18 Aralık 2008 Perşembe

İSTANBUL

çocukluğumun istanbul'u özledim seni ,bir nefeste gidip geri dönsem öyle günlerce kalmak değil niyetim özlemim .Sadece baksam nefeslensem geri dönsem sevdiklerime ,burada nefesim kesiliyor belki sen derman olursun ne bileyim öylesine bir his bir özlem kimseler görmesin kimseleri görmesin gözlerim rahatça dolaşsam rabbime yakınlaşsam camilerinde,eşimle ,oğlumla gezsem sokaklarında anne olsam, eş olsam sadece, sırtımdaki kamburlarımı 1 ,2 günlüğüne atsam hiç kimsenin başka hiç birşeyi olmasam sadece kul olsam tazelenip ,tazeleyip eskiyenlerimizi muhabbetle dolup ,arınsam ve dönsem yada dönmesem :)neyse öylesine bir duygu yoğunluğu yaşayaıp aklıma buz gibi hava gelince vazgeçtim baharda yada yazda inşallah istanbul görüşmek nasip olsun bize tüm istanbul'a sevgiler.

EN ÖNCE VE İLLA Kİ SAĞLIK OLSUN!....

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama.
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin...
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart.
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine...
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis.
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, Ohhh şöyle bir hafifle...
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de.
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık.
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak.
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al...
Sonra, şöyle bir düşün. Kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken?...
Kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?..
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?...
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara!...
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor!...
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun...
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun...
Saklama tabakları, bardakları misafire. Sizden ala misafir mi var bu dünyada?..
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil.
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi.
Tadına var akşamının...
Gece evinde, dostların olsun.
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun...
Arkadaşım, hayat bu. Daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!

Can Yücel

ASLA ELEKTRIK PRIZINE BAGLI BIR CEP TELEFONUNU KULLANMAYIN. LUTFEN

Cep telefonunuz şarj olsun diye elektrik pirizindeyken bir çağrı alırsanız, önce fişini çekin, sonra konuşun. Elektrik pirizinde takılıyken, hem şarj olsun hem de konuşayım derseniz, sonuç aşağıda görülen resimdeki gibi oluyor. Lütfen bu bilgiyi cep telefonu kullanan herkese gönderin.

BUNU UNUTMAYIN VE HAYATINIZDA UYGULAYIN. ÇÜNKÜ BİR ÇOK KİMSE HALA DAHA CEP TELEFONU PRİZE TAKILIYKEN HEM TELEFONU ŞARJ EDİP, HEM DE KONUŞMAYA DEVAM EDİYOR. BU RESİMERİ GÖRDÜKTEN SONRA DAHA DİKKATLİ OLACAĞINIZI UMUYORUM............
BÜLENT TARHAN
Fotograflara bakin ve bu yaziyi dikkatlice okuyun umarim bunu siz yapmiyorsunuzdur! , bir telefona sarj ettiginiz surece dokunmayin, caldiginda kabloyu cikarmadan cevap vermeyin!
bir kac gun once birisi evde telefonunu sa! rj ediyordu. bu sirada bir arama geldi ve o da yanitladi, telefon hala prize bagliydi; birkac saniye sonra elektrik telefonun icine girdi ve genc adam kotu bir bicimde yere firlatildi. ailesi odaya geldiginde, onu bilincsiz, nabzi cok dusuk ve parmaklari yanmis olarak buldular. hemen acile goturuldu fakat yolda hayatini kaybetti. cep telefonlari cok kullanisli bir icat olabilir ama olume sebep olabilecegini bilmek gerekir.

ASLA ELEKTRIK PRIZINE BAGLI BIR CEP TELEFONUNU KULLANMAYIN. LUTFEN.
Diyelim ki, mesai saati bitti ve siz de akşam 18:30 civarında, alışılmadık derecede zorlu bir iş gününün ardından (tabii ki tek başınıza) arabanıza binip evin yolunu tuttunuz.
Çok yorgunsunuz ve canınız da
fena halde sıkkın.
MÜTHİŞ GERGİN VE SİNİRLİ BİR HALDESİNİZ…
Birdenbire göğsünüzde,
kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan
korkunç bir ağrı
hissediyorsunuz.
En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz.
NE YAPACAKSINIZ???
İLK YARDIM KURSLARINA KATILACAK KADAR AKLI BAŞINDA BİRİYDİNİZ AMA KURSTAKİ EĞİTMEN, SİZİN BAŞINIZA BİR ŞEY GELDİĞİNDE NE YAPACAĞINIZI ÖĞRETMEDİ!!!
YALNIZ BAŞINIZAYKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSENİZ NASIL HAYATTA KALIRSINIZ?
PEK ÇOK İNSAN KALP KRİZİ GEÇİRDİĞİ SIRADA TEK BAŞINA OLUYOR; ETRAFTA YARDIM EDECEK KİMSE BULUNMUYOR. KALP ATIŞLARI DÜZENSİZLEŞEN VE KENDİSİNİ BAYILACAKMIŞ GİBİ HİSSEDEN BİRİNİN
BİLİNCİNİ YİTİRMEDEN ÖNCE
YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR.
BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR?
CEVAP:
PANİĞE KAPILMADAN ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN.
ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN; ÖKSÜRÜKLERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN, DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN, TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN.
HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK YA DA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN.
DERİN NEFES ALMAK CİĞERLERİ OKSİJENLE DOLDURUR.
ÖKSÜRMEK KALBE TAZYİK YAPAR VE KAN DOLAŞIMINI RAHATLATIR.
KALBE UYGULANAN BU TAZYİK, KALBİN NORMAL RİTMİNE DÖNMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR.
BÜTÜN BUNLAR SİZE, BİLİNCİNİZİ KAYBETMEDEN ÖNCE HASTANEYE YETİŞECEK ZAMANI TANIR.
NEDEN?
BU KONUDA MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÇOK KİŞİYİ BİLGİLENDİRİN.
BU BİLGİ SAYISIZ İNSANIN HAYATINI KURTARABİLİR!!!
ASLA, 'BENİM BAŞIMA GELMEZ!' DİYE DÜŞÜNMEYİN.
HAYAT TARZIMIZIN EPEYCE DEĞİŞTİĞİ ŞU SON YILLARDA ARTIK HER YAŞTA İNSAN
KALP KRİZİ GEÇİRİYOR.

16 Aralık 2008 Salı

kendi kendime hallerim

Bu aralar sürekli hasta olmamdan dolayı bir bıkkınlık var neden düzelemiyorum çok sıkıldım güçsüz ve bitkinlikten sanırım güneşi görmemek beni mutsuzediyor ve güçsüzleştiriyor.Bayramlar genelde hastalanıp yataklık geçiren biriyim sanırım fazlaca temizlik ve stres yapıyorum ama bu sene dahada uzun sürdü ve kendi hastalığımdan kendimden bıktırdı :)rabbimden tüm hastalara içinde kendimede şifa istiyorum ,kafamı toplayıp ders çalışmaya başladım 2 ders bitti şimdi 3 ,4 kitapların konularına bakıcam dün 2 dersi birden tamamlayınca öğrenciykende konular bukadarmıydı diye düşündüm çok kolaymış neden çalışmazmışım oğluma söylediğim gibi bu dünyada en kolay iş ders çalışmak inşallah dün ve bugünkü gayretim 3 ,4hafta sürerde yarım dersleri tamamlayabilirim sınav ocakta bakalım nasıl geçecek oğluma gayret gelsin diye başladım inşallah rabbim utandırmasın ona karşı mahcup olmak istemem sonra dilinden kurtulamam:)neyse ben gidiyim ders çalışayım herşey gönlünüzce olsun sevgiler.kendime not: en kısa sürede yoğun kitap okumalrıma geri dönücem :)

15 Aralık 2008 Pazartesi

NASIL OLMALI ZAMANLARIMDAYIM

Hayatım elimden koşar hızla gitmekte hala yolunu bulmaya çalışana küçük bir çocuk kadar şaşkınım ,önceki zamanlardan eksilmiş gibi hissederek,arınarak olması gerekirken eksilmekteyim inatla hem de nedenler,niçinler, nasıllar havalarda uçuşuyor umutsuzluk kokuyor havada,ümidim kalmayan yarınlar çok uzaklardan bakıyor düşüyorum yalnızlık ve güvensizliğin kollarına ,bir labirent dar çıkılması imkansız hayatın bütün ağırlığı omuzlarımdayken çıkmam imkansız artık ışıkta azalmakta ama diyorum böyle olmamalıydı benim hayal ettiğim küçük kız hayallerim böyle değildi böyle bitmemeli elbet kendi başına yaşamayı kalabalıklar içinde tek olsada insan nefes alabilmeyi mutlu olabilmeyi başarmalı çıkmalı labirentten dargın olmadan hayata kocaman bir hayat düşlemeli inadına tüm güzellikleri ondan dileyerek .kalbimdeki acı ve kırgınlığın geçmesi duasıyla .

11 Aralık 2008 Perşembe

Enerjimizi Yutan Kara Delikler

Enerjimizi yutan kara delikleri kapatmayı bilmiyoruz. Ruhumuzdan, bedenimizden ve yaşadığımız mekândan delikli süzgeç gibi enerji (nur) sızdırıyoruz. Üstelik bu enerjiyi (nuru) yeninden kazanmanın yollarını da çoğunlukla bilmiyoruz. Peki bu konuda neler yapılabilir?
* Sizi el açtırıp fakirliğin musibetlerine düşürmeyecek miktarın dışında, ihtiyacınızdan fazla olan parayı istiflemeyin, imkânınız nispetinde Allah yolunda harcayın!
* Kullanılabilir olup kullanmadığınız eşyalarınızı ve giysilerinizi ihtiyaç sahiplerine verin, evlerinizde istiflemeyin! Bunun size kaybettirdiği enerjiyi bilseydiniz, evlerinizi bomboş ederdiniz.
* Giysilerinizde ve eşyalarınızda abartıya kaçmayınız. Özellikle ibadet ettiğiniz odalarınızı olabildiğince sade döşeyiniz.
* Erkekler altına, ipekli ve kadınsı hava içeren giysilere itibar etmesin. Kadınlar için aşırıya kaçmadıkları sürece altın, ipek ve benzerlerini kullanmalarında mahsur yoktur.
* Hayati ihtiyacınız yoksa, kimseden sadaka olarak bir şey kabul etmeyiniz. Sadaka olarak verilenler bir bakıma günahın kiridir, bunu unutmayın! Hediye edilirse o başka. (Hediye edilen herhangi bir şeyi siz de bir başkasına hediye edebilirsiniz. )
* İsraf etmeyiniz, her bir lokmanın veya her bir kuruşun Allah'ın size nimeti ve ikramı olduğunu unutmayın ve nimete nankörlük etmeyin.. İsraf ettiğiniz her neyse, o şeyin aslında melek yapılı bir varlık olduğunu ve yaradılış amacını yerine getiremeden tarafınızdan dönüşüme uğratılabileceğ ini hatırlayın. Yeryüzü halifesi olduğunuz bilinci ile, o varlığın kemaline ermesine izin verin, bu da merhamettendir.
* Bedeninizi, giysilerinizi, evinizi, banyo ve tuvaletlerinizi daima temiz tutun. Mümkünse sık sık gusl abdesti alın.
* Giysileriniz ve eşyalarınız yıprandıysa mutlaka onarın. Kırık dökük, eski ve yıpranmış eşyaları evinizde bulundurmayın, rızkınızı kapar.
* Tuvaletlerinizin kapakları ve kapıları mutlaka kapalı olsun. Buna çok dikkat edin! Yoksa bu mekânlar evin nurunu kara delik gibi yutar.
* Banyo yaptığınız ve abdest aldığınız yerde herhangi bir pislik (idrar dahil) bulunmamasına dikkat edin!
* Sofraları ve yemek artıklarını orta yerde uzun süre bırakmayın, kaldırın. Mümkünse kalan yemek artıklarını yakın çevrenizdeki hayvanlara verin!
* Çöp kutularınızın ağzını sıkıca kapalı tutun, çöp biriktirmeyin.
* Mutfaktaki yemek ve su kaplarınızın kapakları da kapalı olsun.
* Odalarınızı sık sık havalandırın ve eğer mümkünse oda spreyleri kullanarak kötü kokmasına izin vermeyin.
* Evinizde loş ışıktan kaçının, bol ışıklı olmasına dikkat edin!
* Eşyalarınızı yerleştirirken, hava akımının evinizde kolayca dolaşmasına izin verecek şekilde dizayn edin. Koyu renkleri değil açık ve huzur veren renkleri tercih edin.
* Yattığınız oda dışında evinizde bir tane de olsa yeşil bitki bulunsun! Eğer bahçeniz varsa, yeşillendirip mümkünse ağaç dikmeye çalışın!
* Eğer imkânınız varsa, imkânı kısıtlı olan kişileri sık sık yemeğe davet edin! Kokusu yayılan yemeklerinizden komşularınıza da ikram edin.
* Bir kişi, üzerinize giydiğiniz bir giysiyi veya evinizdeki herhangi bir eşyanızı çok beğendiyse, bunu hal ve hareketleriyle açıkça belli ediyorsa ve eğer onu yeniden alabilme imkânınız da varsa, hemen o şeyi o kişiye hediye edin! (Benden söylemesi!)
* Biri size ihtiyacını açıkça belli ettiyse ve siz o ihtiyacı karşılayabilecek güce sahipseniz, sakın aldırmazlık etmeyin.
* Kıskançlık duygusuna kapıldığınızı hissederseniz, tevhid'i hatırlayıp zikrederek, kıskandığınız kişiye daha iyi olması için dua ederek, bu duygunuzla savaşın!
* Belli dönemlerde evinizin her odasında ayrı ayrı namaz kılın, bu yaptığınız melekleri oraya davet edecek ve negatif varlıkları defedecektir.
* Evinizde beş vakit namaza devam etmeye gayret edin.
* Ramazan ayında orucunuzu mazeretsiz terk etmeyin ve sık sık iftara misafir davet edin.
* Besmele çekmeden yemeğe başlamayın. Besmele ile başlayarak yediğiniz içtiğiniz her şey hayat iksirine dönüşür, sağlık ve şifa olur. Üstelik yemeğiniz az dahi olsa doyarsınız. Ve hamd ve şükürde bulunmadan da sofradan kalkmayın.
* Tuvalet ve banyolarınıza girerken veya gece dışarı çıkarken Euzü Besmele okuyup, destur deyin. Kısaca, Besmele'siz hiç bir işe kalkışmayın..
* Karanlıkta bahçe veya benzeri avlulara pis su nevi şeyler atmayın. Eğer çok gerkirse Euzü Besmele okuyup, destur diyerek bunu yapın.
* Giyinip soyunurken ve banyo yaparken acele edin. Büsbütün çıplak vaziyette uzun süre kalmayın. Üzerinizi mümkün olduğu kadar örtün.
* Allah ismi veya ayetlerin yazılı olduğu tablo ve vb. eşyaları astığınız yer, tuvalet karışısı veya ayak altı olmasın.
* Kıble yönünde mümkün olduğu kadar az eşya bulundurun ve bu eşyalar eski ve yıpranmış olmasın.
* Gusl abdesti olmaksızın eşiğinizden üç kereden fazla geçmeyin. Görüştüğünüz, evinize gelip giden kişilere de bunu tavsiye edin.
* Mahremiyete dikkat edin! Hanımlar Allah'ın haram kıldığı ve eşlerinin gönül rızası olmadığı kişileri (kadın veya erkek) eşleri yokken evlerine almasınlar. Bu konu da enerji kaybı açısından çok çok önemlidir.
* Komşularınızın ve akrabalarınızın hallerini ve ihtiyaçlarını sık sık araştırın. Üzüntüleri varsa teselli edip, ihtiyaçları varsa gücünüz nispetinde gidermeye gayret edin.
* Hastaları ve sevdiklerini kaybedenleri ziyaret edip, teselli edin. Onlara yanınızda tatlı ve hafif yiyecekleri hediye olarak götürün.
* Başkalarına zarar vermeyip, zararı yalnız kendinize olan ve geri dönüşü olmayan bir günah işledinizse derhal tevbe edin ve bir sadaka verin. Sadaka miktarı nefsinizi değil, vicdanınızı rahatlatacak kadar olsun. Eğer sadaka verecek durumunuz yoksa nafile oruç tutun. Bunun sayısı da yine vicdanınızı rahatlatacak kadar olsun ve mümkünse tek sayılı rakam olsun. (Şer'i olarak bu ölçülerin miktarı bildirildiyse, onlara uyun)
* Önemli bir işinize başlamadan önce de bir ihtiyaç sahibini sevindirip duasını almaya çalışın.
* Bir fincan kahvenin hatırı kırk yıl olmasa da mutlaka Allah indinde bir hakkı vardır. Size iyilik eden kişilere nankörlük etmemeye gayret edin. (Reddederse mazursunuz)
* Komşularınızın hakkına tecavüz edecek davranışlardan da kaçının, kul hakkına girer ve enerjinizi emer.
* Gıybet etmeyin ve evinizde de gıybet edilmesine izin vermeyin, çünkü gıybet edilen mekâna pislik yağar. (Gıybeti edilenlerin günahlarından kaynaklanan negatif enerji hücum eder)
* Bilmeden bir zarar verdiğiniz kişiler olduğunu da düşünüp, o meçhul kişilerin gıyabında hayır dua edin. En azından bunu yapmak elinizden gelir. Eğer zarar verdiğiniz kişiyi biliyorsanız, verdiğiniz zararı telafi etmeye gayret edin, ki gönlü alınsın. Gıybet ve kul hakkı en çok enerji kaybettiren iki şeydir, buna çok önem verin.
* Evinizde sık sık Kur'ân okuyun, Allah'ı zikredin, dostlarınızla ilmi sohbetler yapın. Bu şekilde evinize nur yağar.
* Bilerek veya bilmeyerek Allah'a eş koştuklarınız da enerjinizi emip tüketir. O varlık bunu yapmasa da siz enerjinizi ona yönlendirirsiniz bilmeden.
* Daima Tevhid gerçeği doğrultusunda, "önce ben" diye değil, "önce sen" diyerek yaşayın.


Allah cümlemizi nuruna gark etsin!