Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun bir yerinde; milyonlarca kuşun havada çığlıklarla daireler çizerek uçtuğunu görür.
Kulakları sağır edecek kadar yüksek sesle çığlıklar atan kuşlardan yorulanlar, okyanusun dev dalgalarına atılarak intihar ederler.
Bu olayı yıllar boyunca birçok balıkçı görür, birçok bilim adamı araştırır.
Kuş bilimcileri yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfederler; ancak intihar etmelerinin nedenini çözemezler.
Yıllar süren araştırmalar sonucunda bu trajik olayın yaşandığı yerde bir ada olduğunu, kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu adanın deprem sonucunda okyanusa gömüldüğünü bulurlar.
İnsanların yokluğunu bile fark edemedikleri ada; kuşlar için göç yollarının vazgeçilmez durağıdır.
Kuşlar, binlerce yıllık alışkanlıkla adanın yerini bilmektedirler ve yıpratıcı bir yolculuktan sonra aradıkları adayı bulamayınca yorgunluktan bitkin düşen bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına gömmektedirler?
Peki ya siz?
Sizin hiç bir adanız oldu mu?
Yaşamın uzun göç yollarında size bir yudum taze soluk verecek,
yolunuza dinç devam etmenizi sağlayacak bir adanız var mı?
Bir gün yerinde bulamazsanız, ille de ulaşmak ve sığınmak için başınızın döndüğü ve dengenizi yitirinceye kadar kanat çırpacağınız bir ada yaratabildiniz mi kendinize?
Sınırsızca her şeyi paylaşabileceğiniz bir dost!
Yola birlikte çıkacak kadar güvendiğiniz bir arkadaş, daima huzur ve mutluluk verecek biri,
ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi?
Şöyle daha bir yakın bakın çevrenize?
Size gelen, sizin gittiğiniz, sizi bulan, sizin bulduğunuz kaç ada var çevrenizde?
Kaç tane durup nefeslendiğiniz ada yaratmışsınız kendinize?
CAN DÜNDAR
30 Ağustos 2008 Cumartesi
29 Ağustos 2008 Cuma
DOST
EĞER HERKES DOST SANDIĞI KİŞİLERİN BİR DE KENDİ ARKASINDAN SÖYLEDİĞİ SÖZLERİ DUYSAYDI DÜNYADA PEK AZ DOST KALIRDI.
DOSTLUK ÜZERİNE
Allah dostlarından Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri talebeleriyle bir yerden geçiyorlarmış. O sırada talebelerinden birisi, iki köpeğin koyun koyuna yattığını göstererek:
“Efendim, şu manzaraya bakın. Ne hikmetli ve ne ibret alınacak bir dostluk örneği değil mi?” demiş. Büyük velî:
“Sen, bunların arasındaki dostluğun ve birliğin ne kadar samimî olduğunu bilmek istersen, onların aralarına bir kemik veya ciğer parçası atıver. O zaman bu dostluğun nasıl bir dostluk olduğunu görürsün. İşte bu gördüğün dünya ehli ve dünya malına tapanların aralarındaki dostluk da böyledir. Aralarında bir garez veya menfaat olmadıkça, birbirlerinin dostudurlar; fakat dünyalık bir şey aralarına girince nice senelik namus ve şereflerini hiçe sayarlar ve aralarındaki tuz-ekmek hakkını bir tarafa atarlar.”*
Gerçek dostluk menfaatin çevresinde toplanmak değildir. Aksine zor günlerde dostunun yanında olmaktır. Mevlânâ Hazretlerinin buyurduğu gibi, ortaya çıkacak bir menfaat çatışması dostluklarımız için bir mihenk taşı oluverir. Dostluğumuz Mevlâ için mi yoksa dünya için mi imiş ortaya çıkar.
Gerçek dostluk Allah için olmalıdır. Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek en faziletli ibadettir. Kişinin Allah için sevdiği kişiye, sevgisini ifade etmesi de sünnettir.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “Kişi dostunun dini üzeredir.” buyurmakta. Öyle ise herkes dost edineceği kimselere dikkat etmeli. Yarın mahşer yerinde;
“Eyvah, yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim!” (Furkan, 28)
denildiği zaman, her şey için çok geç kalınmış olacaktır.
Kimlerle dost olmalı?
Bize Allâh’ın dostluğunu kazandıracak kişilerle dost olmalı...
Allah dostlarıyla...
Peygamber dostlarıyla...
Diğer yandan, mü’min geçim ehlidir. İnsanlarla geçinmek, onlarla dostça, hoşça muamele etmek bir mü’minin en mühim içtimaî vazifeleri arasındadır.
Şeyh İbn-i Nûh -kuddise sirruh- Hazretleri insanlarla iyi geçim hususunda şu nasihatlerde bulunmuş:
1. İnsanlardan gelen eziyet ve sıkıntılara sabret. Fakat sen onlara katiyen eziyet etme, sıkıntı verme.
2. İyi olsun, kötü olsun herkese adaletle muamele et.
3. Haklı bile olsan, insanlarla münakaşa ve mücadeleye girişme.
4. İnsanların kusur ve eksiklerini ortaya koyma, hiç kimseyi küçümseme, hiç kimseyle alay etme.
5. İnsanlar arasındaki anlaşmazlık ve ihtilâflarda taraf olma. Gücün yetiyorsa onların aralarını düzelt, ikaz gerekiyorsa en uygun şekilde söyle.
Bugün böyle güzel nasihatlere kulak veren gerçek dost, çok az.
Böyle bir dost bulana ise ne mutlu!
Bir türküde ne güzel söylenmiş:
Cümle dünya sizin olsun,
Bir dost, bir post yeter bana!..
Atlas dîbâ sizin olsun,
Bir dost, bir post yeter bana!..
Bir dost bulun!
Ama gerçek olsun. İyi gününüzde yanınızda, kötü gününüzde karşınızda olmasın. Arayan, soran, sizi hiç yalnız bırakmayan bir dostunuz olsun.
Dostlukta hatalar hoş görülebilmeli. Bir hatası yüzünden insan dostuyla alâkayı kesmemeli. Kendi kusur ve hatalarımızın bağışlanmasını istediğimiz kadar biz de başkalarının hata ve kusurlarını bağışlayabilmeliyiz.
Diğer yandan da; “Dost acı söyler.” atasözümüzün de ifade ettiği gibi, dostu ikaz etmek, yanlışa meyleden yönünü düzeltmek yine dosta düşer. İnsan dostunun bu mânâda yaptığı yapıcı tenkitleri de hoş karşılamalıdır.
Unutmayalım ki, gerçek dostluk Allah için sevmektir!..
Dostluk, ayçiçeği gibi olmaktır. Ayçiçeği gün boyu hiç ayırmaz yüzünü güneşten.
Gerçek dostluk; dünyada başlayan, cennette devam edendir.
Rabbimiz, bize ukbâda pişmanlık duymayacağımız dostluklar nasip etsin.
Bizi, hayırlı dostlarımızla birlikte cennetinde bir araya getirsin.
Âmîn...
Yazar:Naci Öztürk, Yüzakı dergisi,Temmuz 2008
* Nihat ÖZTOPRAK, «Mevlânâ ve Nükte», Yüzakı, sayı: 27, s. 11.
“Efendim, şu manzaraya bakın. Ne hikmetli ve ne ibret alınacak bir dostluk örneği değil mi?” demiş. Büyük velî:
“Sen, bunların arasındaki dostluğun ve birliğin ne kadar samimî olduğunu bilmek istersen, onların aralarına bir kemik veya ciğer parçası atıver. O zaman bu dostluğun nasıl bir dostluk olduğunu görürsün. İşte bu gördüğün dünya ehli ve dünya malına tapanların aralarındaki dostluk da böyledir. Aralarında bir garez veya menfaat olmadıkça, birbirlerinin dostudurlar; fakat dünyalık bir şey aralarına girince nice senelik namus ve şereflerini hiçe sayarlar ve aralarındaki tuz-ekmek hakkını bir tarafa atarlar.”*
Gerçek dostluk menfaatin çevresinde toplanmak değildir. Aksine zor günlerde dostunun yanında olmaktır. Mevlânâ Hazretlerinin buyurduğu gibi, ortaya çıkacak bir menfaat çatışması dostluklarımız için bir mihenk taşı oluverir. Dostluğumuz Mevlâ için mi yoksa dünya için mi imiş ortaya çıkar.
Gerçek dostluk Allah için olmalıdır. Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek en faziletli ibadettir. Kişinin Allah için sevdiği kişiye, sevgisini ifade etmesi de sünnettir.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “Kişi dostunun dini üzeredir.” buyurmakta. Öyle ise herkes dost edineceği kimselere dikkat etmeli. Yarın mahşer yerinde;
“Eyvah, yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim!” (Furkan, 28)
denildiği zaman, her şey için çok geç kalınmış olacaktır.
Kimlerle dost olmalı?
Bize Allâh’ın dostluğunu kazandıracak kişilerle dost olmalı...
Allah dostlarıyla...
Peygamber dostlarıyla...
Diğer yandan, mü’min geçim ehlidir. İnsanlarla geçinmek, onlarla dostça, hoşça muamele etmek bir mü’minin en mühim içtimaî vazifeleri arasındadır.
Şeyh İbn-i Nûh -kuddise sirruh- Hazretleri insanlarla iyi geçim hususunda şu nasihatlerde bulunmuş:
1. İnsanlardan gelen eziyet ve sıkıntılara sabret. Fakat sen onlara katiyen eziyet etme, sıkıntı verme.
2. İyi olsun, kötü olsun herkese adaletle muamele et.
3. Haklı bile olsan, insanlarla münakaşa ve mücadeleye girişme.
4. İnsanların kusur ve eksiklerini ortaya koyma, hiç kimseyi küçümseme, hiç kimseyle alay etme.
5. İnsanlar arasındaki anlaşmazlık ve ihtilâflarda taraf olma. Gücün yetiyorsa onların aralarını düzelt, ikaz gerekiyorsa en uygun şekilde söyle.
Bugün böyle güzel nasihatlere kulak veren gerçek dost, çok az.
Böyle bir dost bulana ise ne mutlu!
Bir türküde ne güzel söylenmiş:
Cümle dünya sizin olsun,
Bir dost, bir post yeter bana!..
Atlas dîbâ sizin olsun,
Bir dost, bir post yeter bana!..
Bir dost bulun!
Ama gerçek olsun. İyi gününüzde yanınızda, kötü gününüzde karşınızda olmasın. Arayan, soran, sizi hiç yalnız bırakmayan bir dostunuz olsun.
Dostlukta hatalar hoş görülebilmeli. Bir hatası yüzünden insan dostuyla alâkayı kesmemeli. Kendi kusur ve hatalarımızın bağışlanmasını istediğimiz kadar biz de başkalarının hata ve kusurlarını bağışlayabilmeliyiz.
Diğer yandan da; “Dost acı söyler.” atasözümüzün de ifade ettiği gibi, dostu ikaz etmek, yanlışa meyleden yönünü düzeltmek yine dosta düşer. İnsan dostunun bu mânâda yaptığı yapıcı tenkitleri de hoş karşılamalıdır.
Unutmayalım ki, gerçek dostluk Allah için sevmektir!..
Dostluk, ayçiçeği gibi olmaktır. Ayçiçeği gün boyu hiç ayırmaz yüzünü güneşten.
Gerçek dostluk; dünyada başlayan, cennette devam edendir.
Rabbimiz, bize ukbâda pişmanlık duymayacağımız dostluklar nasip etsin.
Bizi, hayırlı dostlarımızla birlikte cennetinde bir araya getirsin.
Âmîn...
Yazar:Naci Öztürk, Yüzakı dergisi,Temmuz 2008
* Nihat ÖZTOPRAK, «Mevlânâ ve Nükte», Yüzakı, sayı: 27, s. 11.
28 Ağustos 2008 Perşembe
ÖNEMLİ.

Nüfus cüzdanını kaybedince vergi dairesinede bildirin...
Nüfus cüzdanını kaybeden veya çaldıran kişilerin emniyetten aldığı tutanak ve birde dilekçe eşliğinde bir vergi dairesine başvurması durumunda kayıp olan nüfusunun bilgisi sicil kayıtlarına alınıyor. Ve nüfusu eline geçiren bir diğer kişi herhangi bir vergi dairesine gidip şirket açılışı yapmak istese sistem uyarı veriyor. İnsanların ve hatta vergi dairesi çalışanlarının bile pek bilmediği bu konunun ayrıntılarını gelir iadaresi başkanlığı resmi sitesinde iç genelgeler bölümünde
'VERGİ KİMLİK NUMARASI İÇ GENELGESİ SERİ NO:2007/1 de bulabilirsiniz.
KONU COK ONEMLI, TUM ARKADASLARINIZA YONLENDIRMELISINIZ
27 Ağustos 2008 Çarşamba
AR PERDESİ YIRTILIRSA
Perdeleri yırtılmış bir çağda yaşıyoruz .Edep perdesinin,mahremiyetin perdelerinin yırtıldığı bir çağda .
Görülmemesi ,gösterilmemesi,perdenin ardında olması gerekeni ifşa etmek medenilik sayılıyor buradan tatminsizlik ve kargaşadan öteye yol yok .
Böyle bir çağda müslümanın kendi edebine ,hayasına
Yani kendi perdelerine sahip çıkması bir başka önem taşıyor. Çünkü hem kendisi olarak var olması buna bağlı hem de insanlığın doğruyu bulması …
Hayat kelimesiyle aynı kökten türeyen haya ,gerçek anlamda diri olmanın göstergesindendir.Utanan ,haya eden insanın yüzü kan hücum ettiği için kzarır.
Bir ev,o evde mukim olan ailenin haremidir .Evin mahremi olmayanlar ,yani namahremler o eve izinsiz ,elini kolunu sallayarak giremez.
İLK NE ZAMAN AR ETMİŞTİK.
Modern zamanlarda ar perdesindeki yırtık okadar büyüdüki çoğu insan giderek böyle bir perdenin varlığını dahi unuttu.Utanmanın “kusur”sayıldığı şu günlerde ,” ar ,haya,hicap,ırz ,namus,iffet”kavramlarnı hatırlayalaım istedik.SEMERKAND
,
Görülmemesi ,gösterilmemesi,perdenin ardında olması gerekeni ifşa etmek medenilik sayılıyor buradan tatminsizlik ve kargaşadan öteye yol yok .
Böyle bir çağda müslümanın kendi edebine ,hayasına
Yani kendi perdelerine sahip çıkması bir başka önem taşıyor. Çünkü hem kendisi olarak var olması buna bağlı hem de insanlığın doğruyu bulması …
Hayat kelimesiyle aynı kökten türeyen haya ,gerçek anlamda diri olmanın göstergesindendir.Utanan ,haya eden insanın yüzü kan hücum ettiği için kzarır.
Bir ev,o evde mukim olan ailenin haremidir .Evin mahremi olmayanlar ,yani namahremler o eve izinsiz ,elini kolunu sallayarak giremez.
İLK NE ZAMAN AR ETMİŞTİK.
Modern zamanlarda ar perdesindeki yırtık okadar büyüdüki çoğu insan giderek böyle bir perdenin varlığını dahi unuttu.Utanmanın “kusur”sayıldığı şu günlerde ,” ar ,haya,hicap,ırz ,namus,iffet”kavramlarnı hatırlayalaım istedik.SEMERKAND
,
25 Ağustos 2008 Pazartesi
YORUMLAR
Ben blog yazmaya karar verdiğimde .Bunun ilerde hatırlamak istediğim olayların bir güncesi olması için başladım ama şimdi okuduğum yazıları sevdiklerimle paylaşmak onlardan yorum gelmesi çok güzel değişik olanda tanımadığım ama zaman buldukça ziyaret ettiğim arkadaşalrın yorum bırakmaları beni sevindirdi .Mutlu oldum .Şimdilik okuduklarımı paylaşsamda ilerde daha paylaşımcı olabilip içimden gelenleri yazmayıda isterim olduğum gibi amalar yakamı bırakırsalar bu çekimserlik belki biraz olsun bırakır beni :)daha güzel günlerde yaşamak duasıyla sevdiklerinizle hoşkalın.
23 Ağustos 2008 Cumartesi
DUA
Rabbim sana yakın olmaya ne kadar ihtiyacım var bu kadar kalabalık bir yaşamda yapayalnız olduğumu ve hiçbirşeye gücümün olmadığını biliyor ve hayırlı olanları senden isityor hayırsız olanlardan sana sığınıyorum ve senden sevdiklerine yakın eylemeni dua ediyorum bir mübarek dostluğunua sevgisine öylesine muhtacızki senden bunu diliyorum rızkımızı sevdiklerinin yakınında ver yarab dost eli uzat bizlere .sevdiklerinle beraber yaşlanmayı onların sohbetiyle dünya hayatımızı geçirmeyi ahirettede cennet meclislerinde buluşmayı nasip et yarab sen herşeye gücü yetensin yalnız senden diliyorum, yarabbi bizi razı olduğun şekilde yaşamayı nasip et amiin.SELDA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)