28 Mayıs 2009 Perşembe

GÖNLÜ GENİŞ VE RUHU GEZGİN SUFİ MEŞREPLİLERİN KIRK KURALI


Birinci Kural : Yaradanı hangi kelimerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Allah dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç
içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Allah dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
İkinci Kural : Hak Yolu’nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!
Üçüncü Kural : Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
Dördüncü Kural : Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.

Beşinci Kural : Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini” diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği : “Bırak kendini, ko gitsin!” Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

Altıncı Kural : Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

Yedinci Kural : Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilir.

Dokuzuncu Kural: Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olark düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

On Üçüncü Kural: Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

On Dördüncü Kural: Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

On Beşinci Kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir
şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir.
Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.

On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil, kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla
değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.

On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı.
Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah Aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaprsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte.
Sufi daima orta yerde...

Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşrefi-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Herkes ve herşey görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse,
dünya değişir.

Yirmi Sekizinci Kural: Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Geleck ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.

Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki, başkaları
tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.Sufi kusur görmez. Kusur örter.

Otuz Birinci Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Allah'a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama
kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.
Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

Otuz Dördüncü Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

Otuz Beşinci Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Allah'a inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar, o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!

Otuz Yedinci Kural: Allah kılı kırk yararak
titizlikle çalışan bir saat ustası gibidir. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

Otuz Sekizinci Kural: “Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?” diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde... Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz. Ölen her Sufi için bir Sufi daha doğar.

Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. AŞK’ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

mail paylaşımı


Duman adlı grup yeni albümündeki rezil parçasında İhlas Suresi Lem yelid velem yûled okunuşlu 3. ayetini; şarkıda "lem yelid velem löp yutar" şeklinde okuyarak açıktan dalga geçiyor.

Lütfen tepkisiz kalmayalım. Hem mesajı ileterek bilinçlenmeyi sağlayalım, hem de yetkili mercileri bilgilendirerek bu rezilliği durduralım.

Allah ahirette "Ey Kulum! Kitabımla dalga geçildi, buna karşılık sen ne yaptın?" diye sorduğunda; Ey Rabbim; ben gücümün yettiğince doğrunun yanında durdum ve onları engellemeye çalıştım diyebilelim.

Bilinir ki; Nemrud, Hz.İbrahim'i ateşe atıp yakmak istemiş tir. Kocaman bir ateş yakılır, alevler göğe yükselir. Küçücük bir karınca su taşımaktadır. Ona sorulur; ne yapıyorsun diye. O küçük karınca der ki; yanan ateşi söndürmek için su taşıyorum. Ona denilir; ama senin taşıdığın su onu söndürmez. Karınca şöyle cevap verir; Biliyorum, ama birincisi ben Hakkın yanında bulunarak tarafımı belli ediyorum ve elimden geleni, gücümün yettiğini yapıyorum.

Kutsalı olmayan kutsala saygıyı bilmez. Bunu yapanlar bilmiyorsa, kutsalımıza karşı hassasiyetimizi başkasından beklemeden biz korumalıyız.
Durumu düzeltmeye ve yapanları boykota tüm duyarlı Müslüman Kardeşlerimi davet ediyorum.

(Bahsi geçen ayet İhlas Suresinin 3.Ayetidir ve Anlamı: O(Allah) doğurmamıştır, doğurulmamıştır.)


HERKESE MUTLU BİR GÜN DİLERİM :)

yorgun yoğun geçen dünün ardından bugün hafif grip olarak kalkmış bulunmaktayım yine yoğun bir gün öğle sonu samsuna taşınacak komşumuza hem doğumgünü hem gülgüle git oturmasına gidiyoruz:)komik bir cümle evet ama acelem var :)düşünemedim daha mantıklısını siz bulun hatun milleti akşama elti kuşlarla hamam sefası var havzaya yol alacağız ama benimm acilen çarşıya gitmem lazım .dün gelen kargodan çıkan elbiselerden bir ve pantolon çoooook büyük çıktı tabi ben inanamadım genelde hep küçük gelir bana herşey :)hemen iade etmek lazım neyse hiiç üzülmedim hatta mutlu oldum bunda 3 yıl önce küçük gelebilecek elbisenin şimdi büyük gelmesi süper birşey ah ah sözümdeki gibi incecik olsam :)hayali bile güzel be kızlar he dün akşama kadar gelen kargolara kapı açtım 1 zil sakineciğimin postasıydı şaşkın ve hayretler içinde 2. paket lahana kapsuluydu fatmacım kızdı ama artık siperiş vermiş bulundum o sonuca hazırladı en azından :)yaaaaaaa kızma fatmacım valla söz bidaha sorup sipariş vercem :) 3 zil elbiselerin olduğu paketti misafirlerin yanında telef oldum gizlice gidip hepsini denedim valla :)işte böyle bir günü uğurladım ve yeni güne merhaba dedim şimdi dükkan için yemek vakti herkese güzel bir gün diliyorum muhabbetle ve muhammedle kalın .

26 Mayıs 2009 Salı

POSTAAAAAAAAAAAAA:)

şuan misafirim gelmek üzere ama teşekkür etmem lazım sakineciğim bana izmirden gönlünün güzellikleriyle dolu bir posta yollamış çok teşekkür ederim kelime yetmez anlatmaya güzel yüreğine sağlık canım sevgilerimi öpücüklerimi yolluyorum .

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Yaşasın sağlıklı hayat:)

3. haftamızdayız neyinmi :)Sabah saat 8:30 da başlayan yürüyüşümüz 10 olduğunda bitiyor.okadar mutlu 2 hafta geçirdimki resmen hayatım düzene girdi.Kendim için mutlu olduğum birşey yaptım en sevdiğim aktivitedir yürüyüş bu yüzden kim yürüyoruz dese takılıyorum artık sabahları ayşe ablamla (karşı komşum)akşamları annemle maksat güzel tertemiz hava almak nefes almak yalnızım evde eşim ve oğlum dükkandalar geç geldikleri içinde yemeklerini göderince işimde yok iyi oldu benim için fazla oksijenden aburcuburda istemiyor canım iyi oldu :)zaten vakitte kalmıyor fazla tvde seyretmiyorum ,tüm zararlılardan kurtuldum:)inşallah uzun sürerde sağlıklı bir kiloya erişirim okuduğum tüm yararlı bilgileri değerlendirip hayatıma geçiriyorum dur bakalım sonunda ne olacağım mutlu bir insan evet herkesede çevresindeki imkanları değerlendirmesini öneririm daha önceden yürüyüşe bile gitmeye çekinirdim merkezde oturyordum herdakika hareketli biryerdi hiçde canım istemesdi şimdi daha şehrin dışında ferah bir ortamdayım ve mutluyum yürüş sonunda aştığım diğer konuda parkların yanına yapılan aletlerde çalışmaktı bunuda ayşe ablam sayesinde aştım ve bayıldım çok zevkliymiş tabiki edeb dairesinde zaten uzun giyim kuşam ve kimsenin olmadığı yerde rahat oluyor .Ayşe ablanın dediği gibi bu yaşta değerlendirmessek ilerde fizik tedavide yaptıracaklar neden imkanlar varken yapmayıp muhtaç duruma düşelim biraz gayret ve gıdaya dikkat tek çözüm bu bilinç kazanmalıyız bu gençliğin birde yaşalmışlığı var herkese sevgiler.

24 Mayıs 2009 Pazar

RÜYALAR GERÇEK OLSA :)

Yine bir rüya ama çoook güzeldiiiii:)aslında rahmani olmayanlarına pekte itibar etmem ama bu bambaşkaydı çok huzurlu tertemiz stresten uzak ,duru bir selda vardı tıpkı annemle yaşadığım zamanlardaki gibiydim sorumluluk ve sorun yoktu düşüncelerim arınmış eşimle hayata yeni başlıyorduk yılgınlık bitkinlik yoktu kısaca nefes aldım rüyamda ve anladımki hayatı nekadar kasarsan oda seni sıkıyor relax hanımlar bundan sonra duru günlerime dönüyorum dünyayı sırtımdaymış gibi yaşamak yok rabbim herşeye kadirdir tıpkı annem varmış gibinin anlamı hayat nasılsa benim elimde değil bu güvenle huzurla teslimiyetime geri dönmek özgür olmak istiyorum rabbim herşeyin sebebi sensin teslimim söz veriyorum artık birşeyleri ben yapabiliyormuş isyanına son verip bu bilincimi kaybetmemek için elimden geleni yapıcam senin istediğin gibi bir hanımefendi olmaya gayret edeceğim gayret evet amalar yok isyan yok inşallah .Hanımlar bu ara nette alışveriş tam gaz devam etmekte bahar ve yaz için hazır gibiyim sadece ayakkabı çanta için dolaşmak lazım siparişlerim gelince dahada mutlu olacağım tüm günün parasını eşim duymasın kıyafete gömdüm artık kaç sene uğraşmam alışverişle allah bilir işte benim tek hatam kendimle fazla uğraşmamak büyüyen işler yüzündende bunalıma girmek artık herkes kadar değerliyim bunu bilip farkındalıkla yaşamak istiyorum herşeye değeri kadar önem vermeli insan yoksa nefes almak zoooooor bu yüzden derimki kendinize iyi davranın yenilenin hazırlıklı olun herşey için ki şükrünüz artsın kabuğunuzda bir yaşamın ne size ne çevrenize bir faydası olmuyor çenemi toparlayıp gitme vakti herkese selamlar sevgiler :)ben çok mutluyum dilerim beni okuyan herkeste çooook mutlu olsun tüm dualarınız kabul olsun rabbim hepinizi korusun güzel rüyalar görün :)

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Hayırdr inşallah

öğle uykusuyla ikindi birleşirse korku ve ter içinde bir rüya ders olur insana telefon çalar, hatun kişi kalkar dili dolaşır konuşamaz bile telefonda, uçurum benzeri bir yükseklikten sonsuz ve dönüşsüz biryere düşmekten kurtulması güç olmuştur, sonunda kendisini bir kız ve son model bir araba kurtarmıştır ,anlamlandıramadığım korktuğum bir rüya ,aslında daha çok görsemde ders olsa herzaman isterim bir ihtar gelse hatamın ardından diye, şuan ezan okunuyor belki gördüğüm rüyanın etkisiyle olacak daha dikkatli takipteyim vakti, iyi oluyor sana oh olsun selda :)