadet devamlı olur. Allah’a itaat ve kullukta kulun yapamayacağı bir emir yoktur. Yapıp da faydasını göremeyip, zarar göreceği bir emir de yoktur. Allah ibadetler için her türlü kolaylığı göstermiştir.

Ayrıca Allah, kulun iyi davranışlarını ibadet saymıştır. Meselâ susmak ve güzel ahlâk sahibi olmak en kolay ve en hafif ibadet sayılmıştır. Yolda başkalarına zarar veren ufak bir şeyin kaldırılması ibadettir. İbadet sevabı vardır.

İbadete Allah’ın değil, kulun ihtiyacı vardır. Kulun huzuru ve kurtuluşu söz konusudur. İnsanın korunması ve arınması için emredilmiştir. İbadete devam edenler maddi ve manevi faydalar elde ederler.

Belçikalı Prof. Dr. De Muynck şöyle diyor: “Dindarlık ömrü uzatıyor. Dindar müslüman uzun yaşıyor. Allah’a olan inanç ve ibadet ruh hastalıklarını azaltıyor...” (09.08.2000- Yenişafak)

ABD’de öğrencilere suç işlememeleri için üzerinde dini tavsiyeler bulunan kitap, defter kılıfı dağıtılmıştır. (18.08.2000- Zaman)

Müslüman her zaman, her yerde müslümandır. Her zaman Allah’ın kuludur. İbadette devamlılık esastır. İbadetin her çeşidini devamlı yapmakla sorumluyuz.

Şeytan peygamberimize şöyle der: “Son anda kelime-i şahadeti getir, ben de kurtulanlardan olurum.” Peygamberimiz üzülür. Allah şöyle vahyeder: “Biz son anda ona şahadet getirmesini unuttururuz.”

İbadetleri geciktirmek günahtır, tevbe istiğfar gerektirir. Terk ise isyandır. “Daha var, ilerde yaparsın” telkini şeytanın telkinidir.

Nahl sûresinin 92.ayetine göre; ibadet, yapılıp yapılıp da bırakılıverilmeyecektir.

Hıcır sûresinin 99.ayetinde: “Ölüm gelinceye kadar ibadet et!” emri vardır.

Al-i İmran sûresinin 102.ayetinde:”Allah’tan korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.” buyrulmuştur.

Nasıl müslüman olarak ölünür? Müslüman olarak yaşanırsa, ancak müslüman olarak ölünür. Bir hadislerinde peygamberimiz: “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle haşrolunursu-nuz.”buyurmuş, müslüman olarak ölebilmenin yolunu göstermiştir.

Hz. Peygamber birine şöyle diyor:

“Falan kimse gibi olma; geceleri ibadet ederken bırakıverdi.” (Riyaz-üs.Salihin: 192/154)

iman, ibadet, mutluluğun kaynağıdır. Duke Üniversitesinden Dr. Koenig, uyguladıkları tedaviden en fazla istifade edenlerin, dini kitap okuyan, ibadet eden ve inancını yaşayanlar olduğunu belirtmiştir.

İbadet edenlerin, dua edenlerin, dini hizmetlere katılanların daha çabuk iyileştiklerini, dindar gençlerin uyuşturucu, alkol kullanmalarının zor olduğunu, cinsi suçlar işlemediklerini bildirmiştir.

Ayrıca dindar insanların hayat tarzları daha sağlıklıdır. İbadet ve dualar pozitif hislere sebep olur, demiştir. (27.08.2003 Yeni Asya)



- İbadeti terk yanlıştır. Rabbimizin ikramı, ihsanı devamlı iken bizim O’na kulluğumuz devamlı olmazsa, yediğimiz, içtiğimiz nimet olmaktan çıkar. O zaman Allah kahrından vermeye başlar.

- Bir kutsi hadiste Cenab-ı Allah:

“Bana ibadet et ki, seni ihtiyaçtan kurtarayım, vücuduna rahatlık vereyim. Bana ibadet etmezsen, seni ihtiyaç içinde bırakırım. Vücuduna zahmet veririm, kalbine sıkıntı bırakırım.”buyuruyor. (40 Kutsi Hadis: 20- H.H. Erdem)

İslâm’da ibadetler insan yararınadır. İnsan fıtratını zorlayan bir emir de yoktur, yasak da yoktur. Ayrıca ibadetler için her türlü kolaylık sağlanmıştır. Bütün bunlara rağmen hayatını Allah’a kullukla şekillendirmeyen, Allah’ın korumasından çıkar, boş ve manasız şeylerle uğraşmaya başlar.

Kur’an-da şöyle buyrulur:

“Bana dua edin kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar, aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min sûresi: 60)

“Bana kulluk et” diyor Allah. (Taha: 14)

İbadet, terk edilmediği gibi gecikmez. İbadetin gecikmesi bile suçtur, tevbe istiğfar gerekir.

Biri arkadaşına demiş ki:

- Hayat kırkından sonra başlar. O da cevap vermiş:

- Tabi ki otuz beşinde “ölmezsen.”

Delice, sorumsuzca hayat yaşanmaz. Şeytan insanı “daha var, daha gençsin” diye aldatır.

İnsan her yaşta ölebilir. Öyle bir an gelir ki, insanda ibadet edecek hal kalmaz, yıllarca şeytanın hakimiyetinde yaşanırsa, şeytan onu bırakıvermez ki, ibadet etsin.

Ben şunu şunu yapıyorum diye insan hem yaptığını yeterli görmemeli hem de kendini aldatmamalıdır. Öğrencinin başarılı olup, kurtulması için bütün derslerden başarılı olması lâzımdır. Bir dersten bile başarılı olamazsa mezun olamaz, diploma alamaz. İbadetlerde, kulluk görevleri de böyledir.

Peygamberimize soruyorlar:

- Allah yanında hangi ibadet sevimli ve makbuldur?

- “Az da olsa devamlı olanı” buyuruyorlar. (Buhar İman: 32)

Cenab-ı Allah Kur’an-da:

- “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (Hıcr: 99) buyuruyor.

Sevgili Peygamberimiz: “Namaz gözümün nurudur.”demiştir.

Yeni müslüman olan Sakif Kabilesi, şart koşmuş, “Bizden öşür alınmasın. Biz cihada çağrılmayalım. Namaz bize farz olmasın.”demişlerdi. peygamberimiz şöyle dedi: “Sizden öşür alınmasın, siz cihada çağrılmayın. Ama namazsız dinde hayır yoktur.” (Ebu Davut Haraç: 25)

Ebu Derda peygamber bana şöyle dedi der:

“Paramparca edilsen, ateşte yakılsan da namazı terk etme, bile bile namazı terk eden Allah’ın korumasından mahrum kalır.” (İbn-i mace Fiten: 23)

Peygamber Efendimiz biraz daralırsa Bilâl’e şöyle dermiş:

- Bilâl kalk ezan oku, namaz kılalım da rahatlayalım.

Bir sahabe gazaya gidecekti. Peygamberimizden tavsiye istedi. Allah Rasülü ona: “Sen az seçde edilen yere gidiyorsun, secde ve namazları çoğalt.”buyurdular.

Hz. Ömer: “Namazı terk edenin İslam’da nasibi yoktur” demiştir.

Kur’an-da: “Secde et Allah’a yaklaş.”(Alak: 19) “Namaz Allah’tan korkandan başkasına ağır gelir.” (Bakara: 45) “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.” (Maûn: 4-5)

Peygamberimiz şöyle buyurur.

* “Sabah namazını kılanın ölümü kolay olur. Öğle namazını kılanın mizanı ağır olur. İkindi namazını kılan sıratı kolay geçer. Akşam namazını kalanın kabri geniş olur. Yatsı namazını kılanın suali kolay olur.”

* “Namazda gevşeklik gösteren, ölürken kelime-i şahadeti zor getirir.”

* “Sabah namazını terk edene melek: “Ey Fâcir!(büyük günah işleyen)” der.”

Öğle namazını terk edene ey haşir! (Hüsrana uğrayan) der.

İkindi namazını terk edene ey Âsi!(isyan eden) der.

Akşam namazını terk edene ey nankör! (Nimetin kıymetini bilmeyen) der.

Yatsı namazını terk edene ey kaybeden! der.

* “Namazda yedi şey şeytandandır:

- Burun kanaması,

- Uyuklama,

- Vesvese,

- Esneme,

- Kaşınma,

- Sağa sola bakma,

- Bir şeylerle meşgul olma.”



Dikkat edilirse namaz işlenilen günahlara keffaret olur. Kur’an-da: “İyilikler günahları giderir.” (Hud: 114), “Allah kötülükleri iyiliklere çevirir.” (Furkan: 70) buyrul-muştur.

Bütün bunlar ibadetin, itaatin önemini gösteriyor.



Kur’an-da Allah şöyle emrediyor:

- “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et!” (Taha: 132)

Hayatının sonuna doğru bir adam İbrahim Ethem Hazretlerine gelir “Senden beni aydınlatacak öğüt istiyorum” der.

1. İçinden Allah’a karşı gelmek fikri geçtikçe, Allah’ın nimetlerini yiyip içmemeye başla. Adam irkilir ve:

- Peki nasıl yaşarım?

- O halde seni yaşatın, rızıklandıran Allah’a isyan etmen doğru mu?

Adam:

- 2. öğüdün nedir?

- Allah’a isyan edeceksen onun mülkünde oturma.

- Bu da mümkün değil, nereye giderim?

- Öyleyse hem mülkünde oturacaksın hem de rızkını yiyeceksin, sonra da Allah’a isyan edeceksin, bu olur mu? Adam:

- 3. öğüdün nedir?

- Allah’a isyan edeceksen dikkat et seni görmesin. Görmeyeceği yerde isyan et!

- Bu olur mu? Allah her şeyi görür, bilir. Bunu nasıl yaparım? İbrahim Ethem der ki:

- O halde rızkını yediğin yurdunda barındığın Allah’ın gözünün önünde O’na isyan etme! Adam:

- Dördüncü öğüdünü de söyle, der. İbrahim Ethem:

- Son nefesini vereceğin anda Azraili kov. Hazır değilim de. Adam:

- Kovamam, deyince İbrahim Ethem:

- Bunları bildiğin halde bunca isyan niye? Bunca günah neden? der.

Hepimiz bu öğütlere ibret nazarıyla bakmalı, gereken dersi çıkarmalıyız ve Allah’a hiçbir şekilde isyan etmemeliyiz. İçimizden isyan etmek geldiği zaman bizi teşvik eden şeytandan uzaklaşmalıyız. “Defol kör şeytan” deyip kovmalıyız.

- Nasıl ibadet etmeliyiz?

Yapacağımız ibadete nefis, şeytan engel olmamalıdır. Vesvesesiz ibadet etmeliyiz. İbadete riya karıştırmamalıyız. Zevkine, hazzına varabileceğimiz bir ibadet etmeliyiz. Samimi, içten, sırf Allah rızası için ibadet etmeliyiz. Yani faydasını görebileceğimiz ibadet etmeliyiz.

İnsan vücudu ibadete muhtaç bir şekilde yaratılmıştır. Beden ve zihnin zindeliği ibadetle sağlanır. İbadet olmazsa erken bunama, hafıza kaybı, bedenin erken yıpranıp çökmesi gibi sonuçlar çabuk görülür.

- Dinin direği namazdır:

İnsan hayatında maddi ve manevi yönden en etkili ibadet namazdır. Namaz, insanın ölü hayatını diriltir. İnsanın hayatına hayat katar, insanı hayata bağlar.

Peygamberimiz: “Namaz mü’minin miracıdır.” bu-yurarak, müslümanın namazla Allah’a yaklaşabileceği ve derecesinin namazla yükseleceğini bildirmiştir.

Kur’an-da: “Namaz hayasızlıklardan ve kötülüklerden alıkor.” (Ankebut: 45)

* “Huşu ile namaz kılanların kurtulacağı bildirilmiştir. (Mü’minun: 1-2)”

* “Cennettekiler cehennemdekilere sorarlar:”

- Sizi cehenneme sokan nedir? derler. Onlar da:

- Biz namaz kılanlardan değildik, diye cevap verirler. (Müddesir: 40-43) Böyle diyenlerden olmamak için kıble adamı olmamak lâzım.

Hz. Peygamber şöyle bildirmiştir:

“Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği namazdır. Namaz tamamsa, “Tamam” diye yazılır. Tamam değilse, Allah meleklere şöyle der:

- Bakın bakalım kulumun farz eksikliğini tamamlayacak nafileleri var mı? (Ramuz el-Ehadis: 158/6) Böylece namaz müslümanın nuru olacaktır. Bir hadiste de: “Namaz sebebiyle Allah hataları affeder” buyrulmuştur. (Age: 219/4)

Namazı kılmamak büyük hatadır. İhmal nedeniyle namaz borcu olanlar, bir an önce ödemeye başlamalıdır.

Hz. Ali’nin naklettiğine göre Peygamberimizin son sözü: “Namaza, namaza dikkat edin. İdareniz altında bulunanlar için Allah’tan korkun.” (Age: 562/10) olmuştur.

Namazın insan ile şirk ve küfür arasında bir perde olduğu, namazı terk edenin bu perdeyi kaldırmış olacağı bildirilmiştir. Hatta namazı terk edenin kâfirlere benzeyeceği haber verilmiştir. (Riyaz üs’Salihin 2/1082-1083)

Bir Allah dostuna “Namaz kılmayan kâfir olur mu?” diye sormuşlar. O da: “Olmaz ama, kâfir de namaz kılmaz” demiş.

Cenab-ı Allah bir kutsi hadiste: “Beş vakit namazı farz kıldım. Kim vaktinde kılarsa onu cennete koyarım. Kim de terk ederse, onunla bir anlaşmam yoktur” buyurur. (Kutsi Hadisler, Terc. A. Varol: 1/235)

Namazın maddi manevi ve dünya ahirette faydaları çoktur. Namaz kılan abdestsiz gezmez. Abdest, mü’minin silahıdır. Musa Peygambere “Abdestsiz olduğun halde başına bir belâ gelirse, kendinden bil” denmiştir. Peygamberimizin bildirdiğine göre “Abdestli yatanı melekler sabaha kadar korur.”

Hz. Peygambere biri:

- Bana öğüt ver Ey Allah’ın Rasülü! demiş. O da:

- Namazın, hayata veda eder gibi kıl. Yani son namazmış gibi kıl” cevabını vermiştir.

Beş vakit ezan her müslümanı namaza ve kurtuluşa çağırır. Sabah “Namaz uykudan hayırlıdır” denilerek müslümanın kalkması ve Allah’ın huzuruna çıkması istenir.

Oruç ibadetine gelince; Oruç, kıyamet günü ve sıratta şefaatçi olacak olan ibadetlerdendir. Peygamberimiz: “Her şeyin zekâtı vardır, bedenin zekatı da oruçtur.” demiştir. (1.Canan Hadis Ars: 17/551)

Orucu bütün organlarla tutmak lâzım. Bunun için de günahlardan uzak oruç tutulmalıdır. Oruca niyetlenip de aç kalanlardan olunmamalıdır.



Zekat da malla yapılan bir ibadettir. Zekatı verilmemiş mal, yılan olup sahibinin boynuna dolanacak ve onu sokacaktır. Mal da Allah’ın ve kulun hakkı vardır. Verilmediği zaman telef olur. Vermeyen de salebe örneğinde olduğu gibi kendine yazık etmiş olur.

Peygamber(SAV):”Malının zekatını verdiğinde, onun şerrini kendinden gidermiş olursun” demiştir. (Ramuz el-Ehadis: 26/4) “Zekatı vermeyen rahmetten mahrum olur.” (Age: 351/10) Bir de malların zekatla korunabileceği bildirilmiştir. (Age: 374/2)



Hac ibadeti de önemlidir:

Hz. Peygamber: “Hac yapmak isteyen acele davransın” diyor. (Ebu Davut: Menâ’sik: 6)

Hac, yerine başka ibadet olmayan İslâm’ın temel şartlarından biridir.

“Ya orada ölürsem, daha gencim, gelince günah eşlersem” gibi gerekçeler şeytandan gelen vesveselerdir.

Hz. Peygamber: “Hac murad eden acele etsin. Zira hastalanabilir. Bir sapık onu saptırabilir. Bir hacet onu yolundan alıkoyabilir.” der. (Ramuz el Ehadis: 400/13) demiştir.

Hac Allah’ın bir hakkıdır. (Al-i İmran: 97) Hacca herkes hazırlanmalı, hac nasip etmesi için Allah’a dua etmelidir. Faiz parasıyla ve hak hukukla gidilirse, bir turistik seyahat yapılmış olur. Hac defterine değil de seyyah defterine yazılır.

- Her günahtan sonra tevbe edilmelidir.

Tevbe, günahları terk ederek, Allah’a hicrettir. Tevbe etmemek, tevbe ederim diye günah işlemek ve tevbeyi geciktirmek insanı mahveder.

“Günahsız kul olmaz”, “Düşmez kalkmaz bir Allah” derler. Tevbe her kula vaciptir. Şeytanı ümit kestirinceye kadar tevbe edilmelidir.

Kur’an: “Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter.”buyurarak müslümanları tevbe etmeye davet eder. (Tahrim: 8)

* “Ey mü’minler! Hepiniz Allah’a tevbe edin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nur: 31) Ayeti ile de müslümanlar kurtuluşa davet edilmektedir.

Peygamberimiz de * “Her günahın ardından mutlaka tevbe edin.”demiştir. (Ramuz el Ehadis: 25/11)

* “Kul günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta meydana gelir. Eğer tevbe ederse o leke kaybolur. Günah işlemeye devam ederse tevbe etmezse, o siyahlık büyür ve kalbi karartır.” (Age:26/9)

* “Günahların küçüklerinden sakınınız.” (Age: 173/9)

* “Kim günahtan sonra pişman olur, iki rekât namaz kılar ve Allah’a tevbe ederse, Allah da onu affeder.” (Age: 384/6) Böylece peygamberimiz bizi günahlarda ısrar etmeyip tevbe ederek kurtulmaya davet etmiştir.



- Duayı da elden bırakmamak gerek:

Duanın kabul olması için helâlden yiyip içmek ve bilerek günah işlememek gerekir.

Allah Rasülünün bildirdiğine göre; Dua ibadettir. Dua belâ ateşini söndürür. Dua mü’minin silahıdır. (Hadis Ans: 11/136) Dua edenin günahı affolur, sevap kazanır ve hayrı çoğalır. (Ramuz el Ehadis: 104/8)

Kur’an-da: “Yalvarmanız olmasa Rabbin size ne diye değer versin?” (Furkan: 77) buyrularak dua etmenin önemi belirtilmiştir.

İsm-i Azam ile Esmâ’ul Hüsnâ ile dua edilmelidir. Kul her bir ismi andığında Allah: “Buyur kulum!”der, duasını kabul eder.

Peygamberimizin ve büyüklerin hürmetine, onların yüzü suyu hürmetine diye yalvarılmalıdır.

Bir de bedduadan kaçınılmalıdır. Beddua edilmediği gibi beddua almaktan da kaçınılmalıdır. Haksız yapılan beddualardan da Allah’a sığınılmalıdır.



Müslüman sık sık Kur’an okumalı ve Kur’an-a her zaman uymalıdır.

- Kur’an, okuyanlar ve kendisine uyanlar için şefaatçidir.

Kur’an, okunması ve amel edilmesi için inmiştir. O, Allah’tan gelen mesajdır. Kur’an okuyan Allah’la konuşur, Kur’an okuyan Allah’la olur.

Kur’an şefaatçidir. Evler, Kur’an okuyarak nurlandırılmalıdır. Kur’an-dan yüz çevirenlerin sıkıntılı bir hayatı olur. Peygamberimizin bildirdiğine göre “Kur’an-a uyanları Allah yüceltir, uymayanları da alçaltır.” (Müslim: 2/817)

“Kalbinde Kur’an-dan bir şey bulunmayan kişi, harap bir ev gibidir.” (Tirmiz: 5/3079) “Kur’an okunmayan evde hayır az, şer çok olur. O ev sahibini sıkar.” (Ramuz: 80/10) “Kur’an okunan evde melekler hazır olur, şeytanlar çekip gider. Kur’an okunmayan evde şeytanlar hazır olur, melekler bulunmaz ve evde darlık olur.” (Age: 196/2) “En hayırlınız, Kur’an-ı öğrenen ve öğreteninizdir.” (R. Salihiniz: 997) “Kur’an okuyan meleklerle olur. Kur’an-ı kekeleyip zorlukla okuyana iki kat ecir vardır.” (Age: 2/998) Yanlışınızı melekler düzeltir.

“Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (A’raf: 204)

“Kur’an şifadır. Müslümanlar için hidayet ve rahmettir.” (Yunus: 57)

Kur’an nasıl okunacak? Hz. Peygamber Salih Merri’ye:

- “Kur’an oku” der. O da:

- “Kur’an sana indi Ya Rasülellah” diyor. Peygamber:

- “Sen oku oku” diyor ve gözleri yaşarıyor. Salih Merri’ye bakıp: “Hani gözyaşın?”diyor. Kur’an okunurken ağlayın. Ağlayamazsanız ağlar gibi yapınız.”buyuruyor. (R. Salihin: 2/1188-1189)

Evimizin su ve elektrik ücretini yatırmayınca nasıl evimiz kuru ve karanlık kalıyorsa, ibadetler yapılmayınca da ev ve ev halkı rahmetten mahrum olur.

İnsan niçin ibadet eder?

- İman zayıflığından, bilmemekten dolayı ibadet edemez.

- İsyankârlıktan ve şeytanın hakimiyetinden,

- Haram yemek ve günah işlemekten,

- Hidayet nasip olmadığı, kulluk defterinden silinip cezalandırıldığı için ibadet edemez.

Bir insan, hem şeytanı hem de Allah’ı memnun edemez

KANDİLİNİZ MÜBAREK ,DUALARINIZ KABUL OLSUN .


Regaib; rağbet etme manasını taşır. Allah'a daha çok rağbet etmemiz, O'nun da bize etmesi dualarımla; geceniz mübarek, hayırlı dualarınız kabul olsun. Evleriniz nurla dolsun.

25 Haziran 2008 Çarşamba

AİLE OLMAK OLABİLMEK:)


Nedir aile olmak? Bugün elif şafak `yazılarında bir bölüm vardı .Ben kendimle alakalı cümleler buldum içinde aslında tamda anlatmak istediklerimdi bir çatı altında bir ailede büyümeyen kızlar yada erkekler annelik babalık yaparken ,daha şaşkınlar benim gibi sürekli bişeyler yanlışmı diye düşünürler eksikler vardır daima hayatta,ama biz hep eksik büyütülmüş olamanın verdiği eziklikle yaşarız bazı zamanları.klişe bir laftır ama para herşey demek değilidir anneler babalar bunu bilmeli ona göre yaşamalı eksiklik doldurulamaz ama en azından sürekli acitasyon yapmamalı çocuğa kendine acıması öğretilmemeli kimse acımazken kendine acımak garip oluyo çünkü:)varlık yokluk hiç önemli değil öğrenmeyi sevdirmek önemli olan çocukken özgür olmak dünyaya biraz olsun güvenmeyi öğretir tabi en önemlisi kendine de.
Resim MAHMUT YİĞİTOĞLU

22 Haziran 2008 Pazar

PAZAR YALNIZLIK GÜNLERİM


Çocukluğumun kabusuydu pazar günleri çünki diğer çocuklar gibi hayaller kuramazdım ailece yapılan piknik planları yapılmazdı bizim evde.Aileleriyle planları olan arkadaşlarım sokağa çıkmadığından tam bunalım takılma zamanlarıydı .Evlendikten sonra başkaları için büyük anlamı olan bugünü sevmesemde onlar adına mutlu oldum ama büyümemde bişey değiştirmedi biz pazarla birbirimizi hiç sevmedik :( Belki temeli olmayan duygularımdan biri olduğu için çok ruhuna bürünemedim.Hayatımda çokta içini dolduramadım pazar günlerinin kimbilir belki bir gün bende hayaller kuran pazara dair umudu olan bir hatun olabilirim:)Ama yinede pazar pazardır deyip şuursuz bir polyanna olmalı bazen insan.içindeki yalnız çocuğu büyütemesede özgürleştirmeli biryerlerde yoksa tutunmak hayata zorlaşıyor . çocukların pazarı sevmesine sebeb anne babalar olabilmemiz ümidiyle.

20 Haziran 2008 Cuma

BU GÜN ANLATILMAZ YAŞANIR BİR GÜNDÜ

Sabah erkenden kalkmalı ve temizlik pasta börek yapmalıydım çünkü bu gün misafirim vardı .Önceden pilanlanmış misafirlerimin dışında bir akraba ve bir arkadaşıda bize sürpriz misafir olarak katıldılar misafir bayan evlerde pazarlaması yapılan malum bir deterjan firmasının tanıtımı için hazırlık yaptı veeeeeeeee hiçde tasvip etmediğim hatta arkadaşlarımında tasvip etmediği markayı duyduğumda içimde kaynamakta olan ve beni dakika dakika saran ateşi anlatmam benim dışımda gelişen olaya dur demem imkansız misafir hanıma ayıp etmemek için ikram hazırlığı için mutfağa kalktım bir yandanda dinliyorum.Ama arkadaşlarıma çok mahcup oldum tanımadıkları insanlarla muhatap oldular bir, ikincisi hiçbirşekilde yanından geçmiycemiz bir marka tanıtımı çok sinri bozucu ve acınası bir hal içinde olan hanım gayet sakin ama olmaması gereken bir sakinlikte sadece para ve ürünün övgüsüyle okadar yıkanmışki beyin ilerle ne olursa olsun ilerle denilmiş yık geç ama sat yüksel paran artsın kadın bizim söylediklerimz karşısında eğitimde aldığı kelimeleri ısararla tekrar ediyo hiç duymuyor .o İnandığını yaşıyor paranın gücü rabbim bu tuzaklardan hepimizi korusun aslında nasıl bir sistem içinde olduklarını anlamak için kıyısından dönmek iyidir ama dönmemek riskiniz varsa sakın kapılmayın derim sunduğu imakanlar benim kardeşime kurşun olarak dönecekse ben imakan dahilinde şükürle berektlenerek yaşarım .Şu çok önemliydi misafir hanıma arkadaşım bir ayet söyledi hanımın cevabı bu ayet beni aydınlatmadı oldu allah muhafaza ne diyorsun sen kendinde olmadığını ve değişik bir şekilde hipnotize edildiğini düşünüyorum verdiği cevaplar okadar aynı ve hiç mimik yokki anlatılmıycak bir biçimde değişik bir rahatlık var ama bu kendinden ve üründen eminlik değil sizin söylediğiniz benim bi kulağımdan girer bi kulağımdan çıkar gibi bi rahatlık ben kazancıma bakarım bu işi bıraksam siz ban para vercekmisiniz konuşuyosunuz gibi maddi dert bürümüş . çok rahat kzgınlık öfke hiç bir şey umru değil . RABBİM BÖYLE TUZAKLARDAN KORU HEPİMZİ BİLMEDEN YAPTIĞIMIZ YANLIŞLARIMIZ AFFET .

14 Haziran 2008 Cumartesi

HAYATIN 40 ALTIN KURALI

01- Ucuz araba kullan ama, alabilecegin en güzel evi al.
02- Adam gibi üç fIkra ögren.
03- Sevinçlerini sakIn erteleme.
04- Esini çok iyi seç. Çünkü bu seçim mutlulugunun veya bedbahtlIgInIn %90′InI olusturur.
05- Her gün 30 dakika yürüyüs yap.
06- Her yemekten önce sükret.
07- Bir arkadasIna sIrrInI açmadan önce iki kere düsün.
08- Maas çekini imzalayan kisileri sakIn elestirme.
09- Kaybedecek seyleri olmayan insanlardan kork.
10- Gözünün önünde hep güzel seyler bulundur.
11- ÇocuklarIn, adet kelimesini duyduklarInda seni hatIrlayacak sekilde yasa.
12- Dinine ait kitabI tam anlamIyla okumak için kendine bir yIl süre tanI.
13- Kendini ve baskalarInI affetmesini bil.
14- ilkyardImI ögren.
15- Biri seni kucakladIgInda ilk bIrakan sen olma.
16- Her gün 6 bardak suyunu içmeyi unutma.

17- Seni seven insanlarI koru.

18- Zor da olsa ailenle tatil yapmak için her seyi dene. Bu tatildeki anlar, hayatInIn

en degerli anlarIndan biri olacak.
19- Kendine yapIlmasInI istemedigin hiçbir seyi baskalarIna yapma.
20- BasarIya, iç huzura kavustugun, saglIklI oldugun ve sevildigin zamanI degerlendir.
21- iyi ve basarIlI bir evliligin iki seye baglI oldugunu unutma :
a) Dogru insanI bulmak b) Dogru insan olmak.
22- Ebeveynlerini, esini ve çocuklarInI elestirmek istedigin zaman dilini IsIr.
23- Sevimsiz olmayacak sekilde ayrI fikirde olmayI ögren.
24- Cesaretli ol, hayatIna geri baktIgInda yaptIklarIn için degil yapmadIklarIn için üzüleceksin.
25- Çok mükemmel buldugun bir fikri baskasInIn engellemesine izin verme.
26- Keyifsizliklerini açIga vurma.
27- NasIl bir duygu oldugunu ögrenmek için 24 saat kimseyi ve bir seyi elestirme.
28- Evliligini güzellestirmek için her gün bir seyler yap.
29- iyilik dolu bir sözü ve iyiligin etkisini asla küçümseme.
30- ÇocuklarIn hakkInda baskalarIna iyi bir seyler söylerken, bIrak onlar da duysun.
31- Güç, sahip oldugun mallarla ilgili degildir. Unutma !!!
32- ÇocuklarInI anlamaya çalIs, yargIlamaya degil.
33- Kalem ve not defterini daima yanInda tasI.
34- Zaman ve kelimeleri bos yere harcama, ikisi de çok degerli.
35- insanlarIn yaptIklarI olumsuz seyleri degil, ileride yapacaklarInI düsün.
36- Senden az ya da çok parasI olanlarla, paran hakkInda konusma.
37- Bir seyi elde etmek çok caba sarf ettiysen, tadInI çIkarmak için zaman ayIr.
38- Birisinin kahramanI ol.
39- Neyi ve kimi destekledigini insanlara söyle.
40- Sadece ask için evlen.

KAYNAK: http://www.psikoloji.gen.tr

AKŞAMLARI AİLENİZ NE YAPAR?

Dumduz bir soru size: Aksamlari evde ne yapiyorsunuz?

Divana uzanip, hic tanimadiginiz Amerikali dedektiflerle hic tanimadiginiz Amerikali haydutlari mi kovaliyorsunuz, yoksa yerli dizilere kaptirip hic bilmediginiz konaklarda yasanan hayatlari mi seyrediyoruz?

Dort saat televizyon seyretmenin sekiz saat calismak kadar beyni yordugunu biliyor musunuz ?

Iki turlu hayat var:

1. Yasanan hayat,
2. Seyredilen hayat,

Aksamlariniz televizyona kilitliyse, bilin ki, hayati sadece seyrediyorsunuz ! Aksamlari evde ne yapiyorsunuz? Aksamlarinizi nasil geciriyorsunuz?

“Pek cogu gibi biz de cekirdek citlatip saatlerce televizyon izliyoruz” diyorsaniz, durup bir dusunun lutfen; dunyaya birkac kez daha geleceginize mi inaniyorsunuz? Boyle bir sey olsaydi, simdiki hayatimizin bir bolumunu ziyan etmek simdiki kadar aci sonuclar dogurmayabilirdi belki. Ne care ki sadece bir hayatimiz var. Bu da maalesef, cok kisa. Ortalama altmis yilin yirmi yili uykuda geciyor. Kalan kirk yilin yirmi yili cocukluk, egitim, vesaire…

Son yirmi yili da ziyan edersek, bize yasanacak bir sey kalmaz. Aksamlarinizi sadece televizyona veriyorsaniz, sayili nefeslerinizden bir bolumunu cope atiyorsunuz demektir! Cunku televizyon izleyen kisi hayatta degildir, zira hicbir sey yapmamakta, hicbir deger uretmemektedir; bu da bir anlamda yasamamak sayilir.

Ne mi yapmali?..

1. Ailece kitap okuyun, sohbet edin: Nasil tanistiginizi, ilk nerede gorustugunuzu, sIkilip sIkilmadiginizi, nerede nasil evlendiginizi, nikah sahitlerinizi, dugununuzu anlatin cocuklariniza, onlari hem dinleyin, hem de okumaya calisin.

2. Gezin: Gezmek icin ille de bir maksat olmasi gerekmez, en buyuk maksat hayati paylasmaktir. Yakinsaniz deniz kenarina inin, ayaklarinizi denize sokun ve becerebiliyorsaniz tas sektirme yarisina girin. Sonra da gunesin pembe gulucukler sacarak batmasini seyredin. (Inanin televizyon seyretmekten cok daha keyifli ve dinlendiricidir)

Ormanda hep birlikte yuruyun, agaclara isim takin, yol boyu acan cicekleri sevin ve cocuklariniza bunlarla sevmeyi ogretin. (Ama bilin ki hayat ogrenmek ve ogretmekten ibaret degildir. Dinlenmek, eglenmek gibi olgular da hayatin bir parcasidir) Cocuklarinizla iliskilerinizde asla ogretmen tavri takinmayin. Onlarla arkadaslik etmek dunyanin en keyifli isidir.

3. Akraba ve komsularla ilgi bagi kurun: Onlara ya gidin, ya da onlari size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadi ciksin. Birbirinizi gercekten tanimaya calisin. Bilirsiniz, “Komsu komsunun kulune muhtactir.”

4. Oturup uzaktaki aile bireylerine mektup yazin. Biliyor musunuz mektup yazmak insani cok rahatlatir. Mektup yazarken, her aile bireyinden (basta cocuklar olmak uzere) birkac cumle isteyin. Yani mektubu ailece yazin. Ama cocuklarinizin cumlelerini begenmezden gelmeyin.

5. Kulturel ve sanatsal etkinliklere katilin.. (Konferans, seminer, sergi, dogru sinema ve tiyatro) Hayatinizi biraz olsun renklendirecek baska seyler de bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Bir seyi cok isterseniz, Allah sebebini hak eder ve cok istediginiz seye ulasirsiniz. “Olmaz ki” diye dusunup taleplerinizi ertelerseniz, hicbir yere ulasamazsiniz.

Aile baglarinin guclenmesi, paylasacak seylerin cokluguyla mumkundur. Ne kadar cok sey paylasirsaniz aileniz o kadar guclenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktir.

Hatira defterine televizyon dizilerini yazamazsiniz. Oraya ancak yasadiklarinizi yazabilirsiniz. Her gun bir seyler yasamali ve bunlari deftere gecirerek gelecege tarih dusurmelisiniz.

Bugun oyle bir hayat yasayin ki, yarina da kalsin. Torunlariniza filan anlatacaklariniz olsun.

Ayrica unutmayin ki ;
Hayati biriktiremezsiniz; ya her anini yasayacaksiniz, ya da ziyan edeceksiniz.

Artik cevap gelsin:
Aksamlari ne yapiyorsunuz? ..
Yasiyor musunuz, yoksa seyrediyor musunuz?

-ALINTI-