Daima düşünceliydi.
Susması konuşmasından uzun sürerdi.
Luzumsuz yere konuşmazdı.
Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
Dünya işleri için kızmazdı.
Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
Kötü söz söylemezdi.
Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.
Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
Kimseyle çekişmezdi.
Çok konuşmazdı.
Boş şeylerle uğraşmazdı.
Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
Her zaman ağırbaşlıydı.
Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
*Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.
Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.
Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.
Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
Dostlarına şöyle derdi: “ Dünya da garip bir kimse, yahut bir yolcu gibi ol “
Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
*Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.
Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: “ İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve
Saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve
Haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım “
*Sıradan değildi. Ama sıradan insanlar gibi yaşardı..
*** O, HZ. PEYGAMBERDİ. (SAV)***
17 Temmuz 2008 Perşembe
BİLMELİSİN Kİ ...
Duvarda asılı diplomalar
insanı insan yapmaya yetmez.
Bilmelisin ki ...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,
anlam yükü o kadar azalır.
Bilmelisin ki ...
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak
arasında,
çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Bilmelisin ki ...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!
Bilmelisin ki ...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla
ilgisi yok,
ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Bilmelisin ki ...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan
ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.
Bilmelisin ki ...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.
Bilmelisin ki ...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki ...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki ...
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş
olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
Bilmelisin ki ...
İki kişi münakaşa ediyorsa,
bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Bilmelisin ki ...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Bilmelisin ki ...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun,
pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
*Can YÜCEL
insanı insan yapmaya yetmez.
Bilmelisin ki ...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,
anlam yükü o kadar azalır.
Bilmelisin ki ...
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak
arasında,
çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Bilmelisin ki ...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!
Bilmelisin ki ...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla
ilgisi yok,
ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Bilmelisin ki ...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan
ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.
Bilmelisin ki ...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.
Bilmelisin ki ...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki ...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki ...
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş
olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
Bilmelisin ki ...
İki kişi münakaşa ediyorsa,
bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Bilmelisin ki ...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Bilmelisin ki ...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun,
pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
*Can YÜCEL
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Öyle yaşayalım, öyle konuşalım ki, bizim yüzümüzden kimse Cehenneme gitmesin.
Sorulan dini suallere verilen cevaplara dikkat etmeli, cevap vermek kolay değildir. Cevap verenler de ahirette hesaba çekileceklerdir. Cevap verirken, muteber kitaplardan nakli esas almak şarttır.
Mümin, mümine Allah için sevgiyle baksa, Cenab-ı Hak bütün günahlarını affeder.
Rabbine güvenen kula, Allahü teâlâ yardım eder. Paraya, mala mülke, şuna buna güveneni, güvendiğiyle baş başa bırakır.
Allah için olan işte sevgi vardır. Dünya için olan işte sevgi yoktur. Dünyanın tabiatında sevgi yoktur. Allahü teâlâ dünyayı yarattığından beri, bir defa olsun rahmet nazarıyla bakmamıştır. Dünya, nefs ve şeytanın azmasına yardımcı olmaktadır. İnsanın dünyalığı arttıkça nefsi azar, gurur, kibir artar, kontrolden çıkar. Ahireti bırakıp, hep dünyalığı artırmak için gece gündüz çalışmak, ızdırabı, sıkıntıyı, sevgisizliği artırmak, ahmaklık alametidir.
Bir kalbde iki sevgi olamaz. Bir kalbde dünya sevgisi varsa, o insanda Allah sevgisi olamaz. Olamayınca da her yerde, ailesinde, işinde sevgisizdir.
Bazıları çok sevilir, bazılarından kaçmaya bakılır. Araştırılırsa, muhakkak onun dibinde başka sevgi olduğu görülür.
Allah sevgisi olan kalbde ihlâs olur. İhlâs olan kalbde Allah sevgisi olur. İhlâsla dünya zıttır. Dünya, nefsin ve şeytanın tuzağıdır.
Varlıkta imtihan, darlıktan daha zordur; çünkü darlıkta hep Allah deniyor, varlıkta akla gelince söyleniyor. Bu çok tehlikelidir.
Ehl-i sünnet itikadında olmak, büyükleri yani Evliya zatları tanımak büyük nimettir. Tanıdıktan sonra ayrılmak da, büyük felakettir. Ayrılanlarla beraber olmak da, büyük felakettir. Ayrılanlarla beraber olmak, engerek yılanıyla beraber olmaktan daha tehlikelidir.
İman, Allahü teâlânın bizzat ihsanıdır; çünkü bir kimseye bir şeyler anlatılır; ama imanı Allah'tan başkası veremez.
Allahü teâlâ bir kuluna iman vermişse, ihsanlardan en büyüğünü vermiş demektir. Artık o kulun kalkıp bir kuruşun hesabını yapması, mümin kardeşinin gıybetini, dedikodusunu yapması çok çirkindir.
Fasık bile olsa, ehl-i sünnet itikadında olan bir müminin kalbindeki nuru dünyaya çıkarsalar, imanının nuru güneşin ziyasını kapatır. Mümin o kadar kıymetlidir.
Birbirimizi sevelim. Kendimizi bir şey zannetmeyelim. Hiçbir Müslümanı hakir görmeyelim. Çok sarhoşlar imanlı gitmiştir. Nice âlim veya şeyh geçinenler de imansız gitmiştir.
Mehmet Ali Demirtaş
Sorulan dini suallere verilen cevaplara dikkat etmeli, cevap vermek kolay değildir. Cevap verenler de ahirette hesaba çekileceklerdir. Cevap verirken, muteber kitaplardan nakli esas almak şarttır.
Mümin, mümine Allah için sevgiyle baksa, Cenab-ı Hak bütün günahlarını affeder.
Rabbine güvenen kula, Allahü teâlâ yardım eder. Paraya, mala mülke, şuna buna güveneni, güvendiğiyle baş başa bırakır.
Allah için olan işte sevgi vardır. Dünya için olan işte sevgi yoktur. Dünyanın tabiatında sevgi yoktur. Allahü teâlâ dünyayı yarattığından beri, bir defa olsun rahmet nazarıyla bakmamıştır. Dünya, nefs ve şeytanın azmasına yardımcı olmaktadır. İnsanın dünyalığı arttıkça nefsi azar, gurur, kibir artar, kontrolden çıkar. Ahireti bırakıp, hep dünyalığı artırmak için gece gündüz çalışmak, ızdırabı, sıkıntıyı, sevgisizliği artırmak, ahmaklık alametidir.
Bir kalbde iki sevgi olamaz. Bir kalbde dünya sevgisi varsa, o insanda Allah sevgisi olamaz. Olamayınca da her yerde, ailesinde, işinde sevgisizdir.
Bazıları çok sevilir, bazılarından kaçmaya bakılır. Araştırılırsa, muhakkak onun dibinde başka sevgi olduğu görülür.
Allah sevgisi olan kalbde ihlâs olur. İhlâs olan kalbde Allah sevgisi olur. İhlâsla dünya zıttır. Dünya, nefsin ve şeytanın tuzağıdır.
Varlıkta imtihan, darlıktan daha zordur; çünkü darlıkta hep Allah deniyor, varlıkta akla gelince söyleniyor. Bu çok tehlikelidir.
Ehl-i sünnet itikadında olmak, büyükleri yani Evliya zatları tanımak büyük nimettir. Tanıdıktan sonra ayrılmak da, büyük felakettir. Ayrılanlarla beraber olmak da, büyük felakettir. Ayrılanlarla beraber olmak, engerek yılanıyla beraber olmaktan daha tehlikelidir.
İman, Allahü teâlânın bizzat ihsanıdır; çünkü bir kimseye bir şeyler anlatılır; ama imanı Allah'tan başkası veremez.
Allahü teâlâ bir kuluna iman vermişse, ihsanlardan en büyüğünü vermiş demektir. Artık o kulun kalkıp bir kuruşun hesabını yapması, mümin kardeşinin gıybetini, dedikodusunu yapması çok çirkindir.
Fasık bile olsa, ehl-i sünnet itikadında olan bir müminin kalbindeki nuru dünyaya çıkarsalar, imanının nuru güneşin ziyasını kapatır. Mümin o kadar kıymetlidir.
Birbirimizi sevelim. Kendimizi bir şey zannetmeyelim. Hiçbir Müslümanı hakir görmeyelim. Çok sarhoşlar imanlı gitmiştir. Nice âlim veya şeyh geçinenler de imansız gitmiştir.
Mehmet Ali Demirtaş
İNSAN
Bir bilgeye ' Nasıl insan oluruz ?' diye sormuşlar ya.
'Üç adım atlama' gibi bir cevap vermiş bilge kişi:
Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir,
İnsanlığa attığın ilk adım budur...
Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın.
Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun
'Üç adım atlama' gibi bir cevap vermiş bilge kişi:
Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir,
İnsanlığa attığın ilk adım budur...
Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın.
Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun
16 Temmuz 2008 Çarşamba
Ben bugün teyze oldum :)

Biraz önce çok güzel bir haber aldım canım kardeşim dayımın kızı esinim oğlunu kucağına almış hastenede beni düşünüp aramış canım benim rabbim evladı ve eşiyle huzurlu bir yaşam nasip etsin güzel yürekli kardeşime onu çok seviyorum belki kardeş duygusu tadmadan büyüdüm ama olsa bukadar sevilirdi o benim canım iyi olmasına sevindim hele yıllarca beklediği güzel yavrusunu kucağına almasına anlatamam sevincimi rabbim olmayan herkese nasip etsin ana baba olmayı .Ben çok şanslıyım ne kadar da tersi gibi gözüksede beni seven ve sevdiklerim var teyze ve hala olma ihtimalim olmadığı için kardeş gibi sevdiklerim çocuklarına hep teyze diye hitab ettiriyo ümmüm,tülayım esinim de sıra hepinizi çok seviyorum :)
15 Temmuz 2008 Salı
ESKİDEN TANIDIĞIMI SANDIĞIM KENDİNİ MİLLET İÇİNDE MEVKİSİNİ YÜKSEK GÖREN TAKVA SAHİBLERİNE SLM OLSUN

Namazın Bozuldu
"Dört Hintli mescide gidip namaza durmuş. O sırada müezzin içeri girince Hintlilerden biri namazda olduğunu unutarak;
- Ezan okundu mu, diye sormuş. Diğeri onu dürtmüş:
- Konuştun, namazın bozuldu. Üçüncüsü ise o uyaran arkadaşına;
- Zavallı, ona bakacağına sen kendi namazınla meşgul olsana, diye çıkışmış.
Sonuncu Hintli sevinerek yüksek sesle;
- Elhamdulillah, ben şu akılsızlara uyup namazımı bozmadım, demiş. Böylece dördünün de namazı heba olmuş. (2/110)"
Şimdi de hikâyeden çıkan ilginç sonuca bakalım: Başkasının namazdaki ayıbını görmek bizim de namazımızı bozmakta. Zararı görmek bize de zarar vermekte. Oysa o kusuru görmesek bize hiçbir zararı olmayacak. Aslında bu hikâyenin mesajını namazla sınırlamak mesaja haksızlık olur. Zira namaz, namaz dışında nasıl davranacağımızı öğreten bir ders saatine benzer. Bu bakımdan Mevlânâ'ya göre Allah'ın huzurunda olduğunu müdrik bir kul için hayatın tamamı daimi bir namaz hükmündedir. Öyleyse namazda olalım veya olmayalım dikkatimiz kendi aybımızda olacak, başkasında değil. Şu hadis-i şerif böyle davranabilenler için bir aferinname hükmünde: "Ne mutlu o kişiye ki kendi aybıyla meşgul olmak onu başkalarının ayıplarını görmekten alıkor." Hz. Mevlânâ da şu veciz beytiyle bu hadis-i şerife tercüman oluyor:
Ayb bâşed k'u nebined cüz ki ayb
Ayb key bined revân-ı pâk-ı gayb (1/2074)
Yani: Ayıp olan daima her şeyde ayıbı görmektir. Ruhu gayb aleminde dolaşan gayb eri hiç halkın kusurunu görebilir mi?
HAYATI ERTELEMEK

Siz siz olun hayatı ertelemyin çünkü insan ertelerken birşeyleri kendini ertelemiş oluyor yaşamamış ve en kötüsü hayatı kaçırmış oluyor.vakit varken bir yerinden yakalamalı hayatı yoksa yetişmek mümkün değil hadi koştun diyelim ardından bu kadar yorgunluğa değermi acaba. En iyisi siz hiç kaçmadan yakalayın kaldığınız yerden tadını çıkarın görevler üstüste birikip bir dağ oluşturmadan üzerinize yıkılmadan hemen kalkın neyse hayaliniz o çok anlam kazanmadan gerçek değerinde yaşayın çünkü erteledikçe analamınıda gözünüzde büyütmüş olabilirsiniz yaşayın gitsin .Mesela kendine bir terlik beğendin dursun sonra alırım mı dedin git al kullanıp yıpransın .Yıpransınki alamadığın o basit terlik hayallerini ve kafanı meşgul etmesin yolunu tıkamasın alt tarafı bir terlik olarak kalsın .Hayatı trene benzetirsek vagonlar kalbalıklaşmadan ve uzaklaşmadan yakalayıp binsek iyi olur .Benim kaçırdığım vagonların sayısını hatırlamaya uğraşırken yaşadığım yorgunluğumu yaşamayın mutlu olmak için ilerlemek lazım yerimizde sayar kafamızın içini dinlersek olmaaaaaaaaaaaaaaz:)hemen kalkın harketlenin listelerinizi üstüste koyun en kolay madeden başlayın hergün çok güzeldir yenidir yenilik getirir yenilikler için eski defterleri ya kaldırın ya bitirin mutlu ve listelerin mutluluk maddeleriyle dolduğu günler dilerim:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)