25 Temmuz 2008 Cuma
SAHNE
Aslında bir oyunmuş hayat.sahnede bizler gülen ,ağlayan,bir yerlerden düşüp dizlerini acıtan kabuk bağlamış yaralarını koparan kendi canını defalarca daha acıtan.Bazen başaran ama hep yalnız olduğunu ve böyle devam edeceğini düşünen ruhunu tamam edememiş yalnız bir ruhla acı çeken ne zaman ruhunun eşini düşünse hüzünlenen .Yardıma muhtaç ama yardım edeni olmayan .Ağlayarak geldiği dünyadan ağlayarak giden ,sahne ışıklarına aldanan ve boşa harcayan ışıkları birbir patladığında karanlıkları hesap edemeyen sahneden sonra neler olacağını düşünmeyen ve içini dolduramadığı bir sahnede tek kişilik oyunu bittiğinde alkışlanmayan hüzün kulisin de yapayalnız ve hüzünle bekliyecek olan kendini var eden büyük sanatkara kavuştuğu gün hesabı kolay alkışı bol oyunculardan olmak duasıyla.
24 Temmuz 2008 Perşembe
SİZİ HAYATINIZDA BU KADAR GÜZEL GÖZLER GÖRDÜNÜZMÜ?
KADİR EFE MİZİN MUTLU GÜNÜ

Bugün dayımın torunu kadir efe nin sünneti vardı .Yeğenimi ilk defa gördüm bir yaşında babsının kopyası bir karakuzumuz var.Tabii annesinin canayakınlığını aldığını söylemem gerek kısada olsa görüşme fırsatı bulduk sebeb oldu aile arasında bir yemek ve yasin-i- şerif okundu güzel birgündü mutluluk verici birleştirici günler yaşıyoruz pek evde duramıyor olsakta can sağlığı olsun .Kadirefe annen ve babanla bir ömür güzel bir hayat senin ve seni sevenlerin olsun .
23 TEMMUZ :) :(
Dün çok istememe rağmen fırsat bulup yazamadım yoğun bir gün dü hayrunnisanın doğumgünü vardı diş hediği de aynı gün yapıldı .kızımız biraz nazlı olduğundan 1 yaşında diş çıkardı :) kızımız için tepsi içinde hazırlanan makas ,kitap,kalem,ayna vs den kitaba uzanması bizi sevindirdi inaşallah kitabını tanıyan yaşamına aksttiren bir evlat olarak yetişir.Aile içinde kutlandı doğumgünü ama eksiklerimiz vardı ümmügülsüm nafipaşa mehmet ve hülya sena ahmet :(hayırlısı nasıl olsa gönüller bir kızımız çok güzel oldu pastası anne ve babasının tüm istediği detaylar hazırlanmıştı ve güzel mutlu bir gün geçirdik .YENİ YAŞIN SANA TÜM HAYATIN BOYUNCA HAYIR VE BEREKET GETİRSİN GÜZEL KIZIM İYİKİ DOĞDUN CENNET GÜLÜM:) geçen yıl 23 temmuz da hayatımıza girdi yeni bir enerji getirdi ailemize , güleryüzlü dünya güzeli bir kız hayrunnisa seni çok seviyoruz.ve:( 23 temmuz un benim için bir özelliği daha var biz 30 yıl önce babamı ,ablamı ,erkek kardeşimi kaybettiğimiz trafik kazasını 23 temmuz günü geçirdik yıllar geçtikçe ağırlaşan bir gün ama rabbim bugünün acısını mutlu bir günle aynı tarihte birleştirmiş bizim biraz olsun yüreğimideki sızıyı hafifletsin diye. şükürler olsun sana rabbim verdiklerin ve vermediklerin için
21 Temmuz 2008 Pazartesi
Nereden Nereye

Bir sabah, müdürüm, elinde bir kitapla geldi ve “bu kitabı patronumuz sana gönderdi; bunu okuyacakmışsın” dedi. Kitap, çevre mevzûatına dâir seminer notlarıydı.
O anda içimi sevinçli bir telâş kapladı.
Önce, beni, bu kitabı okumaya ehil birisi olarak gördüğüne memnun oldum.
Sonra bir düşünce aldı beni...
Bu kitabı ne kadar sürede okuyacağımı, ne adına yâni ne kadar bir önemle okuyacağımı düşünüyordum.
Öyle ya, ya hemen ertesi gün kitabı geri isterse ve henüz ben bitirememiş isem. Ya da, okumuş olmak için okumuş olursam.
Eve gidiş gelişte serviste okumaya, evde de devam etmeye karar verdim.
Bu kitabı gönderen, eğer başka biri olsaydı, okuma şevkimin ve kitaba bakışımın daha farklı olacağını hissettim. Bu kitap, “kıymet verdiğim” patronumdan gelmişti...
Demek ki kitabın geldiği makam da önemliydi ve eylemleri etkiliyordu.
Kitabı okurken, “bu kitabı okusun!” demesinden murâdının ne olduğunu düşünerek notlar aldım.
Yarın, “eee Oğuz efendi, ben sana bir kitap göndermiştim, okudun mu, okuduysan eğer bu mevzûatın bizi ilgilendiren hükümleri nelerdir, biz bu hükümlere göre hangi durumdayız, buna göre işletmede ne gibi değişiklikler gerekiyor?” diye sorarsa...
Bu kitaptan “sorulacağımı” düşünerek bir çırpıda okumuştum ben de.
Sonra Rabbimiz geldi aklıma... Yalnız işimin değil, her şeyimin ve âlemlerin sahibi olan Allah (c.c.)
O, “kıymet verdiğim, sözünü dinleyeceğim” EN YÜCE VARLIK idi.
Bir KUTLU ELÇİ vasıtasıyla bana bir KİTAP göndermişti.
“İkra” diyerek beni muhatab kabul etmesinin, bu kitabı anlayıp uygulayacak bir halife olarak yaratmasının ve ehil kılmasının, kıymet vermesinin, “adam yerine koymasının” hazzını yaşadım.
Bu kitabı ne kadar zamanda öğrenmem gerekiyor diye bir telâş sardı beni...
Ecelin ne zaman geleceği, kitabın benden, benim de kitaptan alınacağım zaman bana göre meçhuldü.
Bu kitap; benim kendimi kontrol edebileceğim, kulluğun neresinde olduğumu sorgulayacağım, kendimi nasıl düzeltebileceğimi öğreneceğim bir kitaptı.
Kitabı okurken, bir taraftan da, “Bu kitaba uyup uymadığımdan sorgulanacağımı” bildiren âyet hep zihnimi meşgul ediyordu.
Rabbimizin, “oku” deyişindeki murâdını anlamak için yine O’nun gönderdiği Kitaba başvurdum.
Ve, âcizâne şu tesbitlerde bulundum:
Kur’an niçin indirilmişti; hâlen ve her an indirilmekteydi?
• Kur’an, dosdoğru yolu göstermek için. (Bakara 2, Mâide 16, Yusuf 111, İsrâ 9)
• Allah’ı (c.c.) tanımamız için. (İbrâhim 52)
• Düşünüp anlamamız için. (İsrâ 41)
• Doğru ile yanlışın ayrılması için. (Furkan 1)
• Kendisiyle hükmedilmesi için. (Nisâ 105, Mâide 49, En’am 114, Nahl 64, Ahzab 36)
• Cennetle müjdelemek için. (Kehf 2)
• Şerefimizi kazanmamız için. (Enbiyâ 10, Mü’minûn 71, Zuhruf 44)
• Kendisi vasıtasıyla cihad etmemiz için. (Furkan 33 – 52)
• Allah’ın azabına karşı uyarmak için. (Kehf 2, Yasin 70, Şûrâ 7, Ahkâf 12)
• Uygulamamız ve ona göre yaşamamız için. (Mâide 68, A’raf 3, Zuhruf 44, Furkan 30)
• Nasihat almamız için. (İbrâhim 52, Kâf 45, Kamer 17)
• Fert ve toplumların meselelerine çâre olması için. (Enfâl 24, İsrâ 82, Hadid 9)
• Hayırlara ulaşmamız için. (Nahl 30)
• İmanımızın ve Allah’a olan saygımızın artması için. (Tevbe 124, Nahl 102, İsrâ 109)
• Okuduğumuzda sevap almamız için indirilmişti. (İsrâ 106)
Oğuz Bakar
18 Temmuz 2008 Cuma
GERÇEK SEVENLER
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: 'Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?'diye. 'Bakın göstereyim' demiş ermiş.
Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş 'Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz' diye bir de şart koymuş. 'Peki' demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine 'Şimdi…' demiş ermiş. 'Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.' Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. 'Buyurun' deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
'İşte' demiş ermiş. 'Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktı r şüphesiz.
Şunu da unutmayın: Hayat pazarında Alan değil, Veren kazançlıdır her zaman.
RABBİM GÖNLÜMÜN İSTEDİĞİNİ
HAKKIMDA HAYIRLI EYLE
HAKKIMDA HAYIRLI OLANA
GÖNLÜMÜ RAZI EYLE
AMİN...
Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş 'Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz' diye bir de şart koymuş. 'Peki' demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine 'Şimdi…' demiş ermiş. 'Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.' Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. 'Buyurun' deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
'İşte' demiş ermiş. 'Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktı r şüphesiz.
Şunu da unutmayın: Hayat pazarında Alan değil, Veren kazançlıdır her zaman.
RABBİM GÖNLÜMÜN İSTEDİĞİNİ
HAKKIMDA HAYIRLI EYLE
HAKKIMDA HAYIRLI OLANA
GÖNLÜMÜ RAZI EYLE
AMİN...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

