16 Temmuz 2008 Çarşamba

Ben bugün teyze oldum :)


Biraz önce çok güzel bir haber aldım canım kardeşim dayımın kızı esinim oğlunu kucağına almış hastenede beni düşünüp aramış canım benim rabbim evladı ve eşiyle huzurlu bir yaşam nasip etsin güzel yürekli kardeşime onu çok seviyorum belki kardeş duygusu tadmadan büyüdüm ama olsa bukadar sevilirdi o benim canım iyi olmasına sevindim hele yıllarca beklediği güzel yavrusunu kucağına almasına anlatamam sevincimi rabbim olmayan herkese nasip etsin ana baba olmayı .Ben çok şanslıyım ne kadar da tersi gibi gözüksede beni seven ve sevdiklerim var teyze ve hala olma ihtimalim olmadığı için kardeş gibi sevdiklerim çocuklarına hep teyze diye hitab ettiriyo ümmüm,tülayım esinim de sıra hepinizi çok seviyorum :)

15 Temmuz 2008 Salı

ESKİDEN TANIDIĞIMI SANDIĞIM KENDİNİ MİLLET İÇİNDE MEVKİSİNİ YÜKSEK GÖREN TAKVA SAHİBLERİNE SLM OLSUN


Namazın Bozuldu



"Dört Hintli mescide gidip namaza durmuş. O sırada müezzin içeri girince Hintlilerden biri namazda olduğunu unutarak;

- Ezan okundu mu, diye sormuş. Diğeri onu dürtmüş:

- Konuştun, namazın bozuldu. Üçüncüsü ise o uyaran arkadaşına;

- Zavallı, ona bakacağına sen kendi namazınla meşgul olsana, diye çıkışmış.

Sonuncu Hintli sevinerek yüksek sesle;

- Elhamdulillah, ben şu akılsızlara uyup namazımı bozmadım, demiş. Böylece dördünün de namazı heba olmuş. (2/110)"

Şimdi de hikâyeden çıkan ilginç sonuca bakalım: Başkasının namazdaki ayıbını görmek bizim de namazımızı bozmakta. Zararı görmek bize de zarar vermekte. Oysa o kusuru görmesek bize hiçbir zararı olmayacak. Aslında bu hikâyenin mesajını namazla sınırlamak mesaja haksızlık olur. Zira namaz, namaz dışında nasıl davranacağımızı öğreten bir ders saatine benzer. Bu bakımdan Mevlânâ'ya göre Allah'ın huzurunda olduğunu müdrik bir kul için hayatın tamamı daimi bir namaz hükmündedir. Öyleyse namazda olalım veya olmayalım dikkatimiz kendi aybımızda olacak, başkasında değil. Şu hadis-i şerif böyle davranabilenler için bir aferinname hükmünde: "Ne mutlu o kişiye ki kendi aybıyla meşgul olmak onu başkalarının ayıplarını görmekten alıkor." Hz. Mevlânâ da şu veciz beytiyle bu hadis-i şerife tercüman oluyor:

Ayb bâşed k'u nebined cüz ki ayb

Ayb key bined revân-ı pâk-ı gayb (1/2074)

Yani: Ayıp olan daima her şeyde ayıbı görmektir. Ruhu gayb aleminde dolaşan gayb eri hiç halkın kusurunu görebilir mi?

HAYATI ERTELEMEK


Siz siz olun hayatı ertelemyin çünkü insan ertelerken birşeyleri kendini ertelemiş oluyor yaşamamış ve en kötüsü hayatı kaçırmış oluyor.vakit varken bir yerinden yakalamalı hayatı yoksa yetişmek mümkün değil hadi koştun diyelim ardından bu kadar yorgunluğa değermi acaba. En iyisi siz hiç kaçmadan yakalayın kaldığınız yerden tadını çıkarın görevler üstüste birikip bir dağ oluşturmadan üzerinize yıkılmadan hemen kalkın neyse hayaliniz o çok anlam kazanmadan gerçek değerinde yaşayın çünkü erteledikçe analamınıda gözünüzde büyütmüş olabilirsiniz yaşayın gitsin .Mesela kendine bir terlik beğendin dursun sonra alırım mı dedin git al kullanıp yıpransın .Yıpransınki alamadığın o basit terlik hayallerini ve kafanı meşgul etmesin yolunu tıkamasın alt tarafı bir terlik olarak kalsın .Hayatı trene benzetirsek vagonlar kalbalıklaşmadan ve uzaklaşmadan yakalayıp binsek iyi olur .Benim kaçırdığım vagonların sayısını hatırlamaya uğraşırken yaşadığım yorgunluğumu yaşamayın mutlu olmak için ilerlemek lazım yerimizde sayar kafamızın içini dinlersek olmaaaaaaaaaaaaaaz:)hemen kalkın harketlenin listelerinizi üstüste koyun en kolay madeden başlayın hergün çok güzeldir yenidir yenilik getirir yenilikler için eski defterleri ya kaldırın ya bitirin mutlu ve listelerin mutluluk maddeleriyle dolduğu günler dilerim:)

13 Temmuz 2008 Pazar

ÇORUM HANCILAR RESTORANT







Aklıma gelmişken geçen pazar günümüz çok güzel di çünkü ailece çoruma gezmeye gittik dönüşte eşim bizi hancılar diye biryere götürdü güzel sürprizleri olan bir asırdır hizmet veren bir lokanta hayrat çeşmesi ve resimdeki bütün güzellikleri size sunan hoş bir aile yeri herkese tavsiye ederim mutlaka birgününüzü ailenizle orda geçirmelisiniz:)ahhhhhhh her pazr böyle geçse anladım ben gizlibir gezme delisiyim güya ben hiiiiç sevmem gezmeyi:)

KLASİK BİR PAZAR:(


Ve sıkıcı bir pazar günü daha geçip gitmekte ev üzerime çöküyo belli belirsiz karışık bir sürü düşünce ve birde pazarın sıkıcılığı yakamı bırakmıyo :( hiçbirşey düşünmeden sevdiğim bir işe yoğunlaşıp uğraşmak istiyorum.Hergün aynı geçip gitmekte yani aldanmaktayım 2 günü birbirine denk geçen aldanmaktadır sözünü yeniden yeniden yaşamakta ve yaşalmaktayım hayatın beni tükettiğini bile bile elimden birşey gelmeme acizliğinde boynumu bükmekteyim.monotonluk hayatın oturması sıkar hep beni birşey olmalı hareket etmeliyim tekdüze alışılmış benim nefes almamı zor hale getiriyor sanırım derdim bu hareket alanımın kısıtlı olduğunu düşünmek boğuyor imdaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaat:) en iyisi oğlum alıp dolaşmalı biraz içimiz açılır aslında uzun bir yürüyüş iyi olur.

APARTMANDA DÜĞÜN VAAAAAR:)


Bu gece apartmanda kına gecesi yapıldı gelinimiz başka bir memleketten olduğu için orda düğünü yapılıp burda ikinci kına gecesi yapıldı.Karşı komşum ve alt kat komşularım hepsi dünya tatlısı insanlar beraber olma fırsatı buldum.karşı komşum ayşe ablamla birbirimize bir söz verdik bu bir sürpriz pazartesi buluşmamızdan sonra anlatmak üzre .yarın 3 4 düğün birden var RABBİM BÜTÜN ÇİFTLERE MUTLULUK VERSİN HUZURLU BİR YAŞAM ONLARIN VEEEEEE BİZLERİN OLSUN :) AMİİİİİİİİİİİN :)

12 Temmuz 2008 Cumartesi

Fırtına çıktığında uyuyabilir misiniz?





Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde
çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı.
Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp ´çiftlik işlerinden anlar mısın?´ diye sormadan edemedi çiflik sahibi. ´Sayılır´ dedi adam, ´fırtına çıktığında uyuyabilirim´. Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı. Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar:
Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu: ´Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.´ Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: ´Boşverin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya.´ Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.
Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu: A-aa! Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini
kapatırken mırıldandı: ´Fırtına çıktığında uyuyabilirim´
Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), mânen (dua), maddeten (tedbir) hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz. Hayatınız boyunca.

Kızgınlıkla karar almayın, mutluluktan uçtuğunuzda söz vermeyin. İkisi de sarhoşluk ânıdır, akıl başta değildir


ALINTIDIR..
Yusuf PEHLİVAN
Erzurum-94