12 Mart 2009 Perşembe

Ah maranki ahhh :)

yarın beden temizliği için son gün tam bir haftadır açım:)tonton biri olarak keseden harcadım 2 ,3 kilo anca verdim çok cimriyim kilo konusunda :) şu şeker ve tuz derdim kilo vermek değil aslın reflü ve ülserden gözümü açabilmek kansızlıktan azda olsa kurtulmak kilo en son düşündüğüm mesele oldu artık ,şeker düşkünlüğümden biraz uzak kaldım çay muahbbeti olmadanda yaşanıyormuş:)ama en çok son 1 yıldır ekmeğe ne kadar alışmışım yemek içmek hiiiç ama börek ve ekmek istedi canım ilk 2 gün oğluma benim rengim solukmu ?birazda halsizim başım dönüyor du ve ağrıyor du çaysızlıktan_ evet biraz solgunsun _iyi ozaman ben bırakayım bunu, yok ama 2 gün boşa gitmesin diye diye bitirdim çok şükür ilk 2 gün çok sinirliydim şimdi pamuk oldum :)en zor olan da ne yenir ne içilir çok iyi bilmemek steyi gezdim ama bu konuda hiç bilgi mevcut değil.Yada ben ulaşamadım yüzeysel geçmiş neyse uykum düzene girdi yemek aklıma gelmediği için oğluma ne pişirsem derdim çok oldu neyse şimdilik böyle işte ben uyumaya gitmek durumundayım herkeşe iyigeceler:)

SENİ SAKLAYACAĞIM

Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde
Şarkılarımda, sözlerimde.
Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmiyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.
Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.
Bakacaksın, benzemiyor
Gelen Günler geçenlere,
Dalacaksın.
Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.
Seni yaşayacağım, anlatılmaz
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.
Bir Gün, tam anlatmaya
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım
Anlayacaksın.
Özdemir ASAF

DOLUNAYIN BİZLERE YAPTIRDIKLARI OKUYUNCA İNANAMIYACAKSINIZ


Eyyam-ı biyz: DolunayZaman ihtiyarladıkça Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Nebeviyye gençleşiyor. Modern ilimlerin terakkisiyle, on dört asır önce gelen o ümmi zatın (s.a.v.) yaşadığı hayatın ve tavsiye ettiği prensiplerin mükemmelliği daha iyi idrak ediliyor. Nitekim Rabbimiz celle şânühu şöyle buyuruyor:“(Rasûlüm) de ki, hamdolsun 'a. 0, ayetlerini (delillerini) sizlere gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız.” (Neml suresi, 93) “Varlığımızın delillerini, (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi? (Fussılet suresi, 53) Bugünlerde ilim adamlarının dikkatini çeken yeni bir konu var: İnsanoğlunun ayak basıp yakından tanıdığı Ay'ın insanlar üzerindeki tesiri. İlim adamlarının araştırmalarına göre, dev gibi okyanuslarda med-cezir (gel-git) olaylarına yol açan dolunay, vücudunun yüzde 80'i su olan insanoğluna da tesirler yapıyor. Vücuttaki sıvı dengesi bozuluyor, beyindeki düzenli işleyiş aksıyor ve kalp atışı hızlanıyor. Özellikle kalp ve şeker hastalarında tehlikeli sonuçlara yol açabilen dolunay, sinir sistemindeki hücrelerin işleyiş düzenini bozduğu için dengesizlikler meydana getiriyor. Bunda vücuttaki elektrik akımının iki misline çıkması da büyük rol oynuyor. Dolunayın kadınlara daha fazla tesir ettiği de bir gerçek. İlim adamları bu tesirleri şöyle sıralıyor: 1) Kadınlar dolunay günlerinde çok hassas oluyor ve daha çabuk ağlıyorlar.2) Doğumlar, bu günlerde yüzde 20 oranında artıyor.3) Dolunay adet görme düzenini bozuyor ve kanamaları arttırıyor.4) Cinsiyet hormonundaki artış sebebiyle cinsi arzular fazlalaşıyor.5) Kadınlarda migren artıyor ve daha saldırgan hale geliyorlar. SUÇ ORANLARI, OLAYLAR, İNTİHARLAR1993 yılının Ağustos ayındaki dolunay günlerinde, Almanya'daki adam öldürme, cinnet geçirme ve intihar olaylarında önemli artışlar meydana geldi. Yapılan araştırmalara göre dolunay, yalnız Kuzey Avrupa ülkelerinde değil, yeryüzünün her yerinde insanlara tesir ediyor. Psikologlar, dolunay zamanı insandaki ruhi değişimin tespit edildiğini söylüyorlar. Ay'ın bu günlerinde cinnetlerin arttığını söyleyen Fransız araştırmacı Rene Claude Guillot, işlenen cinayetleri araştırmış ve konuyla alakalı olarak "Dolunay Cinnetleri" adlı bir kitap yazmış. Araştırmacı: "Yalnız Fransa'da değil, Amerika'daki polis kayıtlarından da dolunay gecelerinde işlenen cinayetlerin sayısında artış olduğunu fespit etmek mümkün" diyor. Bilim ve Teknik Dergisi'nde neşredilen "Dolunay ve Suç" başlıklı haberde aynı doğrultuda: "Hindli iki bilim adamı, 1980'deki dolunaylar sırasında görülen zehirlenmelerin ve 1984'teki dolunaylarda cereyan eden suç oranının arttığını" bildirdi. Bu çalışmalar, ciddi bir tıp dergisi olan British Medical Journal'da yayınlandı. Araştırmacı Prof. C.P.Thakur'a göre, dolunay günlerinde zehir alma veya zehir verme yoluyla gerçekleşen intihar ve cinayetlerin artış sebebi, insan vücudundaki gel-git (med-cezir) dalgalarıdır.Dolunay sırasında Dünya, Ay ve Güneş aynı doğru üzerinde olduklarından, Ay'ın insan üzerindeki çekim kuvveti artar ve vücuttaki su miktarı yüzde 60'ı aşar. Bunun yol açtığı bedeni ve ruhi değişmeler ise, zehir alma-verme ve suç işleme eğilimini arttırır. Araştırmacı, beş yıl içinde üç polis karakoluna bildirilen suçları bilgisayara yükleyip, neticeyi dolunay tarihleriyle karşılaştırarak bu sonuçlara varmıştır.HADİS-İ ŞERİFLERDE DOLUNAYİncelediğimiz bu yeni araştırmalar, bize eyyam-ı biyz tabir edilen ve kameri Ay'ın 13, 14 ve 15. günleri tutulması sünnet olan orucu hatıra getirdi. Acaba Efendimiz (s.a.v.) bu orucu niye tavsiye ediyor? Araştırmamızın neticesi, binlerce ehl-i ilmin 14 asırdır önünde saygı ile eğildiği 0 Ümmi Peygamberin (s.a.v.) doğruluğunu ve peygamberliğini adeta bir kere daha tasdik etmektedir: "Evet doğru söyledin ve hakkı konuştun ya RasûlAllah" diyerek… Şimdi dilerseniz mûteber hadis kitaplarının mevzu ile alâkalı hadislerine bir göz atalım:1. Buhari, Müslim ve Nesei'nin ittifakla rivayet ettikleri hadiste, Ebu Hureyre (r.a), Efendimizden şöyle rivayet ediyor: "Dostum Halilim (s.a.v.) bana her ay 3 gün oruç tutmayı tavsiye etti."2. Müslim'in Ebu'd-Derda'dan (r.a) rivayet ettikleri hadisi şerifte, "Habibim, yaşadığım müddetçe terk etmeyeceğim her ay 3 gün oruç tutmayı tavsiye etti." buyurulur.3. Buhari ve Müslim, Abdullah Bin Amr'dan ittifakla şu hadis-i şerifi rivayet ediyorlar: "Efendimiz buyurdu ki: Her aydan 3 gün oruç tutmak, bütün sene oruç tutmak gibidir." 4-Beyhaki, Taberani, Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, Ahmet b. Hanbel, Bezzar, İbn Hibban sahihinde ve diğer hadis kitaplarında, bu konuyla alakalı birçok hadise rastlıyoruz. Mesela: Tirmizi ve Nesei, Ebu Zerr’den ( r.a) şu hadisi rivayet ediyorlar: "Ey Ebu Zerr, her ay üç gün oruç tutarsan, 13,14 ve 15.ci günleri tut." Bilindiği gibi ayın ortasına rastlayan bu üç gün, dolunay günleridir. Ve bütün bu hadisler, Efendimizin (s.a.v.) ümmetine eyyam-ı biyz (beyaz, ak-parlak günler) orucunu ısrarla tavsiye ettiğini ortaya koymaktadır. Bu günlere, gündüz güneşle, gece de dolunayla 24 saat aydınlık olmasından dolayı eyyam-ı biyz denmiş.Efendimiz (s.a.v.) bu orucu niçin tavsiye ediyor? Ahmed bin Hanbel, İbn-i Hibban sahihinde, Beyhaki, Bezzar, İbn Abbas'dan rivayet ediyorlar. Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: "Sabır ayının (Ramazan) orucu ve her aydan üç gün oruç tutmak, göğsün vahar'ını giderir. "Vahar” kelimesi Arapça'da "kin, gayz, öfke, düşmancık, vesvese, hile, sinirlenme" manalarına gelmektedir. Ahmed bin Hanbel'in Müsned'inde, Ebu Zerr (r.a) Peygamber Efendimizden (s.a.v.) şu hadis-i şerifi rivayet ediyor: "Her ay üç gün oruç tutmak, göğsün mağalle'sini giderir." Sahabiler sordular: "Ya RasûlAllah, göğsün mağalle'si nedir?" Efendimiz buyurdular: "Şeytanın pisliğidir." Efendimiz (s.a.v.) tarafından dolunaya rastlayan günlerde oruç'un tavsiye edilmesi, gerçekten 0'nun kıyamete kadar devam edecek mucizelerinden biridir. Ebû Dâvud ve Nesei’de, Kudame b. Nilham şöyle söylüyor: "Efendimiz (s.a.v.) bize eyyam-ı biyzde (beyaz günler) oruç tutmayı emrederdi ve "Bu, bütün sene oruç tutmak gibidir" buyururdu. Bu hadisleri bir bütün olarak incelediğimizde, Efendimizin ihbar-ı gaybi nevinden iki mucizesi zuhur ediyor:a) Efendimiz (s.a.v.) Dolunay'ın insan vücudu üzerindeki menfi tesirlerinden haber veriyor ki; bu hadise 14 asır sonra yeni anlaşıldı ve araştırmalar hala devam ediyor.b) Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), insanın bu menfi tesirlerden korunmasını tavsiye ederken tedavi yolunu da gösteriyor. Bu ikinci şık, henüz ilim adamlarınca tespit edilmiş değil. Ve araştırmacılar, Dolunay'a karşı vücudumuzdaki tabii dengeyi nasıl koruyacağımız hususunda yeterli bir şey söyleyemiyorlar, zira çok yeni bir konu (!). Ama maddede ve manada rehberimiz olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), mucizevi tıbbıyla asırlar öncesine ışık tutuyor, tekrar Tıbb-ı Nebevi'ye dikkatleri çekiyor, kafa ve kalp bütünlüğüne ermiş doktorları, bu sonsuz hazineye davet ediyor. Hadis şerhlerinde, eyyam-ı biyz'in faziletleri üzerinde durulurken, bu orucun sıkıntı, stres ve şeytanın pisliğini gidermesi hususunda bir şey söylenmiyor. Zira bu (stres), eskiden bilinen bir şey değildi. 21. asrın başlarındaki bizler, dolunayın insan üzerindeki menfi tesirlerini öğrenince, Efendimizin (s.a.v.) orijinal ve her zaman taze tavsiyelerinin hikmetini daha iyi anlıyor ve bunu bütün dünyadaki ihtiyaç sahiplerine duyurmanın heyecanını yaşıyoruz. Bakalım dolunayın insanlar üzerindeki menfi tesirlerini tesbit eden ilim adamları, bu tesirlere karşı korunma ve tedavi yollarını da keşfedecekler-edebilecekler mi? Bilmiyoruz. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, 14 asırlık farkı kapayamayacaklardır.
Hazret-i Ali (k.v.) buyurdu: Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz'in öğle vaktinde yanına geldim, selâm verdim. Selâmımı aldıktan sonra bana:"Yâ Ali! Bana yaklaş, bu Cebrail'dir (as.) sana selâm söylüyor." dedi. Ben de:"Yâ Resûlallâh, ona ve sana selâm olsun." dedim. Bana "Yaklaş" dedi, ben de yaklaştım."Ya Ali! Cebrail (as.) sana diyor ki: Her aydan üç gün oruç tut, birinci günde tuttuğun oruca mukabil on bin hasene(sevap) yazılsın, ikinci gün için otuz bin hasene, üçüncü gün için ise yüz bin hasene yazılsın." Ben de:Bu hasene'ler (sevaplar) hususî ile bana mı, yoksa bütün insanlara mı?" deyince Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):Yâ Ali! Allâhü Teâlâ bu sevapları sana ve senden sonra senin amelin gibi amel eden kimselere verecektir." buyurdu. Ben,Yâ Resûlallâh! Her aydan tutulacak bu üç gün hangileridir?" deyince,"Eyyâm-ı biyz olan on üç, on dört ve on beşinci günlerdir." buyurdu.Antere (r.a.) Hz. Ali'ye (k.v.): "Bu günlere neden eyyam-ı biyz denildiğini sordu.", Hz. Ali (k.v.) cevaben buyurdular ki:Allâhü Teâlâ Hz. Âdem'i (a.s.) cennetten yeryüzüne indirince mübarek vücudunu güneş yakmıştı. Cebrail (a.s.) "Yâ Âdem, vücûdunun beyaz olmasını ister misin." diye sordu, o da "Evet, isterim." demişti. Bunun üzerine, "Yâ Âdem, her ayın on üç, on dört ve on beşinci günlerinde oruç tut." buyurdu.Hz. Âdem birinci gün tutunca vücudunun üçte biri, ikinci gün tutunca üçte ikisi, üçüncü günü tutunca vücudunun tamamı beyazlamış, bundan dolayı bu günlere beyaz günler mânâsına "Eyyam-ı biyz" ismi verilmiştir."
Birkaç gündür kendi kendime okuduğum syrettiğim cinyetlerin acaba dolunayla ilişkisi varmı bune millet çıldırma noktasında dediğim anda bu maili aldım inanamadım evet kitabımızda açıkladığı gibi doğrusu bu nefsimizi zayıflatmak için oruç ve namaza sığınmalıyız .

fayans:)seçimi

Bu gün işlerimi bitirip mutfak fayansı beğenmek için oğlumla çıktık kuaföre gittim ,kuaförüm 2 kardeşin çalıştırdığı biryer elemanları vasıtasıyla tanıştık bu gün kardeşlerden birinin umre hazırlığı ve heyecanı yaşadığını öğrendim ,çok mutlu 1 ay sonra gidecekmiş ne mutlu insanlar artık dedelerimizin yaptığı gibi unumu elerim 50 ,60 ımdan sonra giderim demiyorlar genç yaşta heyecan ve sevgiyle gidiyorlar .Daha sonra taş seçimi için gittik ama istediğim parlak beyaz yer taşını bulamadım duvarada karar veremedim olay beyaz yer ve duvar fayansı istiyorum ama değişikde olsun kendinden orjinal birtaş olsun ama yok seçenek çok görsel olarak kullanılmış uyumlu birşey yok genelde son çıkanı , moda olanı tercih eden insanlarız sanırım bu yüzden ben biraz gıcık kalıyorum bu döneme göre benim istediğim küçük taşlılardan olmasın yıprandığında mutfakta hiç hoş görünmüyor çünkü güzel sade olsun içine,canlı bir çiçek gördüm lale sanırım ama banyo içinmiş:)bilmem nasıl birşey beğenipte severek kullanıcam aman işte temiz olsun tek derdim o aslında illa modanın peşinde değilim.Neyse rabbime havale ediyorum o herkesin içine sineni buldursun ve yaşatsın amin amin amin :)bu arada benimle aynı telaş içinde olan arkadaşım doyumluluk 'a kolaylıklar diliyorum .

11 Mart 2009 Çarşamba

karışık :)


Bu gün mutfak dolaplarının ince ayrıntılarını verdik ,eklemeler, çıkarmalar ,son rütuş yapıldı gelecek hafta cuma bitermiş dolap .Annem en sonunda herşey bittikten sonra gördü çizilmiş planını ve bir oh çekti ve resmen laf şuydu saçma sapan birşey bekliyordum ama çok şükür:)))) güzel birşeye benziyor .yani normal buldu ah ah bir bise uçmuş modellerin mutfağa sığmadığını ve gayet tuzu fazla olduğunu :)tek derdim yeni temiz ilk kullanan ben olup azda olsa hayallerimle birleşmesi ve kendi evinde huzurla yaşamak ,günden güne zorlaşan bir yaşam beklerken insanoğlunu ,imkanlar dahilinde mutlu olmalıyız ve oluyoruz:).Daha sonra tülaya gittim küçük eltim özledim kaç gündür görüşemedik küçük ve tatlı kzımız hayrunnisamız hergün yeni kelimeler öğreniyor hareketlerde insanı mest ediyor dua edersen yanında amiin deyip yüzüne sürüyor birde bu gün bana birşey anlatırken hacece gibi birşey söylerken ben hatice dedim oda devamlı tekrar etti hacice hacice ve çok mutlu oldu yeni birşey öğrendiği için ayrıca tejeeeem (teyzem )bayıldığım laflardan balım o benim aşkım nereye gideceksin kızım diyorum adda, neyle vuuuuuuuu (uçak )ne diyeceksin avvah (ALLAH)umreye gidiyor hatun :)bu gün büyük yengesi gitti eşiyle 20 gün sonrada küçük hanım ve ailesi inşallah .Çok akıllı ve mutlu bir çocuk ona öğretiyorum orda benim için dua öğretiyorum allahım tejeme benim gibi güzel bir kız evladı nasip et amin amin amin:)ne çıkarcıyım demi olsun dua iyidir helede küçük bir nur damlasından.

9 Mart 2009 Pazartesi

BENİ UNUTMA



Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma
Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma
Hala duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma
Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma..

8 Mart 2009 Pazar

kandiliniz mübarek olsun


ziyaret edemediğim tüm arkadaşlarımdan özür diliyorum hepiniz çok seviyorum kandiliniz mübarek olsun peygamber efendimizin hürmetine tüm dua ve istekleriniz kabul edilsin inşallah sevgiler dualarım sizlerle