9 Şubat 2009 Pazartesi

DOSTA OLMAK, DOST BULMAK DUASIYLA



Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır
Dost geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır
Arkadaş senin ağladığını görmez
Dostunun omuzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır
Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir
Dost sana yardım etmek için erken gelir; toparlanman için geç gider
Arkadaş, onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur
Dost neden bu kadar geciktiğini sorar, derdini anlatmak için
Arkadaş bir kavgadan sonra her şeyin bittiğini düşünür ve bir daha telefonu acmaz.
Dost ise tekrar arar
Arkadaş senin daima onun arkanda olmanı ister
Dost ise her zaman senin arkandadır
Arkadaş zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir
Dost zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder
Arkadaş zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar
Dost zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalışır
Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır
Dost sıkıntınız olduğunda size koşar
Arkadas en ufak hatanızda sızı sıler
Dost sıze bır sans daha verır
Arkadas sizi ikinci görmek ister
Dost ikinciniz olmaktan seref duyar
Arkadaslariniza siz huzur vermeye calisirsiniz
Dostlariniz size huzur vermeye calisir…
Yazi netten alintidir…

8 Şubat 2009 Pazar

Sevgililer Günü

Erken bir uyarı belki unuturum zaman bulamam diye aklıma gelmiş olanı paylaşmak istedim duam müslüman kardeşlerimin sevgilerini ,sevdiklerini,bir güne ,birgüle hapsetmemeleri
Yazan Prof. Dr. Ali AKPINAR
Pazartesi, 12 Şubat 2007
Hep söyleriz, bizim kadar kendi değerlerinden habersiz olan yahut değerlerini iç eden bir başka toplum yoktur, diye. İbn Haldun, zayıf toplumlar, güçlü toplumları taklit ederler, diyor. Gerçekten de bizler, kendi gücümüzü kaybedeliden beri güçlü toplumları her konuda taklit eder olduk. Oysa Hz. Peygamber ısrarla bizleri uyarmıştı başkalarına benzemek, başkalarına özenip onları taklit etme konusunda. O şöyle buyurmuştu: “Kendi arzusu ile bir topluma benzeyen onlardandır.” “Siz karış karış sizden önceki Yahudi ve Hıristiyanları izleyeceksiniz. Onlar bir kertenkele deliğine girseler,
siz de onlarla birlikte aynı deliğe gireceksiniz.” Yani işin sonunun nereye varacağına bakmadan, başınıza neler geleceğini düşünmeden izlemeye, taklit etmeye devam edeceksiniz.

Toplumun temel taşı aile kurumudur.
Güçlü toplumlar, güçlü ve sağlam temeller üzerine kurulan ailelerden oluşur. Bizim kültürümüzde aile kurumu, Allah’ın emri ve Peygamberin kavli ile kurulur. Bunun anlamı şudur, aile yuvası kurulurken Allah’ın ve Peygamberin bu konuda koyduğu ölçülere uyulur, yuva kurulduktan sonra da bu ölçüler çerçevesinde hayat devam eder/etmelidir.
Ne var ki söylemde bu ifade kullanılsa, yuvalar bu ifade ile kuruluyor gibi gözükse de; gerçekte Allah ve Peygamberin ölçülerine riayet edilmemekte ve çoğu zaman bu ölçülerin dışına çıkılmaktadır. Uygulamadaki tarafların tanışması, dünür olması, söz kesme, nişan, nikâh ve düğün merasimlerine baktığımızda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.
Ne hazin ki kendi değerlerinin farkında olmayan insanımız, karşılaştıkları kimi problemlerin çözümünde kendilerine ait olmayan kültürlerden medet ummaktadırlar.
Sözgelimi üç yüz altmış dört gün annesini, babasını hatırlamayanlar, senede bir gün anneler günü yahut babalar gününde anne ve babalarını hatırlayarak, onlara karşı yükümlülüklerini yerine getirdiklerini sanmaktadırlar.
Kadını sömürü aracı haline getiren ve onu bir eşya gibi gören anlayış, senede bir günü kadınlar günü ilan etmekle kadının haklarını gözettiğini sanabilmekte ve insanları böylece kandırabilmektedirler.
14 Şubat Sevgililer Günü diye kutlanan gün de bunlardan biridir. Nedir bu günün tarihçesi, bu kutlama nereden gelmiştir, bunu hiç sorgulayanımız yok? Biz söyleyelim öyleyse:
Miladî 14 Şubat 270 Roma’da Papaz Aziz Valentine’nin dövülerek öldürüldüğü gündür. Bu öldürmeden 226 yıl sonra Papa Gelasius, Valentina’yi onurlandırmak için bu günü Aziz Valentine Günü ilan etti. Yine rivayete göre putperest Roma’da bu gün, genç kız ve erkekler arasında çekilen kur’alar ile arkadaşlıklar kurulur ve bu gün flört bayramı olarak kutlanırdı. 1800’lü yıllarda Amerika’da bu tarih ilk defa Sevgililer Günü olarak kutlanmaya başlandı.
Şimdi soralım bu gün ve kutlamanın bizimle ilgisi ne? Özellikle din/İslam denilince nasırları sızlayan çevrelerin, bir putperest geleneğini ve bir Aziz’in ölüm yıldönümünü kutlama yarışına girmelerine ne demeli? Bin dört yüz küsur sene önce insan aklı ve eliyle bozulan Tevhid dinini yenileyen Hz. Peygamberin mesajını, çağdışı ve gericilik olarak görenlerin iki bin yıl öncesinin kutlamalarını çağdaşlık olarak lanse etmeleri nasıl izah etmeli?
Tekrar başa dönecek olursa, aile toplumun en önemli dinamiklerindendir. Kültürümüzde aile yuvası gücünü, kuruluşundan itibaren kendi dinî değer ölçülerinden alır. Bizim kültürümüzde aile Allah’ın emri ve Peygamberin kavli ile kurulur.
Peygamberimizin aile hayatı, en güzel örnek olarak bize sunulur. O bize, kadın-erkek ilişkileri konusundaki evrensel ölçüler sunar. Onun bu konudaki örnekliği, bugün de hepimize ışık tutmaya devam ediyor ve o sözleriyle bizi aydınlatmayı sürdürüyor. Tabiî ki ona inanan, ona bağlanan ve onu selamlayanlara. Sevgililer Sevgilisi Hz. Muhammed Mustafa buyuruyor:
"Sizin en hayırlınız, ailesine karşı iyi davrananınızdır. Ben, aileme karşı en iyi davrananınızım. Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı iyi davrananlardır."
"Müminlerin iman bakımından en mükemmeli ahlakî bakımdan en güzel olan ve ailesine şefkat ve mülayemetle davranandır." 1
"Kadınlara karşı hep hayır tavsiye edin. Zira onlar sizin yanınızda birer emanettir." 2
"Eşlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, sakın onları dövmeyin ve onları incitecek çirkin sözler söylemeyin." 3
"Harcayacağın tüm harcamalardan dolayı, Allah'ın izniyle mükâfat alacaksın. Hatta eşinin ağzına verdiğin bir lokmanın bile karşılığını alacaksın." 4
"Sizden biri hem karısını köle gibi döver, hem de utanmadan sarılıp yatar" 5
"Kadınları, ancak kötüleriniz döver" 6 buyuran Hz. Peygamber, bu konuda en güzel örnekliği kendisi sunmuştur.
O, Yüce Allah'ın "Eşlerinizle en güzel bir biçimde geçinin" 7 emrini en güzel bir biçimde uygulamıştır.
O, eşleriyle en güzel bir şekilde geçinmiş, onlara her konuda yardımcı olmuş, ev işlerinde onlara ortak olmuş, onlara asla bir fiske vurmamıştır. Onları hayatlarında ve vefatlarında her zaman hayırla anmıştır.
O, "Ey Aişe, bu gece bana, Rabbime ibadet için izin verir misin?" 8 diyerek nafile ibadet için eşlerinden izin isteyecek kadar ince bir ruha sahiptir. Kadınların çokça dayak yediği günümüz dünyasında, kadını dövmeyi İslam’ın gereği gibi görenler, Hz. Peygamberin bu örnekliğini göz önüne getirmek zorundadırlar.
Peygamberimizin yirmi üç yılda insanlığa tebliğ ettiği dinin özeti mesabesinde olan Veda Hutbesinde de şu önemli cümleler yer almıştır:
"Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız.. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinde hakları vardır..”
Hz. Aişe hakkında "Halkın en sevimlisi kadınlardan Aişe, erkeklerden Ebubekir'dir" diyerek Hz. Aişe'ye ve kayınpederine iltifat etmiştir. Eşlerine karşı son derece yumuşak huylu ve şakacı olan Peygamberimiz, Hz. Aişe ile yarış yapmıştır.
Hz. Aişe'nin hastalığında "Ben sağ iken ölsen de namazını kılıp sana dua etsem" diye latife yapmış, Hz. Aişe de "Beni defnettikten sonra dönüp bir hanımla evlensen, ben yine de seninle olurum!" diyerek karşılık vermişti. Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Peygamberimiz ev işlerinde eşlerine yardım eder, et-kabak doğrar, evi süpürür ve çeşitli hizmetler görürdü. 12 O, eşlerinin yanına güzel kokular sürünerek giderdi.13
Nadir oğullarıyla Hicretin 7. yılında yapılan Hayber savaşında babası ve kocası öldürülerek esir düşen, daha sonra da Hz. Peygamberle evlenen Hz. Safiye "Babamın ve kocamın öldürülmesine neden olduğu halde Allah'ın Rasülü beni hoşnut etti" diyerek Hz. Peygamberin güzelliklerini özetler. Nitekim Peygamberimiz iki dizini birleştirerek durur ve eşi Hz. Safiye onun dizlerine basarak devesine binerdi. Onu 'Yahudi kızı' diye hakir gören kumalarına karşı Hz. Peygamber şunları söylemesini tavsiye etmişti: "Benim kocam Muhammed, babam Harun, amcam ise Musa'dır." 14
Hudeybiyye anlaşmasında çaresiz kalan Hz. Peygamber eşi Ümmü Seleme ile istişare etmiş ve onun teklifi doğrultusunda hareket etmiş ve problem böylece çözülmüştü. 15 Bir hadislerinde o, şöyle diyordu: “Kendilerini ilgilendiren konularda kadınlarla istişare ediniz…” 16
Hanımları ile arasında ufak tefek tartışmalar olmuş, ama onların hepsini en güzel bir şekilde tatlıya bağlamasını bilmiştir. Eşleri, onun yanında rahatlıkla fikirlerini söyleyebilir ve hatta onunla tartışabilirlerdi.
Sevgili eşi Hz. Âişe’nin dayak konusunda eşinin durumunu şöyle özetlemiştir: “Peygamberimizi ne bir hizmetçiye ve ne de bir kadına vururken asla görmedim. O, mübarek eliyle hiç kimseye asla vurmamıştır.” 17 Kadının dövülmeye devam ettiği günümüz dünyasının bu konuda da onun örnekliğine şiddetle ihtiyacı vardır.
Karı koca olarak can yoldaşlarımız ve hayat arkadaşlarımıza bu mesajlar doğrultusunda bir yaklaşımı esas almalı ve ömür boyu sürecek olan kutlu aile ilişkilerimizi bize ait olmayan, bizim değerlerimizle bağdaşmayan bir tek gün ile geçiştirmekten kurtulmalıyız. Hediyeleşeceksek -ki hediyeleşme Peygamberimizin sünnetidir- onu bu günün dışında daha sık olarak yaşatmalıyız.

Prof. Dr. Ali AKPINAR
Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Tefsir Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi

7 Şubat 2009 Cumartesi

CUMARTESİ

Bu sabah ezanı kalktıktan sonra uyku tutmadı namazdan gelen eşim hadi hazırlanın annem geldi kahvaltıya gidelim dedi bizi resmen uyuyauyuya ve sürükleyerek annemlere götürdü hiç bukadar zor gelmezdi bu kansızlık hiçbirşey için istek bırakmadı bende bu sonra sürünerek giden ben elti kuşları görünce güller açtı geceye kadar kapanmadı 23 00 de eve geldik :)annem ışın tedavisi görüyor birde küçük bir yumru daha çıkmış tedavi sırasında boyun bölgesinde ,sürekli hastaneden cenazeler çıktıkça moral olarakta çökme oluyor sanırım ,ama bizim becerikli hatun ordada boş durmamış kendini avutup zaman geçirmek için örgü örmüş neler yapmış neler hastane çeyizimi yaptın deyip güldük ,bu gün hayrunnisaya hareketlerine konuşmalarına çok güldü bana teje(teyze) diyor ,addım (attım),annemmm ,abbacı ,abici,babacımmm,birde küçük erkek nafi paşa aradı onunla telefonda konuştular ,balım onuda özledik sesine bile çığlıklar koptu evde hayrunnisa çok heyecanlıydı söyleyebildiği ve söyleyemediği bütün şirin dilini kullandı :)karşı tarafta aynen rabbimden bukadar güldüğümüz için af diliyorum ama çok güzeldi kahkalarla güldüm onları çok seviyorum tüm elti kuşları gurbet kuşunuda sakın kıskanma o hülüşün işi :)Rabbim seni çok seviyorum ,peygamber efendimizi çok seviyorum ,ailemi çok seviyorum................................. ,blog arkadaşlarımı çok seviyorum :)kendi sevginden fazla sevgileri terbiye etmeyi nasip eyle .

OLMALI

İnsanın eşi olmalı, bakarken yüreğinin kabardığı, gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...aşık olduğu bir eşi olmalı! Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, şükürler etmeli Yaradana. Koklamalı saçlarını. Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne, varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla. Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...kramplar girmeli midesine, onsuzluk aklına geldikçe! Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini. Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için. Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği. Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi. Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli. Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine. Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...vs. Güven duymalı, herşeyiyle. Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak. Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da... Bir eşi olmalı insanın!!! Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim!!! Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı...aşkla karşılamalı, hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp, öpmeli, yıllarca uzak kalmışcasına! Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında. Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı, daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli. Mutluluk saçmalı etrafına. Bir eşi olmalı insanın, cennetten köşe almışcasına sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı!!!
ALINTI

6 Şubat 2009 Cuma

BOYKOTA DEVAM

> Boykotun zararı 370 milyar dolar!> BOYKOTA DEVAM YAPILAN BOYKOTLAR ETKİSİNİ GÖSTERMEYE BAŞLADI ALLAH HEPİNİZDEN RAZI OLSUN LÜTFEN ARKADAŞLARINIZIDA DAVET EDİN!!!!!!> > Yahudi Mallarının Boykot Edilmesi İle Yol Açtığı Zararlar;> > *** Hindistan’ın 127 milyar dolar> > *** İran’ın 62 milyar dolar> > *** Türkiye’nin 26 milyar dolar gerçekleştirdiği kaydedildi.> > > > İsrail’in TEK TARAFLI ATEŞKES kararı almasındaki en büyük faktör, Türkiye Ve Dünyanın Diğer İslam ülkelerinde başlatılan boykot kararlarıdır. Yahudi mallarının boykot edilmesi ile Yahudilerin çeşitli ülkelerde zararları şu şekilde açıklanmıştır.> > > Dünyadaki Müslüman ve diğer dinlere mensup ülkelerinin, boykot eylemi başlattığından bu yana, Yahudi malları ve hizmetleri, üreten ve satan firmalara açtığı toplam zarar, yaklaşık "370 milyar dolar"" olarak açıklandı. > Dünyada pazar paylarını araştıran şirketler tarafından yapılan bu açıklamada, en büyük boykot eylemini Hindistan’ın (127 milyar dolar) daha sonra İran’ın (62 milyar dolar) ve üçüncü olarak Türkiye’nin (26 milyar dolar) gerçekleştirdiği kaydedildi.> Boykotun devam etmesi halinde, Yahudi firmaların, çok zor duruma düşeceği, hatta iflas edebileceği kaydedildi. > Yahudi lobileri tarafından ACİL ACİL ACİL başlıklı yazı ile ABD hükümetine verdiği yazıda; tahmini açıklanan bu zararın, Yahudi malı ve hizmeti üretip satan firmaları derin bir şekilde yaraladığı açıklanmıştır, > > Musevilerin ACİL olarak sunduğu yazısında; ABD hükümetine bu konuda bir girişimde bulunup, İsraillin ACİLEN, hiçbir şart ve koşul gözetmeksizin derhal ateşkesi kabul etmesi ve hemen GAZZE den geri çekilmesi isteniyor. Zaten zor durumda olan ABD ekonomisine bir darbe de, karar alınan boykotun bu boyutlara ulaşması ile gerçekleşti.> > Boykotun devam etmesi halinde iflasın eşiğine gelecek olan firmalara, İsrail ve ABD tarafından maddi kaynaklar aktarılmasını öngören bir projenin üzerinde çalışıldığı da kaydedildi.> Boykotun, mevcut hali ile devam etmesi halinde, Yahudi firmalara aktarılması planlanan kaynak miktarının 1 trilyon dolar olduğu ifade edilen açıklamada, boykotun genişlemesi ile ABD ve İsraillin ekonomik bir kaosa sürükleneceği tehlikesine işaret edildi.> > Bu sebeple, ACİLEN ABD ye çağırılan İsrail dış işleri bakanına, işgalin 12 saat içinde bitirilip, en geç 1 hafta içinde GAZZE yi boşaltması istendi. Bunu yapmadığımız taktirde, yandaş firmalarımızın hepsinin, alınan boykot kararı ile darboğaza gireceği, ve hatta boykot büyürse iflas edceği, bu sonucunda ise, ABD ve Yahudilerin (İsrail) biteceği anlamına geldiğini aktarıldı.> > Filistin işgali ile başlatılan bu boykottan zor duruma giren bu firmaların, ABD ve İsraillin gücüne olan katkılarının unutulmaması gerektiği kanaatine varıldı. Aynı günün gecesi, İsrail, hiçbir şart koşmaksızın, acilen, tek taraflı ateşkes kararı alıp, 1 hafta içinde de, GAZZE den çekileceğini açıklamıştı> > 1) ALLAH VE HZ. MUHAMMED ( S.A.V ) AŞKINA , BU HABERİ YAYIN.> > 2 ) ALLAH VE HZ. MUHAMMED ( S.A.V ) AŞKINA , DURMAK YOK BOYKOT’A DEVAM.> > 3) ZALİMİN BELİNİ KIRMAK ANCAK EKONOMİSİNE DARBE İNDİRMEKLE OLUR.> > 4 ) UNUTMA ARKADAŞ, ZALİME GÖSTERECEĞİN TEPKİYİ ALLAH MUHAKKAK BEREKETLENDİRECEKTİR.

CUMA

Bu gün sabah kahvaltısı için ayşene davetliydik gerçi bizim muhabbet ikindiyi buldu ama artık kusura bakmasın ,maşallah döktürmüştü hatun becerikli ne denir .Bende misafir çağırmak istiyorum yeni bir evde yenilenmiş bir selda olarak :)herkesten dua istiyorum .Emlakçıya gittim geçenlerde geniş yüksek kat ,güzel ısınan ,güneşi içinde,geniş ,uygun fiyatlı olsun dedim emlakçı güldü haklı olarak adam demiştirki öyle bir yer bulursan haber ver ben tutarım :)aman dua değilmi rabbimden istiyorum aslında kendi evim olsun arzusundayım nasip, rabbim tüm evsizlere nasip et içinde bizede ,amiiiin .Arada geziyorum hep gözüm evlerde heryer kiralık tokiden dolayı boş emlak fazla ama artık temiz düzenli biryer olsun istiyoruz birde bebek olsun içinde neşeyele huzurla büyüsün abisiyle bizimle .

Hastalık ve dua

Evde bir yandan temizlik yapıyorum bir yandan özenle biriktirdiğim ütü ve çamaşır dağıyla mücadeleye girdim 2 hafta evde durmadım ev bu halde ya çalışan bir hanım olsam yada hergün gezmeyi gezmeye eklesem gece gündüz gezinsem ne yaparmışım :)ay ne pasaklı olurmuşuuuum .Akşama kadar işlerle uğraştım .sanırım kansızlığım yeniden başladı her tarafım ağrıyor hiç ayakta duramıyorum eklem yerlerimde değişik bir acı var sanki damarlarım tıkanmış kan gitmiyor gibi çok değişik birşey ne kadar uyumaya çalışsamda dinlenemiyorum daha yeni kan şurubu içtim ben ne zaman bitti anneanneden miras kaldı anemi annemde ,bende ,kardeşimde ah be hatun şöyle antika bir broş bıraksana :)bıraka bıraka anemi mi bırakılır?:)ve sinirlerim laçka oluyo artık ezberledim bana ne oluyo demiyorum ve aşırı tatlı deliliği gelsin kilolar ama bana yakışıyorrrrrrr YALAN hiçkimseye yakışmıyor :)ama şikayet yok dua vakti ALLAHIM tüm arkadaşlarımın dualarını kabul eyle sıkıntılarını al üzerlerinden ,borçlarını ödemeyi nasip et sevdiklerine kavuştur (adamla nrh )onlarıda elifle buluştur .Dünya ve ahiret saadeti nasip eyle ,evlatlarımıza zihin açıklığı ver hayırlı insanlarla karşılaştır ,anne babalarımıza sağlık sıhhat ver ,eşimede gönlünde dilediği dillendiremediği dualarını katıyla kabul eyle dünya ve ahiret huzuru ver senin kulluğundan ayırma tövbelerimizi kabul yaptıklarımızı makbul eyle sevdiklerinden olmayı sevdiklerini bulmayı nasip eyle rabbim amiiiiiiiiiiiiiiiiin.